Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2023/2858 E. 2023/3313 K. 15.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2858
KARAR NO : 2023/3313
KARAR TARİHİ : 15.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olup, yargılama sırasında taşınmazın idari yoldan Hazine adına tescil edilmesi üzerine tapu iptali ve tescil istemine dönüşen davadan dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın asıl davanın davacısı – birleştirilen davanın davalısı Hazine vekili, asıl ve birleştirilen davaların dahili davalıları … vekili ile … Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 18.09.2020 tarihli ve 2020/535 Esas, 2020/3181 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda asıl dava yönüyle karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın ise kabulüne karar verilmiş; kararın yasal süresi içerisinde asıl davanın davacısı – birleştirilen davanın davalısı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Asıl davanın davacısı Hazine vekili dava dilekçesinde; … tarafından, hudutları dava dilekçesinde belirtilen taşınmaz bölümünün adına tescili istemiyle … 2. Asliye Mahkemesinin 2003/865 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, taşınmazın tarım alanına dönüştürülmesi mümkün olan yerlerden olduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

2. Birleştirilen davanın davacısı … vekili dava dilekçesinde; hudutları dava dilekçesinde belirtilen taşınmaz bölümünün müvekkili adına tescili istemiyle … 2. Asliye Mahkemesinin 2003/865 Esas sayılı dosyasında dava açtıklarını ancak davayı takip edemedikleri için davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, tüm delillerinin o dosyada yapılan yargılama sırasında toplandığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
1. Asıl davanın davalısı … vekili tarafından davaya cevap verilmemiş; davalı vekili 12.01.2012 tarihli duruşmada, tüm delillerinin … 2. Asliye Mahkemesinin 2003/865 Esas (bozma sonrası 2010/34 Esas) sayılı dosyasında mevcut olduğunu, asıl davanın reddi ile davalarının kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2. Birleştirilen davanın davalısı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, taşınmazda davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, birleştirilen davanın reddi ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

3. Asıl ve birleştirilen davaların dahili davalılar … vekili ile … Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili ayrı ayrı cevap dilekçelerinde; Mahkemece dava konusu taşınmazın imar planı kapsamında kalıp kalmadığının araştırılması, hava fotoğrafı incelemesi yapılması ve taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olup olmadığı tespit edildikten sonra davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.

III. MAHKEME KARARI
… 3. Asliye Hukuk Mahkemesince dava dosyaları birlşetirilerek yapılan yargılama sonunda, Mahkemenin 23.02.2016 tarihli ve 2011/151 Esas, 2016/173 Karar sayılı kararıyla; mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazın, hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen yer olduğu, 1985 ve 1999 tarihli hava fotoğraflarında, taşınmazın imar-ihyasının tamamlandığının ve tamamen sürülü olduğunun görüldüğü, ziraat mühendisi bilirkişi raporunun da bu tespiti desteklediği gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne, teknik bilirkişinin 27.01.2015 tarihli raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 47.483,23 metrekarelik taşınmaz bölümünün … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde asıl davanın davacısı – birleştirilen davanın davalısı Hazine vekili, asıl ve birleştirilen davaların dahili davalıları … vekili ile … Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

2. Karar, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 18.09.2020 tarihli ve 2020/535 Esas, 2020/3181 Karar sayılı kararıyla; “Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak; dava, TMK’nın 713. maddesine dayalı olarak tescil istemi ile açılmış olup, yargılama sırasında çekişmeli taşınmazın idari yoldan Hazine adına tescil edilen 422 parsel sayılı taşınmaz içinde kaldığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca; dava konusu taşınmaz bölümü, yargılama sırasında idari yoldan Hazine adına tescil edildiğine göre dava, tapu iptali ve tescil davası niteliğine dönüşmüş olup, Mahkemece, hakkında kabul kararı verilen taşınmaz bölümü yönünden, öncelikle davalı belediyeler hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı … yönünden ise, tapu kaydının iptaline karar verilmesi gerekirken, doğrudan tescil hükmü kurulmuş olması isabetsizdir.” gerekçesiyle bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Temyize Konu Karar
… 3. Asliye Hukuk Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, Mahkemenin 02.03.2021 tarihli ve 2020/497 Esas, 2021/107 Karar sayılı kararıyla; hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca, dava konusu taşınmazın yargılama sırasında idari yoldan 422 parsel numarasıyla Hazine adına tescil edildiği de gözetilerek, asıl dava yönünden, davacı Hazinenin tescil istemine konu taşınmazın yargılama sırasında idari yoldan yine davacı adına tescil edilmiş olması sebebiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın ise kabulüne, dava konusu 422 parsel sayılı taşınmazın, teknik bilirkişinin 27.01.2015 tarihli raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 47.483,23 metrekarelik bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline, …, … ile … Büyükşehir Belediye Başkanlığı aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde asıl davanın davacısı – birleştirilen davanın davalısı Hazine vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

