YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10277
KARAR NO : 2023/3310
KARAR TARİHİ : 18.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Katılan vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kocaali Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2018 tarihli ve 2017/17 Esas, 2018/43 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 27 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 04.11.2020 tarihli ve 2018/1347 Esas, 2020/2458 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 … maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, aynı hükmün son cümlesi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 … maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan vekilinin temyiz istemi; suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs olduğuna ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin temyiz istemi; duruşma günü haklı mazeretleri olmasına rağmen yokluklarında karar verilerek savunma hakkının kısıtlandığına, sanığın eyleminin meşru savunma kapsamında kaldığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık ile katılanın yeğenleri arasında yol verme meselesinden tartışma çıktığı, katılanın yeğenlerinin araçlarını sanığın aracının önüne kırarak durdukları, katılan ve yanındakilerin sayıca çok daha kalabalık olduğu, tartışma büyüyünce ve kalabalık artınca sanığın üzerinde bulunan silahla havaya ateş ederek “Üzerime gelmeyin vururum” dediği, kalabalığın üzerine gelmesi üzerine korku ve heyecana kapılarak bir el daha ateş ederek katılanın batın sol üst tarafta bir adet ateşli silah mermi çekirdeği ile yaralanmasına neden olduğu kabul edilmiş ve katılanın yeğeni olan tanık S.U.’nun sanığın kendi araçlarını park ettikten sonra gelip yanlarında durarak kendilerine sataştığına ilişkin beyanlarına itibar edilmemiş, sanığın yabancısı olduğu ve sayıca fazla olan tartıştığı kişilerin durduğu yerde durarak taşkınlık çıkarması hayatın olağan akışına uygun olmadığından sanık ve tanık A.D.’nin bu husustaki beyanlarına itibar edilerek sanığın eyleminin meşru savunmada sınırın aşılması olduğu kabulü ile 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
2. Sanığın eylemi neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak;
a. Kocaali İlçe Hastanesi tarafından düzenlenen 08.09.2015 tarihli;
“Batın sol üst tarafta 1×1 cm genişliğinde 4 cm derinliğinde saptanan ateşli silah yaralanması, ileri merkeze sevk edilmiştir”
b. … Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 04.01.2019 tarihli;
” Yenikent Devlet Hastanesinin 30.09.02016 tarihli 364 sayılı raporunda; 08.09.2016 tarihinde batına nafiz ateşli silah yaralanması ile getirildiği, ameliyat edildiği, ince barsak iki yerden ve transvers kolon iki yerden perfore, mezenter kısmen yaralanmış ve kanamalı olduğu, basit tıbbi müdahale ile tedavi edilemez, hayati tehlikesinin olmadığı kayıtlı olmakla;
Mevcut rapor bulgularına nazaran, yaralanmasının; Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLDUĞU”
Görüşlerini içerir adlî muayene raporları dava dosyasında mevcuttur.
3. Sanığın aşamalardaki savunmaları, katılan ve tanıkların beyanları, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 16.10.2016 tarihli balistik incelemesi ve 26.10.2016 tarihli kovan incelemesine ilişkin uzmanlık raporları, İstanbul Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğince düzenlenen 07.11.2016 tarihli atış artığı ve atış mesafesi belirlemeye ilişkin uzmanlık raporu, olay yeri inceleme raporu, tutanaklar, sanığın adli sicil ve nüfus kaydı dava dosyasında bulunmaktadır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Katılanın yeğeni tanık S.U. ve bir kısım tanıklar ile sanık arasında yol verme mevzusundan tartışma çıktığı, daha sonra tanık S.U.’nun aracını sanığın kullandığı aracın önüne kırdığı ve tarafların araçlarını durdurdukları, araçlarından inen taraflar arasında başlayan tartışma sırasında kahvehane önünde oturan katılanın tarafların yanına gittiği, burada tanıklar E.U., S.U. ve Ö.A.’nın sanık ile tartıştıkları sırada katılanın, sanığa “Yeğenim gel konuşalım” dediği, bunun üzerine sanığın tabancasını çıkartarak “Siz karışmayın” diye söylediği ve yakın mesafeden ateş ederek, katılanı … Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 04.01.2019 tarihli raporda belirtildiği üzere batına nafiz ateşli silah yaralanması sonucu hayati tehlike geçirecek şekilde yaraladığı olayda toplanan deliller, katılanın beyanı, tanık ifadeleri, doktor raporu ve tüm dosya kapsamında ulaşılan vicdani kanaat neticesinde sanığın neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan mahkûmiyetine karar verildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık müdafiinin duruşma günü haklı mazeretleri olmasına rağmen yokluklarında karar verilerek savunma hakkının kısıtlanması, sanığın eyleminin meşru savunma kapsamında kaldığına yönelen temyiz sebepleri yönünden;
İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve
bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, sanık müdafiinin başka bir mahkemede duruşması olduğu şeklinde mesleki mazeret dilekçesi sunduğu celsede sanığın hazır bulunduğu, müdafii talep etmediği ve savunmasını kendisinin yapacağını belirtmiş olduğu gözetildiğinde savunma hakkının kısıtlanmasının söz konusu olmadığı, hukuka uygunluk nedenlerinden biri olarak 5237 sayılı Kanun’un 25 … maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen meşru savunmanın yargısal kararlarda ve öğretide; bir kimsenin, gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakkı hedef alan, gerçekleşen ya da gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı, saldırı ile eş zamanlı olarak hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde, kendisinden veya başkasından uzaklaştırmak mecburiyetiyle saldırıda bulunan kişiye karşı işlediği ve hukuk düzenince meşru kabul edilen fiiller olarak kabul edilmesi karşısında, sanığın olaydan sonra kaçması ve yaklaşık bir ay sonra yakalanmış olması nedeniyle karşı tarafça darp edilip edilmediğinin tespit edilemediği, tanık anlatımlarına göre sanığın vücut bütünlüğüne yönelen bir saldırının bulunmadığı, bu haliyle meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması koşulları oluşmadığı anlaşılmış olup, hükümde bu yönlerden hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Katılan vekilinin temyiz sebepleri yönünden;
Katılanın yeğeni tanık S.U. ve bir kısım tanıklar ile sanık arasında yol verme mevzusundan tartışma çıktığı, daha sonra tanık S.U.’nun aracını sanığın kullandığı aracın önüne kırdığı ve tarafların araçlarını durdurdukları, araçlarından inen taraflar arasında başlayan tartışma sırasında kahvehane önünde oturan katılanın tarafların yanına gittiği, burada tanıklar E.U., S.U. ve Ö.A.’nın sanık ile tartıştıkları sırada katılanın, sanığa “Yeğenim gel konuşalım” dediği, bunun üzerine sanığın tabancasını çıkartarak “Siz karışmayın” diye söylediği ve yakın mesafeden ateş ederek katılanı batın sol üst bölgeden yaraladığı, katılanın yere düşmesi üzerine sanığın olay yerinden uzaklaşırken elindeki silahı sallayarak “Bu köyle işim bitmedi bu köyün anasını avradını sinkaf edeceğim” dediği, sanığın eylemi sonucu katılanda meydana gelen batına nafiz yaralanmanın ince barsağında iki yerden ve transvers kolonda iki yerden perforasyona neden olduğu, katılanın yaşamsal tehlike geçirecek şekilde yaralandığı olayda, suçta kullanılan silahın elverişliliği, atış mesafesinin yakın oluşu, hedef alınan vücut bölgesi ile meydana gelen zararın ağırlığı nazara alındığında sanığın eyleme bağlı olarak açığa çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu, katılandan kaynaklanan ve sanığa yönelen haksız söz veya davranış bulunmadığından sanık lehine haksız tahrik koşullarının oluşmadığı, bu nedenlerle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 81 … maddesinin birinci fıkrası ve 35 … maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiği anlaşılmış olup hüküm bu yönden hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklandığı üzere suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs suçu olması ve koşulları oluşmadığı halde haksız tahrik hükmünün uygulanması nedenleriyle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 04.11.2020 tarihli ve 2018/1347 Esas, 2020/2458 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.05.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Katılan … ile bir kısım tanıkların sanık ile aralarında yol verme mevzusundan dolayı seyir halindeyken aralarında tartışma çıktığı, katılan …’a ait aracın sanığın kullandığı aracın önüne kırarak geçtiği, araçlarını durdukları, tartışma sırasında kahvehane önünde oturan katılan …’in tartışmanın bulunduğu yere gittiği, burada …, … ve … Aşçı’nın sanık … ile tartıştıkları sırada katılanın sanık …’a “yeğenim gel konuşalım” dedikten sonra sanık …’un silahını çıkartarak “siz karışmayın” deyip yakın mesafeden ateş ederek, katılanı … Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 04.01.2019 tarihli raporunda belirtildiği üzere batına nafiz ateşli silah yaralanması sonucu hayati tehlike geçirecek şekilde yaraladığı kabul edilen olayda;
Her ne kadar sanığın mağdurun hayati bölgesine gelmiş olsa da bir el ateş etmiş olması, diğer atışı sanığın tanıklar … ve … tarafından doğrulanan savunmasına göre havaya doğru yapmış olması, bu atış sonrası sanığın “üzerime gelmeyin vururum” dedikten sonra üzerine gelinmesinin, gelen şahısların sayısal fazlalığı ve kendisinin de tek kişi olmasının etkisiyle bir anlık kızgınlıkla katılana bir el ateş etmesi, tabancasında başka mermiler bulunduğu ve engel sebep bulunmadığı halde ateş etmeyip kaçmış olması, husumetin sanık ile … ve … ile … Aşçı arasında meydana gelmesi birlikte değerlendirildiğinde sanığın daha önceki olay için arabulucu olmaya çalışan ve sanığa yönelik haksız bir hareketi bulunmayan katılan …’e yönelik sabit olan silahla neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan tahrik indimi yapılmaksızın eylemine uyan TCK’nun 86/1, 86/3-e, 87/1-son ve 62. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği görüşündeyim.