Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2011/6492 E. 2011/7032 K. 09.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6492
KARAR NO : 2011/7032
KARAR TARİHİ : 09.06.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ELATMANIN ÖNLENMESİ, YIKIM

Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu 2653 ada 1 parsel sayılı taşınmaza davalının bina yapmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürüp, elatmanın önlenmesine ve yapının yıkımına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmaza müdahalesi olmadığını, kendi taşınmazlarına yapılandıklarını belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmaza davalının bina yapmak suretiyle müdahale ettiği, mevut hali ile imara tabi tutulan binanın eklenti niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi …’ın raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-

Dava, imar parseline elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 2653 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kayden davacıya ait olduğu, davalının kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı olmadığı, komşu 2653 ada 19 parselin ise kayden dava dışı davalının babası olduğu bildirilen …’e ait olduğu, taşınmazların imar parselleri olup, öncesinin 1068 parsel bulunduğu, davacının bayiinin ve …’in kadastral parselde kayıt maliki paydaş oldukları, davalının babasının kadastral parselde inşa ettiği binanın imar şuyulandırması sonucunda davacı adına kayıtlanan 1 sayılı imar parseline taşkın hale geldiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda ihtilafın 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi hükümleri doğrultusunda çözüme kavuşturulması gerekeceği açıktır.
Bilindiği üzere; yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz’ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus M.K.nun 684. maddesinde açıkca vurgulanmıştır. Ne varki, yürürlükten kalkmış olan 6785 sayılı yasanın l605 sayılı yasa ile değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3l94 sayılı imar yasasının l8. maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır.
Öte yandan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasa ile kısıtlanmıştır.
298l sayılı Yasanın 3290 sayılı Yasa ile değişik l0/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.
Gerçekten, bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle yukarıda değinildiği gibi yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duymuştur.
Somut olaya gelince; gerçekten de, davalı parselde bulunan binanın imar uygulaması sonrasında kayden davacıya ait çekişmeli imar parseline taşkın hale geldiği görülmektedir.
Öte yandan; davada yıkım isteği de bulunduğuna göre taşkın yapının bulunduğu 2653 ada 19 parselin kayıt maliki …’in davada yer alması gerektiği de kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan ilke ve olgular doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, imar öncesi kadastral parselde hak sahibi olunduğu ve 3194 sayılı yasa hükümlerinin somut olayda uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir. Diğer taraftan, davalının babasının paydaşı olduğu kadastral parsele yapmış olduğu yapının iradesi dışında ve idari karara dayalı olarak gerçekleştirilen imar uygulaması sonucu davacının edindiği imar parselinde kaldığı gözetildiğinde, davalının davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden de söz edilemez. O halde mahkemece yargılama giderlerinden sayılan avukatlık ücreti ve diğer gider ve harçtan davalının sorumlu tutulması da isabetli değildir.
Davalının, bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.