B. Temyiz Nedenleri
Asıl davanın davacısı – birleştirilen davanın davalısı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının ayrıntılı şekilde düzenlenmediğini, dava konusu 422 parsel sayılı taşınmazın nizalı bölümünde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olarak açılan, yargılama sırasında taşınmazın idari yoldan Hazine adına tescil edilmesi üzerine, tapu iptali ve tescile dönüşen davaya ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesi “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmünü içermektedir.

3. Değerlendirme
1. 1970 yılında … ili, … ilçesi, … köyünde yapılan kadastro çalışmaları sırasında, dava konusu taşınmaz “dağ” vasfında olduğundan bahisle tescil harici bırakılmış; taşınmaz yargılama sırasında idari yoldan 13.03.2013 tarihinde 422 parsel numarasıyla Hazine adına hali arazi vasfıyla tescil edilmiştir.

2. Temyizen incelenen karar bozmaya uygun olduğuna, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığına göre, asıl davanın davacısı – birleştirilen davanın davalısı Hazine vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, dava konusu taşınmaz bölümünü de içine alan taşınmazın, idari yoldan 422 parsel numarasıyla Hazine adına tescil edilmesinden sonra taşınmazın bulunduğu yerde toplulaştırma çalışmalarının yapıldığının anlaşılması üzerine, Dairemizin 09.02.2023 tarihli ve 2021/5505 Esas, 2023/700 Karar sayılı geri çevirme kararı ile dava konusu taşınmaz bölümünün hangi toplulaştırma parsellerine isabet ettiğine dair bilgi ve belgelerin dosya arasına alınması istenilmiş; dosya arasına alınan bilgi ve belgeler incelendiğinde, hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün, 127 ada 2 ve 132 ada 3 sayılı toplulaştırma parsellerinin bir bölümüne denk geldiği görülmüştür.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi uyarınca; hakim, doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde bir karar vermek zorunda olduğundan, Mahkemece dava konusu 127 ada 2 ve 132 ada 3 sayılı taşınmazlara ait güncel tapu kayıtları dosya arasına alınmalı, bundan sonra taşınmaz başında teknik bilirkişinin refakatiyle keşif yapılarak, hükme esas alınan 27.01.2015 tarihli teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün, dava konusu 127 ada 2 ve 132 ada 3 sayılı taşınmazlara isabet eden bölümlerinin alan hesabını gösterir, infaza elverişli, koordinatlı ve krokili rapor alınmalı, bundan sonra dava konusu taşınmazlardaki Hazine payı yönüyle sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.

Mahkemece, bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, birleştirilen davanın davacısı … yargılama sırasında vefat etmiş olmasına ve dava adı geçenin mirasçıları tarafından takip ediliyor olmasına rağmen, … mirasçılarının isimleri ve payları açıkça hüküm yerinde gösterilmek suretiyle tescil hükmü kurulması gerekirken, ölü kişi adına tescil hükmü kurulmuş olması ve dava konusu taşınmaz bölümünün yargılama sırasında idari yoldan Hazine adına tescil edilmesiyle birlikte, eldeki dava tapu iptali ve tescil davasına dönüştüğü halde, birleştirilen davada Mahkemece harcın davacı tarafa yükletilmiş olması da isabetsiz olup, asıl davanın davacısı – birleştirilen davanın davalısı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan sebeplerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Asıl davanın davacısı – birleştirilen davanın davalısı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2. Asıl davanın davacısı – birleştirilen davanın davalısı Hazine vekilinin yerinde görülen diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Yasa’nın geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.