Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/16498 E. 2023/2316 K. 12.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/16498
KARAR NO : 2023/2316
KARAR TARİHİ : 12.04.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı (sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar, sanık … için iki kez) kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar), konut dokunulmazlığının ihlali (sanık …)
SUÇ TARİHLERİ : 2013 Yılı, 15.10.2013, 07.01.2014
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Suça sürüklenen çocuklar … ve … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolayı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların aynı Kanun’un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası uyarınca itirazı kabil kararlardan olup temyiz yeteneğinin bulunmadığı ve anılan kararlara yönelik itirazların Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 30.03.2021 günlü, 2021/57 D. iş sayılı kararıyla reddedildiği anlaşıldığından incelemenin diğer hükümlerle sınırlı yapılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun’un (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.03.2020 tarihli ve 2015/42 Esas, 2020/82 Karar sayılı kararı ile sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları ile sanık … hakkında ayrıca konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından mahkumiyet kararları ve sanık … hakkında birleşen dosya kapsamında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan beraat kararı verilmiştir.

2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 17.02.2021 tarihli ve 2020/893 Esas, 2021/190 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında birleşen dosya kapsamında verilen beraat kararı yönünden esastan ret kararı ile sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan diğer hükümlere yönelik sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar müdafileri ile katılanlar vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararlarının kaldırılmasına ve sanıklar ile suça sürüklenen çocuk …’nın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, sanık …’nın konut dokunulmazlığının ihlali, suça sürüklenen çocuklar … ve …’in ise çocuğun cinsel istismarı suçu ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyetlerine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 23.12.2022 ve 29.04.2021 tarihli, 14-2021/51026, 14-2021/51026 sayılı Tebliğnameler ile kısmen iade, kısmen ret ve onama görüşlü olarak Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık ve Mağdure Vekillerinin Temyiz İstemleri Özetle
Sanıklar ve suça sürüklenen çocukların üst sınırdan ve takdiri indirim uygulanmaksızın cezalandırılmaları gerektiğine, sanık … hakkında kurulan beraat hükmünün yasaya aykırı olduğuna, zincirleme suça ilişkin artırım oranlarının eksik uygulandığına, müstehcenlik suçundan da cezalandırılmaları gerektiğine, suça sürüklenen çocuklar … ve … için de çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan hükümler kurulması gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.

B. Sanıklar ve Suça Sürüklenen Çocuklar Müdafilerinin Temyiz İstemleri Özetle
Suçların unsurlarının oluşmadığına, dosyada cezalandırmaya yeter delil bulunmadığına, mağdure beyanlarının aşamalarda çelişkili olduğuna, görgüye dayalı tanık beyanı olmadığına, eksik inceleme ile hükümler kurulduğuna, hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
SANIK … YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME:
Mahkemece “Sanık …’nın savcılıkta müdafii huzurunda alınan beyanlarında mağdur …’ün odanın penceresinden içeri girerek mağdurla öpüştüklerini ve aynı gece iki kez cinsel ilişkiye girdiklerini, 2-3 hafta sonra …’ün tekrar evine çağırması üzerine gece yarısı …’ün penceresinden içeriye girerek …’le yine iki kez cinsel ilişkiye girdiklerini, mağdurun okulunun iki sokak altında bulunan harabe bir evin içerisinde …’le vajinal yoldan ilişkiye girdiklerini, sonrasında evde istirahatte olduğu sırada …’ün evine gelerek ayağa kalkamaması sebebiyle üzerinde bulunan eşofmanı …’ün dizine kadar indirdiğini, sonrasında kendi eşofmanını da indirerek kucağına oturduğunu, bu şekilde vajinal yoldan ilişkiye girdikleri yönünde ikrarda bulunmasına karşılık sanığın mahkemede alınan beyanlarında önceki beyanlarını kabul etmeyerek suçtan kurtulmaya yönelik savunmada bulunduğu, ayrıca sanığın mağdurun yaşını bilmediğini belirtmesine karşılık mağdurla okulda buluştukları ve mağdurun orta son öğrencisi olduğunu bilmesi dikkate alınarak sanığın mağdurun yaşını bilmediği yönündeki anlatımlarına mahkememizce itibar olunmamış, mağdurun aşamalarda alınan beyanlarında sanık ile arkadaşlık yaptıklarını ve buluştuklarını, sanıktan şikayetçi olmadığını ve kendi rızası ile ilişkiye girdiğine yönelik anlatımlarda bulunarak sanığa yönelik husumetinin bulunmadığının anlaşılması, mağdur hakkında düzenlenen adli tıp raporunda beyanlarına itibar edilmesine tıbben bir engel bulunmadığının belirtilmiş olması, ayrıca cinsel saldırı muayene raporuna göre saat 9 hizasında eski yırtık olduğunun belirtilmesi, mağdurun anlatımlarını destekler mahiyette sanık ikrarları nazara alınarak mağdurun beyanlarının doğruyu yansıttığı kanaatine varılmakla, sanığın üzerine atılı suçu işlediği hususunda mahkememizde tam bir kanaat husule gelmiştir.

