Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/4204 E. 2023/6938 K. 15.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4204
KARAR NO : 2023/6938
KARAR TARİHİ : 15.06.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ: … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 1987 yılı yaz aylarından itibaren 1991 yılı Eylül ayına kadar davalıya ait … mahallesinde bulunan … Giyim isimli tekstil atölyesinde dikişçi olarak çalıştığını, evlilik nedeni ile …’ya yerleştiğinden işi bıraktığını, …’ya yerleştikten sonra uzun yıllar farklı işlerde çalıştığını, en son çalıştığı işyerinden ayrılması ile artık emekliliğini hakettiği düşüncesi ile SGK’ya müracaat ettiğinde sigorta girişinin 1996 yılında yapıldığından henüz emekliliğe hak kazanmadığını, prim gün sayısının yeterli olduğu ancak emeklilik yaşını beklemesi gerektiğini öğrendiğini, 05.08.2020 tarihinde SGK’ya başvurarak bu durumun araştırılmasını istediğini, kurumdan aldığı yanıtta ise müvekkilin girişinin 1996 yılında olduğunu, arşiv araştırmasında kendisine ait başkaca bilgi bulunamadığının bildirildiğini, davacının yıllarca süren ama karşılıksız kalan emeği söz konusu olup davalının işyerinde çalıştığı dönemde birlikte çalıştığı birçok tanığı olduğunu, Mahkemece re’sen dinlenecek bordro tanıkları ile de bu hususun doğrulayacağını, davacının çalıştığı dönemde işyerine SGK denetmenlerinin geldiğini, bazı işçilerle görüşme yaptıklarını, bunların içerisinde davacının olduğunu, SGK müfettişleri ile yaptığı görüşmeler nedeniyle kurum arşiv taraması yapılmasınını talep ettiklerini, dava konusu olan zamanlarda davacının adı kimlikte Nural şeklinde yazmasına rağmen mahallede … ismi ile tanındığını, TC kimlik uygulaması da olmadığından isminin yanlış bildirilmesi nedeniyle hatalı kayıt tutulmuş olabileceğini, tüm bu nedenlerle davanın kabulüne, müvekkilinin davalı işyerinde 1987 Ağustos-1991 Eylül tarihleri arasında çalıştığının tespiti ile SGK nezdinde tesciline, bu tarihlerin tamamının tespiti mümkün değil ise 1987 yılı Ağustos tarihinde işe başlangıcının tespitine, bu da tespit edilemiyor ise bu tarihler arasında işe başlangıç tarihinin tespiti ile SGK kayıtlarında tesciline karar verilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili, müvekkiline dava dilekçesinin tebliğ edilmediği ve müvekkilin yokluğunda duruşma yapıldığını, açılan davanın 5 Yıllık hak düşürücü süreye uğradığını, bu nedenle reddi gerektiğini, davacının çalıştığını iddia ettiği tarihten itibaren 5 yıl içerisinde iş bu davayı açması gerektiğini, müvekkilin geçmişte sahibi olup işlettiği daha sonra faaliyetine son verdiği … Giyim isimli tekstil atölyesinde 1987-1991 tarihleri arasında çalıştığını iddia ettiğini, ancak müvekkilinin çalışanlarını davacının belirttiği tarih ve faaliyeti sona erene kadar sigortaya bildirdiğini, müvekkilinin davacıyı tanımadığını, davacının davalıya ait iş yerinde herhangi bir çalışması olmadığını, tüm bu nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Feri Müdahil SGK vekili, davacının, sigortalı olarak çalıştığını iddia ettiği tarih (Agustos/1987-Eylül/1991) göz önünde bulundurulduğunda, 5510 sayılı yasanın 86/9 maddesi uyarınca talebi, iş akdinin sona erdiği yılın sonuna denk gelen tarihten itibaren işleyen 5 yıllık hak düşürücü sürenin sonu olan 31.12.1996 tarihi itibariyle hak düşürücü süreye uğradığını, davanın öncelikle hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi gerektiğini, kurum kayıtlarının tetkikinde davacının şahsi sicil dosyasında, Kurum sisteminde ilk işe giriş bildirge tarihinin 03.09.1996 olduğu ve 1601199629627 sigorta sicil numarası ile sigortalı olduğu tespiti yapıldığı, davacının tespitini talep ettiği Agustos/1987 – Eylül/1991 tarihleri arasındaki ihtilaflı dönem