Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2010/11465 E. 2011/1506 K. 15.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11465
KARAR NO : 2011/1506
KARAR TARİHİ : 15.02.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakan…un 532 ada 12 ve 6 ada 5 parsel sayılı taşınmazdaki 1. kat 2 nolu bağımsız bölümü ölünceye kadar bakım akdiyle davalıya devrettiğini, yapılan devrin gerek şekil gerekse esas yönünden yasaya aykırı olduğundan batıl olduğunu ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tesciline olmazsa tenkise karar verilmesini istemişler; birleşen davalarında da, Miras bırakan …’nin 25.10.1996 tarihli vasiyetnamesi ile davalıyı mirasçı nasbettiğini ve aynı vasiyetname ile kendilerini de mirastan iskat ettiğini, davalının 87 yaşındaki murisi baskı altına alarak önce ölünceye kadar bakım akdiyle tüm taşınmazlarını elinden aldığını ve bununla da yetinmeyerek hile ve desise ile vasiyetname düzenlettiğini, vasiyetnamenin de irade ve akıl zayıflığından dolayı geçersiz olduğunu, saklı paylarını zedeleme kastı ile yapıldığını ileri sürerek, vasiyetnamenin iptali, bu mümkün olmazsa yasal dayanağı olmayan iskat hükmünün iptali ve tenkise karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı,davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacıların davalı ile kardeşlik bağlarının gerektirdiği aile görevlerini ifa etmedikleri, mirastan iskatın haklı olduğu, davalının ölünceye kadar bakım akdinden kaynaklanan edimlerini yerine getirdiği ve murisin davacıların miras payını almalarını engelleme amacında olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 15.2.2011 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat … ile temyiz edilen vekili Avukat … geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Dava, tapu iptal ve tescil olmazsa tenkis, birleşen dava vasiyetnamenin ve mirastan iskatın iptali ve tenkis isteklerine ilişkin olup, mahkemece davaların reddine karar verilmiştir.
Davacılar, 7.5.2000 tarihinde vefat eden muris …’nin anne bir baba ayrı kardeşleri, davalı ise yeğenidir. 4721 Sayılı TMK’nun yürürlüğü ve uygulama şekline dair 4722 Sayılı Yasanın 17. maddesi hükmü mirasçılık ve mirasın geçişinin miras bırakının ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenceğini öngörmüştür. Somut olayda miras bırakan 07.05.2000 tarihinde ölmüştür. Öyle ise 743 Sayılı M.K. Hükümleri çerçevesinde iddia ve savunmanın değerlendirilmesi gerekeceği asıldır. Öte yandan mirasbırakan davacı olan kardeşlerini
./..
-2-

25.10.1996 tarihli…23. Noterliğince tasdikli vasiyetname ile mirastan iskat etmiştir. 743 sayılı MK’nun 453/3 fıkrası hükmü gereğince kardeşlerin mahfuz paylı mirasçılar oldukları ve koşullarının gerçekleşmesi halinde mirasçılıktan iskat edilebilecekleri sabittir. Buna göre taraflar arasındaki çekişmenin çözümlenebilmesi için öncelikle mirastan iskatın iptaline yönelik davanın yerinde olup olmadığının irdelenmesi eğer mirastan iskat sebepleri yok ise, o takdirde diğer istekler bakımından gerekli irdeleme ve değerlendirmenin yapılması icap etmektedir. Gerçekten de; mirastan iskat sebeplerinin varit olması durumunda davacıların mirasçılık ilişkilerin son bulucağı ve onların alt soyunun iskat edenden önce ölmüş gibi saklı payı isteyebilecekleri kuşkusuzdur. 743 Sayılı Medeni Yasanın mirastan iskatı öngören 457. maddesi hükmü aynen ” Aşağıdaki hallerde mahfuz hisseli mirasçılar murisin ölüme bağlı tasarrufu ile mirastan iskat edilebilir: 1-Murise veya yakınlarından birine karşı ağır bir cürüm ika ederse, 2- Murisine veya ailesine karşı kanunen mükellef olduğu vazifeleri ifada büyük bir kusur irtikap eylerse….” hükmünü öngörmektedir.
Gerek vasiyetnamede gösterilen iskat nedenleri ve gerekse tanıkların bildirdikleri hususlar anılan meddenin ilk fıkrasında öngörülen hallerden hiç birine uygun düşmüyor ise de 2. Fıkrasında belirtilen haller kapsamından ayrık düşünülmesi olanaksızdır. 2. Fıkrada öngörülen hallere bazımisaller vermek gerekirse ” Eşlerden birinin zina etmesi, uygunsuz yaşantı, sefih hayat, miras bırakana veya yakınlarına karşı fena muamele,hastalık sırasında kasten ziyaret etmemek ve ilgisiz davaranmak, yardım görevlerini ve itaat yükümünü aşırı derecede ihmal etmek, ortak hayatın kendisine yüklediği görevleri yapmamak için ısrarlı biçimde ve sık sık evi terk edip bir süre ayrı yaşamak, sebep yokken miras bırakanın hacir altına alınmasını istemek böylece onurunu kırmak,tanıklıktan çekinme hakkı varken bu hakkını kullanmayıp verdiği ifade ile miras bırakan veya eşinin mahkumiyetine sebebiyet vermek, malül (sakat) ana babayı eve kabul etmemek, kadının iffetini zedeleyecek isnatta bulunmak, miras bırakana çirkin sözlerle hakaret etmek ve bu nitelikli hakaret ve sözler iskata yol açar” ( Esat Şener, … Medeni Kanunu, 1985 Baskı, Sh., 751-752 )
Somut olayda, mirastan iskat eden vasiyetçi davacıların aile görevlerini ifa etmediklerini kendisi ile ilgilenmediklerini, eşinin ölümünde başsağlığı dilemediklerini ve kendisini yalnız bıraktıklarını belirtmiş, tanıklarda aynı şekilde bildirimde bulunmuşlar ve davalının miras bırakanla 25 yıl gibi uzun bir süre ilgilendiğini ve onu yalnız bırakmadığını belirtmişlerdir.
O halde, anılan bu sebeplerin iskatın dışında düşünülmesi olanaksızdır. Nitekim yukarıda belirtilen misallerde olduğu gibi anılan bu hususlar yargısal uygulamalarla kabul edildiği gibi doktrinde de benimsenmiştir.
Öyle ise, davacıların saklı pay sahibi ve mirasçılık ilişkileri bulunmadığına göre açtıkları davanın görülebilmesi ve dinlenmesi de olanaksızdır. Buna göre davanın reddedilmesi bu gerekçe ile ve sonucu itibarıyla doğrudur. Davacıların temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 03.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edilen vekili için 825.00.-TL. duruşma avukatlık parasının ve aşağıda yazılı 1.25.-TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 15.2.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.