Böylece sanık …’nın mağdurun ikametine pencereden tırmanarak çıktığı, mağdurla öpüşerek iki kez cinsel ilişkiye girdikleri, 2-3 hafta sonra …’ün tekrar evine çağırması üzerine gece yarısı …’ün penceresinden içeriye girerek …’le yine iki kez cinsel ilişkiye girdikleri, harabe bir evin içerisinde …’le vajinal yoldan ilişkiye girdikleri, sonrasında sanığın ikametinde vajinal yoldan ilişkiye girdikleri kabul edilmiş, yapılan yargılama sonucunda sanık …’nın sabit görülen suç tarihinde 15 yaşından küçük katılan …’e yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, suç tarihi itibariyle sanık lehine olduğu anlaşılan TCK’nın 6545 sayılı yasa ile değişiklikten önceki haliyle 103/2 maddesi uyarınca cezalandırılmasına, suç nedeniyle katılanın ruh sağlığının bozulduğu anlaşılmakla 6545 sayılı yasa ile değişiklikten önceki haliyle TCK’nın 103/6 maddesi uyarınca cezalandırılmasına, sanığın aynı suçu katılana karşı birden fazla kez ika eylediği anlaşılmakla TCK’nın 43/1 maddesi uyarınca takdiren sanığa 103/2 maddesi uyarınca verilen cezasından yarı oranında artırım yapılarak 103/6 maddesi uyarınca tespit olunan ceza miktarına eklenmek suretiyle tespit olunan 19 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanık … her ne kadar 15 yaşından küçük mağduru kendi rızasıyla harabe eve götürerek ve mağduru evine alarak cinsel istismar eylemlerinde bulunmuş ise de, 15 yaşından küçük çocuğun rızasının geçerli olmayacağı, böylece sanığın mağdura yönelik eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna vücut verdiği anlaşılmakla, sanık …’nın suç tarihinde 12-15 yaş aralığında bulunan katılan …’e yönelik sabit görülen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan eylemine uyan TCK’nın 109/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasına, atılı suçun çocuğa karşı işlendiği anlaşılmakla TCK’nın 109/3-f maddesi uyarınca cezasından bir kat artırım yapılmış, suçun cinsel amaçla ika olunduğu anlaşılmakla TCK’nın 109/5 maddesi uyarınca cezasından yarı oranında artırım yapılmış, sanığın atılı suçu aynı katılana karşı birden farklı zaman diliminde ika eylediği anlaşılmakla TCK’nın 43/1 maddesi uyarınca takdiren ½ oranında cezasından artırım yapılmıştır.
Sanık …’nın geceleyin mağdura ait ikamete pencereden girerek konut dokunulmazlığı ihlal suçunu işlediği anlaşılmakla eylemine uyan TCK’nın 116/4 maddesi uyarınca cezalandırılmasına, sanığın atılı suçu birden fazla tarihte ika eylediği anlaşılmakla TCK’nın 43/1 maddesi uyarınca takdiren ¼ oranında cezasından artırım yapılmıştır.

