YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7721
KARAR NO : 2011/9574
KARAR TARİHİ : 29.09.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAZMİNAT
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu 302 ada 6 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi kapsamında olduğu iddiasıyla açılan dava sonucunda mahkeme kararı ile tapu kaydının iptal edilerek kamuya terkin işlemi yapıldığını ileri sürerek, mülkiyet hakkından yoksun bırakılma karşılığı hak dengesinin korunması için 367.100,00.-TL tazminatın faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında ıslah talebinde bulunmuştur.
Davalı, kıyı kenar çizgisi kapsamında kalan taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacağını, hak ve adalet dengesinin gözetilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar, 4. Hukuk Dairesince; “dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptaline dair mahkeme kararı 24.09.2007 tarihinde kesinleşmiş olup, davacı en geç 24.09.2007 günü uğradığı zararı ve zarar vereni öğrenmiş bulunduğuna göre, eldeki dava 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde ve 28.08.2008 gününde açılmış ise de. 06.03.2009 günü ıslah edilen bölüm yönünden zamanaşımı süresi dolmuştur. Yerel mahkemece açıklanan yönler ve davacının taşınmaz üzerinde bina olduğunu bilmediğine ilişkin iddiasının dinlenemeyeceği gözetilerek, ıslah edilen bölümün zamanaşımı nedeni ile reddedilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. Dosya içeriğinden, davacının taşınmazı 23.09.1998 tarihinde satın alma yolu ile edindiği anlaşılmaktadır. Taşınmaz ile ilgili sicilin tutulması ve taşınmaz ile ilgili sınırlama var ise bunları tapu siciline yazdırması gereken davalı Hazine, tapu kaydında böyle bir sınırlama ve açıklama (şerh) bulunmadığı halde davacı adına tapu düzenleyip bir süre sonra aynı yerin kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürerek, düzenlediği tapuyu iptal ettirmiştir. Hiçbir kusuru olmadığı halde tapusu iptal edilen davacı, taşınmazın değeri kadar zarara uğramıştır. Medeni Yasa’nın 1007. maddesi gereğince, tapu kaydının tutulmasından doğan tüm zararlardan, tapu kaydını yöntemine uygun tutmayan, özel mülkiyete konu olamayacak yere tapu düzenleyen Hazine verdiği zarardan sorumlu olduğundan, yerel mahkemece Hazine’nin sorumlu tutulmuş olması doğrudur. Ancak, indirim oranı somut olayın özelliklerine, zararın haksız eylemden değil, karşılıklı hak ve adaletin korunması ilkesinden kaynaklanmasına, taşınmazın gerçek değerinin karşılanmasının gerekmemesine göre takdir edilmelidir. Açıklanan olgular gözetildiğinde, zarar kapsamı belirlenirken taşınmazın gerçek değeri üzerinden yapılan indirim azdır. Daha üst düzeyde indirim yapılması gerektiği” gerekçesiyle bozulması üzerine mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla;Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu,düşüncesi alındı.Dosya incelendi,gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. Davalının temyiz itirazı yerinde değildir. Reddi ile usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13. maddesinin j. Bendi gereğince davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 29.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.