YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8002
KARAR NO : 2023/3040
KARAR TARİHİ : 31.05.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, bedel davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı … yönünden davanın reddine, dahili davalılar yönünden husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı Hazine vekili, dava konusu … ili, … ilçesi, 232 ada 135 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında davalı … … adına tespit ve tescil edildiğini, davalı …’nin ise diğer davalı …’a satış suretiyle devrettiğini, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, satın alan kişinin de iyiniyetli olmayacağını, taşınmazın davacı Hazine’ye ait, boş, meyilli, sınırları belirsiz olduğunu, yaklaşık 20-30 yıldır kullanılmadığını, tarım yapılmaya uygun olmadığını, kadastro tarihine kadar hiçbir kullanım bulunmadığını, taşlık yapıda olduğunu, hatalı olarak davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile davacı Hazine adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmaz bedelinin davalı …’den tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı …, dava konusu taşınmazı 19.10.2012 yılında devletin kurumlarına ve tapu müdürlüğüne, tapu kaydına güvenerek satın aldığını, iyiniyetli olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı … …’ın ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmişler, mirasçılardan …, … ve …, mirasbırakanları … …’ın dava konusu taşınmazı bedeli karşılığında diğer davalı …’a sattığını, 1998 yılına kadar taşınmazı aralıksız ekip kullandıklarını, taşınmazın taşlarını mirasbırakanlarının ve daha sonra kendilerinin temizlediklerini, dedelerinden mirasbırakanlarına kaldığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu yerdeki kadastro çalışmalarının 2004 yılında tamamlandığı, 2004 yılından geriye doğru 20 yıllık süre değerlendirildiğinde taşınmazın malik sıfatıyla davasız aralıksız kullanımının mevcut olduğu, jeodozi ve fotogrametri mühendisinin 14.03.2017 tarihli raporunda dava konusu taşınmazın tarla vasfında olduğu, sabit sınırların arazi üzerinde mevcut olduğu, kadastro tarihi olan 2004 yılında kullanımın mevcut olduğunun bildirildiği, taşınmazın davasız ve aralıksız kullanıldığının mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından anlaşıldığı, davacı Hazine tarafından açılan davanın haksız olduğu, zilyetlikle mülk edinmeye ilişkin davalı lehine kanuni şartların mevcut olduğu ve mülkiyetin kazanıldığı gerekçesiyle davalı … yönünden davanın reddine, dahili davalılar …, …, … ve … bakımından husumet yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Davacı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalıların taşınmazda geriye dönük 20 yıllık süreyi kapsayacak şekilde zilyetlikleri bulunmadığını, davalılar lehine kanuni şartların mevcut olmadığını, eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu taşınmazın tespitten önce imar ve ihyasının yapılarak 20 yıldan fazla süre ile önce davalı … ve mirasbırakanları, daha sonra da satın alan diğer davalı … tarafından kullanıldığı, taşınmaza dayanak yapılan vergi kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu, keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklarca belirtildiği, 1954, 1975 ve 1992 yıllarına ait hava fotoğraflarında tarım arazisi olarak kullanılan yerlerden olduğunun bilirkişi tarafından açıklandığı, zilyetlikle iktisabı mümkün, imar ihyası tamamlanmış ve kadastro tespitinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre tarımsal amaçla kullanıldığının ziraatçı uzman bilirkişi tarafından tespit edildiği, davalı yararına 3402 sayılı Yasa’nın 14. ve 17. maddeleri ile 4721 sayılı TMK’nın 713/1. maddelerinde belirtilen koşulların oluştuğu, davanın reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itiraz nedenlerini yineleyip, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14/1. maddesi şöyledir; “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.”
17/1. maddesi şöyledir; “Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde Hazine adına tespit edilir.”
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, özellikle; davacının bedel isteği de bulunduğu gözetilmek suretiyle davalı … … mirasçıları yönünden husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, bu husus temyiz nedeni yapılmadığından eleştirilmekle yetinilmiş olmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
492 sayılı Harçlar Kanunun değişik 13. maddesinin “j” bendi gereğince davacı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.05.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.