YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13479
KARAR NO : 2023/6334
KARAR TARİHİ : 14.06.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince, miktar veya değeri her paydaş için 107.090,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesin olup bu kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz.
Davacılar …, …, …, … dışındaki davacılar hakkında hükmedilen bedeller Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kalmaktadır.
Bu nedenle; …, …, …, … dışındaki davacılar yönünden davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı idarenin, davacılar …, …, …, … yönünden kamulaştırmasız el atmaya dayanan tazminat davası için gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; … ili, … ilçesi, …(…) Mahallesi 646 ada 35 parsel sayılı taşınmaza davalı idare tarafından kamulaştırma yapılmadan yol ve park olarak el atıldığından, kamulaştırmasız el atmaya dayanan tazminat bedelinin davalı idareden tahsili ile davacıya ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza el atılmadığı gibi kamulaştırmasız el atma sonucunu doğuracak gerekli şartların da oluşmadığını, taşınmazın tapu kaydına kamulaştırma şerhi konulmuş olması tek başına kamulaştırmasız el koyma olarak kabul edilmeyip taşınmaza fiilen ve kalıcı olarak el konulması şartının arandığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.13.2017 tarihli ve 2014/524 Esas, 2017/62 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, 2.103.504,68 TL tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, bedeline hükmedilen taşınmazda yol ve park olarak el atılan kısımlardaki davacılar payının tapusunun iptali ve davalı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 26.09.2018 tarihli ve 2017/997 Esas, 2018/955 Karar sayılı kararı ile arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değerinin tespit edilip davalı idareden tahsiline dair kararda usul ve esas yönünden bir isabetsizlik görülmediği; ancak davacılardan …’in dava açmadan önce öldüğü tespit edildiğinden, bu davacı yönünden davanın tefriki ile … yönünden usulden reddine şeklinde karar verilmesine rağmen, karar başlığında …’in yazılmasının yerinde olmadığı, buna yönelik davalı tarafın istinaf isteminde haklı olduğu anlaşıldığından …’in karar başlığından çıkartılması gerektiği, aynı şekilde … mirasçılarından davacılardan …’in de yargılama devam ederken vefat ettiği anlaşıldığından bu şahsın karar başlığında ölü olduğunun gösterilmediği, … mirasçılarının … mirasçıları olarak davacı sıfatı ile davada yer aldıkları anlaşıldığından, …’in karar başlığında ölü olduğunun belirtilmesi gerektiği, karar başlığında davalı … mirasçıları ve davalı … mirasçıları olarak yazılan kısmında davacı … ve davacı … mirasçıları olarak belirtilmesi gerektiğinden, 6100 sayılı Kanun’un 356 ncı maddesi uyarınca duruşma yapılarak davalı tarafın istinaf konusu ettiği sebeplerle sınırlı yapılan incelemede, İlk Derece Mahkemesi hükmünde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin esasa yönelik istinaf istemlerinin yerinde olmadığı, ancak karar başlığında usulü hatalar yapıldığı anlaşılmış olmakla, belirlenen eksiklikler yönünden İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 26.09.2018 tarihli ve 2017/997 Esas, 2018/955 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucu; dava konusu taşınmazın tapu kaydı üzerinde … Elektrik Santralleri A.Ş. lehine bulunan daimi irtifak hakkı şerhinin, taşınmazın değerine olumsuz etki edeceği hususu muhakkak olup, bu irtifak hakkının taşınmaz üzerinde oluşturacağı olumsuz etki, oran ve miktarı araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması ve Tapu Müdürlüğü yazısında taşınmazda hissedar olan bazı murislerin intikal işlemleri sırasında, veraset belgelerindeki payların oranlanmasında yapılan hatalar sonucu taşınmazda hisse hatalarının oluştuğu bildirildiğinden, bu hususta davacıların paylarında bir değişiklik olup olmadığı hususu Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulup, değişiklik var ise oluşan yeni hisselere göre hesaplama yapılması için bilirkişi kurulundan ek rapor alındıktan sonra karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru bulunmayarak kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin 16.02.2021 tarihli ve 2020/555 Esas, 2021/138 Karar sayılı kararı ile bozma ilamı doğrultusunda, taşınmaz üzerinde bulunan irtifak hakkına ilişkin yazılan müzekkereye davalı idarece verilen cevabi yazıda, bölgede bulunan enerji iletim hattının sökülerek kaldırıldığı ve taşınmaz üzerine konulan irtifak haklarının terkininin sağlanabileceğinin belirtildiği, dava konusu taşınmazın en son tapu kayıtları dosyaya celp edilerek fen bilirkişisinden ek rapor aldırılmış ve yapılan düzeltmelerin davacıların hisseleri ile ilgisinin olmadığı, dava dosyasında bir değişikliğe sebebiyet vermediği belirlenmiş olup davanın kabulü ile 2.103.504,68 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 16.02.2021 tarihli ve 2020/555 Esas, 2021/138 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda, davacılar …, …, …, …, …, …, …, … dışında kalan davacılar yönünden davalı idare vekilinin temyiz taleplerinin reddine karar verildikten sonra adı geçen davacılar yönünden davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; dava konusu taşınmazın tapu kaydı üzerinde, … Elektrik Santralleri A.Ş. lehine bulunan daimi irtifak hakkı şerhinin, taşınmazın değerine olumsuz etki edeceği hususu muhakkak olup bu irtifak hakkının taşınmaz üzerinde oluşturacağı olumsuz etki, oran ve miktarı araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, dava konusu taşınmazın tapu kaydında bulunan haciz şerhinin bedele yansıtılmaması, davacılardan … yönünden davanın tefriki ile bu davacı yönünden davanın usulden reddine karar verildiği halde karar başlığında …’in davacı olarak gösterilmesi doğru olmadığı gibi; davacı … ve … ile İlyas Düden mirasçılarından ölü …’in mirasçılarının davacı olarak gösterilmemesi nedenleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Bölge Adliye Mahkemesi 28.06.2022 tarihli ve 2021/2064 Esas, 2022/1761 Karar sayılı ilâmı ile …, …, …, …, …, …, …, … dışında kalan davacılar yönünden hükmün kesin olması nedeniyle davalı idare vekilinin temyiz taleplerinin reddine karar verildiğinden, haklarında verilen hüküm kesin olan davacılar yönünden yeniden hüküm tesisine yer olmadığına ve adı geçen davacılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; temyiz kesinlik sınırının toplam bedel üzerinden belirlenmesi gerekirken ve tüm davacılar yönünden temyiz yolu açık olarak karar verilmeli iken bir kısım davacılar yönünden temiz sınırının hatalı değerlendirildiğini, dava konusu taşınmazın tapu kaydında yer alan eski irtifak ve taşınmaz üzerindeki diğer şerhler nedeniyle dava konusu taşınmazda en az %10 değer azalışı hesaplanması gerektiğini, dava konusu taşınmazda çok sayıda paydaş olup hisse hatası düzeltilmeden karar verilmesinin mümkün olmadığını, davanın husumetten reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazın belirlenen bedelinden %45 oranında düzenleme ortaklık payı kesilmesi gerektiğini, istinaf talebi kabul edildiği halde tarafından ödenmesi istenilen istinaf karar harcının hukuka aykırı olduğunu ve bakiye karar harcı ile bu denli yüksek harç yüklenmesinin yerinde olmadığını, daha önce yatırdıkları harçlar mahsup edilmeden ve taraflarına iade edilmeden yeniden karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “… Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “… Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu’nun 66 ncı maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına …” karar verilmiştir.
4. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ile 11 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde ve yol ve park olarak el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesi hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davalı idarenin …, …, …, … Dışındaki Davacılara İlişkin Temyizi Yönünden
Davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,
B. Davalı İdare Vekilinin Davacılardan …, …, …, …’ya İlişkin Temyizi Yönünden
Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı kalan harcın davalı idareden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.