içerisinde davalı iş yeri tarafından davacı adına kurumlarına bildirimi yapılan çalışmasına da rastlanmadığını, tüm bu nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili müvekkilinin davalıya ait Gökhan Giyim isimli işyerinde 1987 – 1991 yılları arasında çalıştığı, ancak davacının çalışmasının SGK’ya bildirilmediğini belirterek müvekkilinin hizmet süresinin başlangıcının tespitini talep ettiği; davalı vekili davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığından ve davacının müvekkiline ait işyerinde çalışmasının bulunmadığından reddini savunduğu; fer’i müdahil SGK vekili, davacının çalıştığı iddia edilen hizmetine ilişkin işe giriş bildirgesi veya dönem bordrosu gibi belgelerin Kurum’a verilmediğini, dolayısıyla davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddini savunduğu anlaşılmıştır. Bir kısım tanıklar tarafından davacının davalı işyerinde ve gezilerde çekindiği fotoğraflarda davacıyı belirleyip, davacının belirtilen tarihlerde çalıştığını beyan etmişler ise de, fotoğrafların yönetmelikte belirtilen belgelerden biri olarak kabul edilemeyeceği, davacı adına işe giriş bildirgesi düzenlenerek Kuruma verilmediği, davacının isminin yer aldığı dönem bordrosunun bulunmadığı, çalıştığı döneme ilişkin müfettiş raporunun bulunmadığı, yönetmelikte belirtilen ve hak düşürücü sürenin işlemesine engel teşkil edecek herhangi bir belgenin bulunmadığı anlaşıldığından hak düşürücü sürenin işleyeceği ve davacının talebinin 1987-1991 yıllarına ilişkin olması karşısında davanın hizmet tespiti davaları için öngörülen 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı tespit edilmiş ve davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, davalının mecbur kalmadıkça kasıtlı olarak sigorta girişlerini yapmadığının, bu konuda denetimlerden işçi kaçırdığının, bazen kendi adına bazen eşi adına kayıt gösterdiğinin fakat her halükarda muvazaalı ve usulsüz işlem yaptığının ortada olduğunu, ulaşılamayan Kurum kayıtlarının temel delil olarak ele alınmaması ve davanın kamu düzeninden olduğu göz önünde bulundurularak her türlü delilin birlikte değerlendirmesi gerektiğini, aksi halde işçinin; işveren ve Kurumun ihmali fiillerinin sonuçlarına katlanmasının gündeme geleceğini, 6100 sayılı HMK’nin 199. maddesi uyarınca delil niteliğinde olan fotoğraflar ile çalışmanın doğrulandığını, davayı usulen inkar etmiş olan davalının herhangi bir delil ortaya koyamadığını, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddinin hukuka, hakkaniyete, kamu düzeninden olan bu davanın konusuna aykırı olduğunu istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında somut davada; 20.01.1987-29.03.2001 tarihleri arasında … Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı bulunan davalıya ait … Giyim unvanlı iş yerinden 1987 – 1991 yılları arasında davacı hakkında yönetmelikte belirtilen ve hak düşürücü sürenin işlemesine engel teşkil edebilecek nitelikte herhangi bir belge düzenlenerek Kuruma verilmemesi, gerek bizzat davalıya veya eşine gerekse davalının ortak veya yönetici olduğu tüzel kişilere ait iş yerlerinin 1986 yılı dönem bordrolarında da davacının adının yer almaması, hak düşürücü sürenin işlemesini önleyecek nitelikte başkaca bir durumun varlığının da davacı tarafından iddia ve ispat edilememiş olması, davacı tarafın delil olarak dayandığı fotoğraflar ile tanık anlatımlarının hak düşürücü sürenin işlemesini önleyecek belge mahiyetinde bulunmaması ve dolayısıyla davanın, Kanun’da öngörülen hak düşürücü süre içerisinde açılmadığının açıkça anlaşılması karşısında, davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediğinden, davacının yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci ve mülga 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.