YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4401
KARAR NO : 2023/4886
KARAR TARİHİ : 10.07.2023
K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
Muğla 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.01.2016 tarihli ve 2015/626 Esas, 2016/317 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (e) bentleri, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 4.500, TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 … maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın itiraz edilmeksizin 02.02.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 29.03.2023 tarihli ve 2022/28702 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.05.2023 tarihli ve KYB-2023/40880 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.05.2023 tarihli ve KYB-2023/40880 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Sanığın denetim süresi içerisinde suç işlediğinden bahisle anılan hükmün açıklanmasına ilişkin Muğla 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.12.2021 tarihli ve 2021/566 Esas, 2021/742 sayılı kararının, asıl kararın kanun yararına bozulması halinde yok hükmünde olacağı değerlendirilerek yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 2014/15-487 Esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre,
1) Sanığın daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunmadığından yasal koşullarının oluştuğu gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de; dosyada yer alan Muğla 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 05.10.2011 tarihli ve 2011/417 Esas, 2011/997 sayılı ilamı, Muğla 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 06.05.2014 tarihli 2014/6 Esas, 2014/438 sayılı ilamı, Muğla 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.11.2011 tarihli ve 2011/251 Esas, 2011/300 sayılı ilamı ile sanığın daha önceden işlediği kasıtlı suçlarına ilişkin kayıtların yer aldığı, bu halde sanığın suç tarihinden önce kasıtlı bir suçtan mahkum olması sebebiyle 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2) Dosya kapsamına göre, sanığın sabıka kaydında bulunan Muğla 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 05.10.2011 tarihli ve 2011/417 Esas, 2011/997 sayılı kararı ile ikinci kez mükerrir olduğu gözetilmeden tekerrür hükümleri uygulanmadan, yazılı şekilde karar verilmesinde,
3) 5237 sayılı Kanun’un 58. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ‘Tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezası hükmolunur.’ şeklindeki düzenleme nazara alınıp, anılan Kanun’un 86/2. maddesinde seçimlik olarak öngörülen hapis veya adlî para cezasından, hapis cezası seçilerek mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. Öğretide olağanüstü temyiz olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü kanun yolunun koşulları ve sonuçları, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi ile aynı Kanun’un 310 uncu maddesinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun’un, Kanun yararına bozma başlıklı 309 uncu maddesinin inceleme konusu ile ilgili birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan;
“(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya
hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.
(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.”
Şeklindeki düzenlemeler uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için, bu karar veya hükmün hukuken geçerli olması ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231 … maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan altıncı fıkrası;
“(6) (Ek: 6.12.2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir. (Ek cümle: 22/7/2010 – 6008/7 md.) Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.”
Şeklinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin onbirinci fıkrası gereği “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.”
5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin on ikinci fıkrasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurulabileceği hüküm altına alınmıştır.
3. Bir hukuki işlemin, kurucu unsurlarında eksiklik olması halinde, hukuki işlemler için bir yokluk halinden bahsedilebilecektir. Ayrıca kurucu unsurlar dışında hukuki işlemlerdeki “geçerlilik” ve “etkinlik” unsurları da, işlemin “yok hükmünde” sayılması ile ilgili olarak dikkate alınmalıdır. Hukuken geçerli olan kararların yok hükmünde sayılmasından söz edilemez.
Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyasının değerlendirilmesinde; adlî sicil belgesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel nitelikte kaydı bulunan sanığın, kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (e) bentleri, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 4.500, TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar verilmiş, anılan karar itiraz edilmeksizin 02.02.2016 tarihinde kesinleşmiştir.
Sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra sanığın denetim süresi içinde 26.01.2020 tarihinde kasıtlı bir suç işlemesi sebebiyle Muğla 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.12.2021 tarihli ve 2021/566 Esas, 2021/742 Karar sayılı kararı ile sanık hakkındaki hükmün açıklanmasına ve sanığın 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (e) bentleri, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 4.500, TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Açıklanan hükmün istinaf edilmesi üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 20.09.2022 tarihli ve 2022/2458 Esas, 2022/2400 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına ilişkin kararın yok hükmünde olduğuna kesin olarak karar verilmiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair ilk karara yönelik kanun yararına bozma yoluna başvurulması gerektiği kabul edilmiş ise de; hükmün açıklanması suretiyle verilen mahkumiyet kararının bu şekilde yok hükmünde sayılması mümkün bulunmamaktadır.
4. Uygulamada, bazı hâllerde, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması suretiyle verilen mahkumiyet hükümlerinin yok hükmünde olduğunun tespit edildiği kararlar mevcuttur. Örneğin, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın tebligat işlemlerindeki hukuka aykırılıklar ve kararın kesinleşmemesi veya daha önce açıklanan hükmün ikinci kez açıklanmasına karar verilmesi gibi hallerde açıklanan hükümlerin yok hükmünde sayılması kabul edilebilir. Bu gibi hallerde, işlemin kurucu unsurlarında eksiklik olması nedeniyle yok hükmünde olduklarından kuşku bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, sabıkalı olan sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanmasının isabetsiz olduğunda tereddüt bulunmamakta ise de; incelenen dosyada açıklanması geri bırakılan ve itiraz edilmeden kesinleşen hüküm açıklanmakla hukuki varlık kazanmış ve yok hükmünde sayılması için de bir neden oluşmamıştır. Koşulları oluşmadığı halde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar açıklandığında yok hükmünde olmaz. Açıklanmakla geçerli bir hukuki varlık kazanan bu hükmün istinafen incelenmesi gerekmektedir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında dair karardaki hukuka aykırılığın hükmün açıklanmasına karar verilmiş olması nedeniyle bu aşamada kanun yararına bozma
yoluyla giderilmesinin mümkün bulunmadığı belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.07.2023 tarihinde karar verildi.