SANIK … YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME:
Mağdur hazırlık aşamasında vermiş olduğu beyanlarda …’nın çalışmış olduğu erkek kuaföründe arka odaya geçerek … ve … ile birlikte esrar içtiklerini, ardından …’in dükkan tarafına geçmesi sonrası …’nın kapıyı kilitleyerek kendisini öptüğünü ve … ile rızasıyla ilişkiye girdiğini, değişik zamanlarda dükkanın arka odasında 5-6 kez cinsel ilişkiye girdiklerini, bu ilişkiler sırasında …’in dükkanda bulunduğunu beyan ettiği, …’ın …’ü … Kuaförün önünde bir defa gördüğünü, dükkana girip girmediğini bilmediğini ifade ettiği, tanık …’ın …’ü dükkanın önünde bir defa gördüğünü ifade ettiği, tanık …’un …’nın … erkek kuaföründe …’le cinsel ilişkiye girdiğini …’in söylediğini, etrafta tanıdığı herkesin …’ün … Erkek Kuaförüne gittiğini söylediğini, ifade vermeye gelmeden önce … ile karşılaştığını, kendisini sıkıştırdığını ve nereye gittiğini sorduğunu, …’den korktuğu için bazı olayları kollukta anlatmadığını ifade ettiği, sanık … aşamalarda alınan beyanlarında her ne kadar mağduru tanımadığını, işyerinde bulunurken mağdurun iş yerine gelmediğini ifade etmiş ise de, mağdurun dükkan içerisinde bulunan odanın içerisinde yer alan eşyaları bire bir betimlemiş olduğu, iş yerinde yapılan aramada söz konusu eşyaların oda içerisinde konum olarak bulunduğu şekli dahi doğru şekilde tanımladığının dosya arasında yer alan tutanak ve bilirkişi raporuyla anlaşıldığı, böylece dükkan içerisine mağdurun gelmediğini ifade eden sanığın beyanlarına mahkememizce itibar olunmamış, sanık …’in … tarafından ika olunan nitelikli cinsel istismar eylemlerine yardım eden sıfatıyla iştirak ettiği anlaşılmakla, sanığın sabit görülen suç tarihinde 15 yaşından küçük katılana yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, suç tarihi itibariyle sanık lehine olduğu anlaşılan TCK’nın 6545 sayılı yasa ile değişiklikte önceki haliyle 103/2 maddesi uyarınca cezalandırılmasına, suç nedeniyle katılanın ruh sağlığının bozulduğu anlaşılmakla 6545 sayılı yasa ile değişiklikten önceki haliyle TCK’nın 103/6 maddesi uyarınca cezalandırılmasına, sanığın aynı suçu katılana karşı birden fazla kez ika eylediği anlaşılmakla TCK’nın 43/1 maddesi uyarınca takdiren sanığa 103/2 maddesi uyarınca verilen cezasından yarı oranında artırım yapılarak 103/6 maddesi uyarınca tespit olunan ceza miktarına eklenmek suretiyle tespit olunan 19 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, sanığın atılı suçu yardım eden olarak ika eylediği anlaşılmakla TCK’nın 39/1 maddesi uyarınca sanığa verilen cezasının yarı oranında indirimi ile sanığın 9 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ancak TCK’nın 39/1 (son cümle) gereğince ceza miktarı 8 yılı geçemeyeceğinden sanığın 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Mağdur talimat yoluyla alınan beyanlarında önceki beyanlarına ek olarak 2013 yılında sanık …’in kendisini ormanlık bir alana götürdüğünü, burada sanıkla esrar içtiklerini, bayıldıktan sonra altının açık olduğunu, bu sırada …’in vajinal yoldan organ soktuğunu gördüğünü, giydiği kıyafetlerin üzerinde lekeler gördüğünü, …’in “seninle cinsel ilişkiye girdim” dediğini ifade ettiği, mağdurun ek beyanları sonrası Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan suç duyurusu sonrası 05.11.2019 tarih, 2019/2035 sayılı iddianame ile sanık hakkında yeni iddianame düzenlendiği, alınan beyanlar, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamında sanık … hakkında gerek kollukta gerek savcılıkta mağdurun alınan detaylı beyanlarında sanığın kendisini ormanlık alana götürerek organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğuna yönelik herhangi bir anlatımlarının bulunmadığı, mağdurun alınan ilk ifadelerinde beyanlarında belirttiği hususlar dışında başkaca bir cinsel istismar olayı yaşanmadığı şeklinde açık beyanları, talimat yoluyla alınan ifadelerinde ileri sürdüğü iddialar yönünden soyut beyanı dışında başkaca delil bulunmaması nazara alınarak sanığın 05.11.2019 tarihli iddianamede atfolunan eylemi işlediğinin sabit olmadığı mahkememizce kabul edilerek sanığın CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

Mağdurun sanık …’e ait dükkanın arka odasına geçtikten sonra dükkanda …’in bulunduğu halde …’nın kapıyı kilitleyerek öpmeye başladığı ve cinsel ilişkiye girdikleri, değişik zamanlarda aynı yerde yaklaşık 5-6 kez ilişkiye girdikleri, bu ilişkiler sırasında her sefer …’in dükkanda bulunduğu, böylelikle sanık …’in kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna iştirak ettiği anlaşılmakla, suç tarihinde 12-15 yaş aralığında bulunan katılana yönelik sabit görülen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan eylemine uyan TCK’nın 109/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasına, atılı suçun çocuğa karşı işlendiği anlaşılmakla TCK’nın 109/3-f maddesi uyarınca cezasından bir kat artırım yapılmasına, suçun cinsel amaçla ika olunduğu anlaşılmakla TCK’nın 109/5 maddesi uyarınca yarı oranında cezasından artırım yapılmış, sanığın atılı suçu aynı katılana birden fazla kez ika eylediği anlaşılmakla TCK’nın 43/1 maddesi uyarınca takdiren ½ oranında cezasından artırım yapılmıştır.

SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK … YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME:
Mağdurun odanın penceresinden çıkarak …’nın geldiği araca bindiği, araçla dolaştıktan sonra saat 02:30 sıralarında ikametine geldiklerinde … ile perili eve çıkan merdivenlerde oturdukları, araçta bulunanların yanlarından ayrıldığı, …’nın mağduru dudağından öptüğü, ardından perili eve çıktıklarında …’nın tekrardan mağduru dudağından öptüğü, SSÇ’nin sol eliyle mağdurun göğsüne dokunduğu, SSÇ’nin eşofmanını çıkararak eliyle vajinasını okşamaya başladığı, daha sonra SSÇ ile cinsel ilişkiye girdikleri, bu olaydan yaklaşık 1 hafta sonra mağdurun SSÇ’nin çalışmış olduğu erkek kuaförüne gittiği, dükkanda … ve …’nın olduğu, dükkanın arka tarafında bulunan kapıdan geçerek odaya
gittiği, odada … ve … ile birlikte esrar içtikleri, …’in dükkan tarafına geçtikten sonra SSÇ’nin kapıyı kilitleyerek öpmeye başladığı ve … ile cinsel ilişkiye girdikleri, değişik zamanlarda dükkanda 5-6 kez ilişkiye girdikleri, bu ilişkiler sırasında her seferinde …’in dükkanda bulunduğu, SSÇ’nin savcılıkta alınan beyanlarında mağdurun ikameti önüne giderek mağduru araca aldıklarını ve araçla tur attıklarını ifade ettiği, araçla tur atma hususunu diğer SSÇ …’ın da doğrulamış olduğu, tanık …’un araçla yanında …, …, … ve … bulunduğu halde …’ün evine gittiklerini, …’ün odasının penceresinden çıkarak arabaya geldiğini, …’ün aracın arkasında …, … ve …’le birlikte oturduğunu, arabayla bir müddet gezdikten sonra yolda …, … ve …’ı arabadan indirdiğini, … ile konuştuklarında arabadan indikten sonra …’yla …’ün cinsel ilişkiye girdiklerini, yine …’le …’nın …’e ait dükkanda cinsel ilişkiye girdiğini öğrendiğini beyan ettiği, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde mağdurun dosya kapsamına yansıyan SSÇ’ye yönelik herhangi bir husumetinin bulunmadığı, mağdur hakkında düzenlenen adli tıp raporunda beyanlarına itibar edilmesine tıbben bir engel bulunmadığının belirtilmiş olması, ayrıca cinsel saldırı muayene raporunda eski yırtık olduğunun belirtilmesi, mağdurun anlatımlarını destekler mahiyette tanık anlatımları nazara alınarak mağdurun beyanlarının doğruyu yansıttığı kanaatine varılmakla, SSÇ’nin üzerine atılı suçu işlediği hususunda mahkememizde tam bir kanaat husule gelmiştir.

