Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2023/4393 E. 2023/4877 K. 10.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4393
KARAR NO : 2023/4877
KARAR TARİHİ : 10.07.2023

K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Kasten yaralamaya teşebbüs

… 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.10.2021 tarihli ve 2020/660 Esas, 2021/666 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında kasten yaralamaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve aynı maddenin üçüncü fıkrasının (a) ve (e) bentleri, 35 … maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 … maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 1 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 02.12.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 22.03.2023 tarihli ve 2022/10281 sayılı evrakı ile kanun yararına

bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.05.2023 tarihli ve KYB-2023/40714 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.05.2023 tarihli ve KYB-2023/40714 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre,
1) Sanık hakkında … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.10.2021 tarihli kararında, cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş ise de; sanığın adli sicil kaydının incelenmesinde suç tarihi itibarıyla tekerrüre esas alınabilecek bir sabıkasının bulunmaması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2) … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.10.2021 tarihli kararının gerekçe kısmında, ‘…Sanığın ele geçirilemeyen bıçakla müştekiyi yaralamaya teşebbüs ettiği…sanığın üzerine atılı suçlamayı tevilli olarak kabul ve ikrar ettiği, sanığın katılanı basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaraladığı alınan doktor raporu ile sabit olduğundan…’ şeklinde belirtilmesine karşın, hüküm fıkrasında sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığından bahisle cezasından indirim uygulanmak suretiyle hüküm ile gerekçe arasında çelişkiye sebebiyet verilmesinde,
3) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.01.2020 tarihli ve 2015/3-1206 Esas, 2020/31 Karar sayılı ilamında ‘…Kasten yaralama suçundan verilecek cezada bir artırım nedeni olarak öngörülen suçun silahla işlenmiş hâlinin teşebbüs aşamasında kalması, genel norm ile aynı hukuki yararı koruyan özel norm niteliğinde olup genel normun tüm unsurlarını taşımakla birlikte genel normda yer almayan özel bazı unsurları da ihtiva etmektedir. Böyle bir durumda özel normun önceliği ilkesi uyarınca olaya genel norm değil özel normun uygulanması gerektiğinden, somut olayda sanığın silahla kasten yaralama suçuna teşebbüsten sorumlu tutulması gerekmektedir. Ancak ortada basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte tamamlanmış bir yaralamanın var olduğu da göz önüne alındığında, işlenen fiille orantılılık ve hakkaniyet ilkeleri gözetilerek teşebbüs hükmünün düzenlendiği TCK’nin 35. maddesi uyarınca cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilmek suretiyle belirlenecek ceza, tamamlanmış basit yaralama suçu için öngörülen cezanın altına düşmeyecek şekilde belirlenmelidir…’ şeklinde yer alan açıklamalar karşısında,
Somut olayda, bıçak ile mağduru yaralamaya teşebbüs ettiği iddiası ile açılan davada sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda sanığın 5237 sayılı Kanun’un 86/2. maddesi gereğince tamamlanmış basit yaralama suçu için öngörülen cezanın altına düşmeyecek şekilde cezalandırılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasında,
İsabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. Resmî nüfus kayıt örneklerine göre suç tarihinde evli olan taraflar arasında yakınlarının ikâmetlerinde bulundukları sırada çıkan tartışmada hükümlünün mağduru bıçakla yaralamaya kalktığı, araya girenlerin engel olduğu, hükümlünün mağduru basit tıbbi müdahele ile giderilebilir şekilde yaralama eyleminin

sübuta erdiği kabul edilerek hükümlü hakkında eşini silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçundan cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

2. 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrasında ve üçüncü fıkrasının ilgili bölümlerinde;
“(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine,…
(3) Kasten yaralama suçunun;
a) Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı,
…,
e) Silahla,
İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında, ….artırılır.”
Şeklinde düzenleme yapılmıştır.

3. İnceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Mahkemece hükmün gerekçe kısmında hükümlünün kasten yaralama eylemini gerçekleştirdiği kabul edildiği hâlde hüküm fıkrasında hükümlünün cezasından teşebbüs nedeniyle indirim yapıldığı anlaşılmakla gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişkiye neden olacak şekilde karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

Mahkemece kabul edildiği olayın oluş şekli itibarıyla hükümlünün mağdur eşini bıçakla yaralamaya kalkışması, sonrasında yaralaması şeklinde mağduru kasten yaralamaya yönelik birden çok eylemi aynı suç işleme kastıyla çok kısa zaman aralığı içerisinde gerçekleştirilmesi nedeniyle, olay bir bütün olarak değerlendirilip hükümlünün tek bir eşini silahla kasten yaralama suçundan cezalandırılması gerekir.

Bununla birlikte hükümlü hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 61 … maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın kastının yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen “cezada orantılılık ilkesi” dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası kapsamında belirlenen temel ceza alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmelidir.

4. 5237 sayılı Kanun’un, Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular başlıklı 58 … maddesinin birinci fıkrasının inceleme konusu ile ilgili birinci cümlesinde ve beşinci fıkrasında;
“(1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri uygulanır.” şeklinde düzenlemenin bulunduğu, hükümlünün suç tarihi itibarıyla tekerrüre esas sabıkasının bulunmaması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 58 … maddesinin altıncı fıkrası gereği mükerrir olmadığı belirlenmekle, hükümlü hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi bu yönden de yerinde görülmüştür.

5237 sayılı Kanun’un 58 … maddesinin üçüncü fıkrası;
“Tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur.”

5237 sayılı Kanun’un, Kasten yaralama başlıklı 86 ncı maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan ikinci fıkrası ise;
“Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.”
Şeklinde düzenlenmiştir. Hükümlünün adlî sicil kaydında tekerrüre esas olabilecek başka bir ilâmı bulunmamaktadır. 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrasında seçimlik ceza olarak adli para ve hapis cezaları öngörüldüğünden Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 25.09.2018 tarihli ve 2015/13-1066 Esas, 2018/373 Karar sayılı kararında ayrıntıları açıklandığı üzere, Mahkemece adlî para cezasının da takdir hakkı kapsamında tercihinin mümkün olduğu belirlenmiştir.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.10.2021 tarihli ve 2020/660 Esas, 2021/666 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca hükümlünün sonuç ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkının korunması dikkate alınarak gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.07.2023 tarihinde karar verildi.