Böylece SSÇ …’nın perili evde mağduru dudağından öperek mağdurun göğsüne dokunduğu, eliyle mağdurun vajinasını okşadığı ve mağdur ile burada organ sokmak suretiyle cinsel ilişkiye girdikleri, yine SSÇ’nin çalışmış olduğu erkek kuaföründe mağduru dudağından öperek organ sokmak suretiyle cinsel ilişkiye girdikleri, değişik zamanlarda bu dükkan içerisinde ilişkiye girdikleri anlaşılmakla, SSÇ …’nın sabit görülen suç tarihinde 15 yaşından küçük katılan …’e yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, suç tarihi itibariyle SSÇ lehine olduğu anlaşılan TCK’nın 6545 sayılı yasa ile değişiklikte önceki haliyle 103/2 maddesi uyarınca cezalandırılmasına, suç nedeniyle katılanın ruh sağlığının bozulduğu anlaşılmakla 6545 sayılı yasa ile değişiklikten önceki haliyle TCK’nın 103/6 maddesi uyarınca cezalandırılmasına, SSÇ’nin aynı suçu katılana karşı birden fazla kez ika eylediği anlaşılmakla TCK’nın 43/1 maddesi uyarınca takdiren SSÇ’ye 103/2 maddesi uyarınca verilen cezasından yarı oranında artırım yapılarak 103/6 maddesi uyarınca tespit olunan ceza miktarına eklenmek suretiyle tespit olunan 19 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, SSÇ’nin suç tarihinde 15-18 yaş aralığında bulunduğu anlaşılmakla TCK’nın 31/3 maddesi uyarınca SSÇ’ye verilen cezasından 1/3 oranında indirim yapılarak SSÇ’nin 12 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, ancak TCK’nın 31/3 (son cümle) uyarınca verilecek ceza 12 yıldan fazla olamayacağından SSÇ’nin 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Suça sürüklenen çocuk … her ne kadar 15 yaşından küçük mağduru kendi rızasıyla perili eve götürerek ve mağduru …’e ait dükkanın arka odasına alıp kapıyı kilitlemek suretiyle cinsel istismar eylemlerinde bulunmuş ise de, 15 yaşından küçük çocuğun rızasının geçerli olmayacağı, böylece SSÇ’nin mağdura yönelik eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna vücut verdiği anlaşılmakla, SSÇ …’nın suç tarihinde 12-15 yaş aralığında bulunan katılana yönelik sabit görülen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan eylemine uyan TCK’nın 109/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasına, atılı suçun çocuğa karşı işlendiği anlaşılmakla TCK’nın 109/3-f maddesi uyarınca cezasından bir kat artırım yapılmış, suçun cinsel amaçla ika olunduğu anlaşılmakla TCK’nın 109/5 maddesi uyarınca cezasından yarı oranında artırım yapılmış, SSÇ’nin atılı suçu aynı katılana karşı birden farklı zaman diliminde ika eylediği anlaşılmakla TCK’nın 43/1 maddesi uyarınca cezasından takdiren ½ oranında artırım yapılmış, SSÇ’nin suç tarihinde 15-18 yaş aralığında bulunduğundan TCK’nın 31/3 maddesi uyarınca cezasından 1/3 oranında indirim yapılmıştır.
Karar tarihinde SSÇ 18 yaşını ikmal etmesinden dolayı 5395 sayılı kanunun 5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR … VE … YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME:
Mağdurun … ve … ile perili eve gittikleri, burada … ile birlikte bally çektikleri, …’ın yanına gelerek elbisenin askısını açarak boyun bölgesini öpmeye başladığı, bally etkisiyle uyuyakaldığı, uyandığında üzerinin toz içinde olduğu, eteğinin beline kadar sıyrılmış, iç çamaşırının dizine kadar inmiş vaziyette çıplak durumda olduğu, … ile …’in kendisiyle cinsel ilişkiye girmiş olabileceklerini ancak ne olup bittiğini hatırlamadığı, ilerleyen günlerde …’ın perili evde … ve …’in fotoğraflar çektiğini ve ilişkiye girdiklerini anlattığı, …’in telefonundan galeri bölümüne girdiğinde çıplak resmini gördüğü, SSÇ …’in alınan beyanlarında … ile içki alıp perili eve gittiklerini, burada … ile içki içerken …’ün geldiğini, yanlarında bally çektiğini, sonrasında … ile buradan ayrıldığını, …’a birkaç resim gösterdiğini ancak resimlerin …’e ait olmadığını, bu resimleri internetten indirdiğini ifade ettiği, tanık …’in … ile …’in perili evde …’le beraber bally çektiklerini, daha sonra …’le cinsel ilişkiye girdiklerini anlattıklarını beyan ettiği, tanık Cansu’un parkta otururken arkada bulunan çardakta oturan erkeklerin …’ün çıplak olarak çekilmiş fotoğrafıyla ilgili konuştuklarını, konuşanların kim olduğunu bilmediğini beyan ettiği, tanık Kardelen’in … ve …’ın … ile cinsel ilişkiye girdiklerini, …’ün fotoğraflarını çektiklerini Buğra’nın kendisine söylediğini beyan ettiği, tanık …’un araç ile perili evin alt tarafında bulunan yolda …, … ve …’i bıraktığını, daha sonra …’le yüzyüze görüştüğünde bıraktıktan sonra onların perili eve gittiklerini, üçünün birlikte bally çektiklerini, …’in cep telefonundaki fotoğrafları gösterdiğini, …’in fotoğraflardaki kızın … olduğunu, perili evde bally çektikleri gün bu fotoğrafların çekildiğini söylediğini, ayrıca bally çektikleri gün … ile birlikte …’le ilişkiye girdiklerini söylediğini ifade ettiği, böylelikle SSÇ’lerin perili eve …’le gittikleri, burada mağdurla organ sokmak suretiyle cinsel ilişkiye girdikleri, aynı zamanda mağdura ait fotoğrafları çektiklerinin 27/01/2014 tarihli uzmanlık raporuyla sabit olduğu anlaşılmış, mağdurun anlatımlarını destekler mahiyette tanık anlatımları ve SSÇ beyanları nazara alınarak mağdurun beyanlarının doğruyu yansıttığı kanaatine varılmakla, SSÇ’lerin üzerlerine atılı suçları işlediği hususunda mahkememizde tam bir kanaat husule gelmiştir.

SSÇ’ler … ve …’in sabit görülen suç tarihinde 15 yaşından küçük katılana yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, suç tarihi itibariyle SSÇ’ler lehine olduğu anlaşılan TCK’nın 6545 sayılı yasa ile değişiklikte önceki haliyle 103/2 maddesi uyarınca cezalandırılmalarına, suç nedeniyle katılanın ruh sağlığının bozulduğu anlaşılmakla 6545 sayılı yasa ile değişiklikten önceki haliyle TCK’nın 103/6 maddesi uyarınca SSÇ’lerin ayrı ayrı cezalandırılmalarına, SSÇ’lerin suç tarihinde 12-15 yaş

aralığında bulunduğu anlaşılmakla TCK’nın 31/2 maddesi uyarınca SSÇ’lere verilen cezalarından 1/2 oranında indirim yapılmış ancak TCK’nın 31/2 (son cümle) uyarınca verilecek ceza 7 yıldan fazla olamayacağından SSÇ’lerin ayrı ayrı 7’şer yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

SSÇ’ler … ile …’in suç tarihinde 12-15 yaş aralığında bulunan mağdurla perili eve giderek nitelikli cinsel istismarda bulundukları, 15 yaşından küçük çocuğun rızasının geçerli olmayacağı, böylece SSÇ’lerin mağdura yönelik eylemlerinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna vücut verdiği anlaşılmakla, SSÇ’ler … ve …’in suç tarihinde 12-15 yaş aralığında bulunan katılana yönelik sabit görülen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan eylemlerine uyan TCK’nın 109/1 maddesi uyarınca SSÇ’lerin suçun nitelikli halini düzenleyen yasa hükmünün birden fazla fıkrasını ihlal etmiş olmaları da nazara alınarak takdiren ve teşdiden ayrı ayrı cezalandırılmalarına, atılı suçun çocuğa karşı birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiği anlaşılmakla TCK’nın 109/3-b, f maddesi uyarınca cezalarından bir kat artırım yapılmış, suçun cinsel amaçla ika olunduğu anlaşılmakla TCK’nın 109/5 maddesi uyarınca cezalarından yarı oranında artırım yapılmış, SSÇ’ler suç tarihinde 12-15 yaş aralığında bulunduğundan TCK’nın 31/2 maddesi uyarınca cezalarından yarı oranında indirim yapılmıştır.” şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece; “Mağdurun anne ve babasının daha evvel boşandıkları, mağdurun annesi ve üvey babası ile birlikte yaşadığı, Kartaltepe İlköğretim Okulu ortaokul son sınıf öğrencisi olduğu anlaşılmıştır. Mağdurun 08.01.2014 tarihinde haber vermeden evi terk etmesi üzerine annesinin şikayetçi olduğu, aynı gün akşam saatlerinde mağdurun eve dönerek arkadaşı … ile birlikte olduğunu söylediği, evi terk ettiği zamanda annesinin Facebook sosyal paylaşım sitesinden aldığı bilgiler sonucunda mağdurun hakkında daha sonra evrak tefrik edildiği anlaşılan Sezer isimli kişiye çıplak fotoğraflarını gönderdiğinin anlaşıldığı, kayıp olan mağdurenin bulunmasından sonra karakolda verdiği ilk ifadesinde sanık … ile onun evinde bir kez anal yoldan sürtünme şeklinde ilişkisi olduğunu, başkaca bir kişiyle bir ilişki yaşamadığını, kimseden şikayetçi olmadığını ifade ettiği görülmüştür.

15 yaşından küçük olan mağdurenin ifadeleri doğrultusunda sanık …’nın ifadesi alınmış ve kendisinin mağdure ile birden çok kez vajinal yoldan cinsel ilişkiye girdiklerini söylemiştir. Mağdurenin üvey babası ile ilgili olarak da bazı iddialarının olduğu anlaşıldığından adli soruşturma başlatıldığında devlet koruması altına alınarak yurda yerleştirilmiştir. Mağdurun yurda yerleştirilmesinden sonra ayrıntılı olarak ifadesi alındığında diğer sanık … ve SSÇ’ler hakkında anlatımları üzerine onlar hakkında da adli soruşturmalar başlatılmış ve kamu davası açılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında mağdur 2013 yılında sanık …’in organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğunu iddia etmesi üzerine suç duyurusunda bulunulmuş ve bu suçtan açılan kamu davası da mevcut dava ile birleştirilmiştir.

Adli soruşturma çerçevesinde iç beden muayenesi yapılan mağdurda anal bulgu bulunmadığı, hymende eski yırtık olduğu belirtilmiştir. İstinaf aşamasında Dairemizde yapılan yargılamada mağdurenin yaşının tespiti amacıyla yapılan araştırmada 03.10.2000 tarihinde Sosyal Sigortalar Kurumu

Bakırköy Doğumevi’nde dünyaya geldiği gönderilen belgelerden anlaşılmış, böylece suç tarihleri itibariyle 15 yaşından küçük olduğu görülmüştür. İlk derece mahkemesinde yapılan araştırmada ATK 6. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 16.05.2018 tarihli raporda mağdurun Eylül 2013, 15.10.2013, Ocak 2014, 07.01.2014 tarihlerinde mağduru bulunduğu olaylarda sanıklar ve SSÇ’lerin eylemlerinden ruh sağlığının ayrı ayrı bozulduğu mütalaa edilmiştir.

Sanık … Açısından Yapılan Değerlendirmede
Mağdurun 2013 yılı Eylül ayında sanık … ile tanıştıkları, aralarında duygusal bir ilişki başladığı, sanığın Kasım 2013 tarihinde ilk kez geceleyin mağdurun evine gittiği, o gece mağdurla 2 kez vajinal yoldan cinsel ilişkiye girdikleri, bu tarihten 2-3 hafta kadar sonra aynı şekilde tekrar eve gidip 2 defa vajinal yoldan cinsel ilişkiye girdikleri, bu tarihten 1 ay kadar sonra mağdurun evlerine yakın harabe bir eve birlikte giderek cinsel ilişkiye girdikleri, Aralık ayı sonlarında mağdurun sanığın evine gittiği ve vajinal yoldan cinsel ilişkiye girdikleri anlaşılmıştır.
Her ne kadar sanık ilk derece mahkemesinde ve Dairemizdeki savunmalarında mağdure ile sadece öpüştüklerini, cinsel ilişkiye girmediklerini savunmuş ise de sanığın Cumhuriyet Savcılığında verdiği ifadesinde suçlamaları kabul edip ayrıntılı anlatımda bulunduğu, bu anlatımlarının mağdur beyanlarıyla örtüştüğünün anlaşılması karşısında suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiştir.
Her ne kadar sanık mağdurun 17 yaşında olduğunu zannettiğini söyleyerek hata hükümlerinden yararlanması gerektiğini talep etmiş ise de; Mağdurun hastane doğumlu olup suç tarihi itibariyle 13 yaşında olduğu, sanığın Cumhuriyet Savcılığındaki ifadesinde harabe eve gittikleri gün mağduru öğrencisi olduğu Kartaltepe İlköğretim Okulundan aldığını söylediği, ilk derece mahkemesinde verdiği ifadesinde ortaokul son sınıf öğrencisi olduğunu bildiğini söylediği, sanık ile mağdurun yaklaşık 3 ay kadar arkadaşlık ettikleri ve farklı zamanlarda birden çok kez buluşup vakit geçirdikleri, cinsel ilişkiye girdikleri, mağdurun evinde birden çok kez sabaha kadar birlikte oldukları, sanığın mağdurun gerçek yaşını bildiği, iddialarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılmış, TCK 30.maddesindeki hata hükümlerinden yararlandırılmamıştır.
İlk derece mahkemesince sanığın mağdura karşı zincirleme biçimde nitelikli cinsel istismar, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve katılan …’a karşı geceleyin konut dokunulmazlığını bozma suçlarını işlediğinin tespitinde isabetsizlik görülmemiş ise de, ihlal sayısı gözetildiğinde TCK 43.maddesi gereğince alt hadden uzaklaşılarak arttırım yapılması ve suçları ikrar ederek yargılamaya yardımcı olan sanık hakkında TCK 62.maddesinin uygulanmaması isabetsiz görüldüğünden bu suçlardan kurulan mahkumiyet hükümlerinin kaldırılmasına karar verilmiştir.

Sanık … ve SSÇ … Açısından Yapılan Değerlendirmede
Mağdurun sanık … ile tanışmadan evvel SSÇ … vasıtasıyla 2013 yılı Temmuz ayında onun ağabeyi olan SSÇ … ile tanıştığı, Temmuz ayında geceleyin SSÇ …, kardeşi … ve onların arkadaşları ile birlikte arabayla gezdikleri, aynı gece SSÇ … ile evlerinin yakınındaki harabe eve gittikleri, SSÇ … ile orada vajinal yoldan organ sokmak suretiyle cinsel ilişkiye girdikleri, bu tarihten sonra da arkadaşlıklarının ve ilişkilerinin devam ettiği, mağdurenin sık sık SSÇ …’nın çalıştığı sanık …’e ait kuaför dükkanına gittiği, kuaför dükkanının iç kısmında müşterilerin girip çıkmadığı bölümde oturup vakit geçirdikleri, daha sonra sanık …’in yanlarından ayrılıp dükkanın ön kısmına gittiği,

mağdur ile SSÇ …’nın iç bölümde cinsel ilişkiye girdikleri, bu eylemlerin yaklaşık 6-7 kez tekrarlandığı anlaşılmıştır.

SSÇ … mağduru simaen tanıdığını, sadece bir gece arabayla gezdiklerini söylemiştir. Sanık … ise mağduru hiç tanımadığını ifade etmiştir. SSÇ ile sanık suçlamaları kabul etmemiş iseler de;

Mağdurun SSÇ ve sanık ile herhangi bir husumetinin iddia edilmediği ve ispatlanmadığı, mağdurun evi terk etmesinden sonra karakolda ilk verdiği ifadede herhangi bir anlatımda bulunmamış ise de 2 gün sonra alınan emniyet ifadesinde ve bundan sonra tüm aşamalarda SSÇ ve sanığın eylemlerini aynı şekilde anlattığı, sanık …’in kuaför dükkanının iç kısmında bulunan bölümü birebir aynı anlatmasa da dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporu ve fotoğraflardan anlaşıldığı kadarıyla büyük oranda içerisindeki eşyalarla benzer biçimde anlattığı, dükkan içerisindeki buzdolabı, su sebili, kanepe ve yatağın olduğunu söylediği ve bu eşyaların dükkanda tespit edildiği, dükkanın iç kısmındaki ayrı bir bölme ve kullanım alanının mağdur tarafından hiç görülmeseydi söylenemeyeceği, SSÇ …’nın mağdurun ilk cinsel ilişkiye girdikleri gece dışarıda gezdikleri şekildeki ifadesini doğruladığı, daha sonra vefat eden tanık …’un savcılık ifadesinde SSÇ … ve mağdurun da bulunduğu grupla arabayla gezdiklerini, SSÇ ve mağduru mahalleye bıraktıklarını söylediği, mağdurun ifadelerinin bu şekilde yan delillerle doğrulandığının anlaşılması karşısında sanık … SSÇ’nin suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiştir.

SSÇ …’nın farklı zamanlarda birden çok kez mağdurun evinin yakınındaki perili evde ve … olarak çalıştığı sanık …’in kuaför dükkanında mağdurla vajinal yoldan organ sokmak suretiyle cinsel ilişkiye girdiği anlaşılmıştır.

Mağdurun hastane doğumlu olup suç tarihi itibariyle 13 yaşında olduğu ve ortaokul son sınıf öğrencisi olduğu, SSÇ … ile uzun süre arkadaşlık yaptığı, sanık …’in dükkanında sık sık buluştukları, sanık …’in bu buluşmalarda dükkanda olduğu, hep beraber oturup sohbet ettikleri, vakit geçirdiklerinin anlaşılması karşısında SSÇ ve sanığın mağdurun yaşı konusunda hataya düşmeleri hayatın olağan akışına uygun görülmediğinden haklarında TCK 30.maddesi uygulanmamıştır.

İlk derece mahkemesince sanık … ve SSÇ …’nın mağdura karşı zincirleme biçimde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, nitelikli cinsel istismar suçuna yardım, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının sübut bulduğuna yönelik tespitte isabetsizlik görülmemiş ise de, SSÇ ve sanık hakkında nitelikli cinsel istismar suçundan kurulan hükümlerde ihlal sayısı dikkate alındığında TCK 43.maddesi gereğince ceza arttırımının fazla yapılması, sanık … hakkında TCK 43.maddesinin TCK 39.maddesinden önce uygulanmak suretiyle TCK 61.maddesine muhalefet edilmesi, haklarında TCK 62.maddesinin uygulanmaması hukuka aykırı görüldüğünden mahkumiyet hükümlerinin kaldırılmasına karar verilmiştir.

Sanık …’in 15 yaşından küçük olan mağduru kuaför dükkanına kabul edip diğer SSÇ … ile birlikte orada tuttuğu, SSÇ … ile mağdurun iş yerinde cinsel ilişkiye girmeleri için ortam hazırladığı,

iş yerinde ilişkiye girmelerine izin verdiği, böylece SSÇ …’nın nitelikli cinsel istismarına yardım suçu ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği anlaşılmıştır.

Sanık …’in 2013 yılında ormanlık alanda mağdureye karşı organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismar suçundan hakkında elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı mahkemece dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun olarak takdir edildiği, verilen beraat hükmünde isabetsizlik bulunmadığından bu suçtan kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

SSÇ … ve … Açısından Yapılan Değerlendirmede
Mağdurenin 2014 yılında kurban bayramında daha sonra vefat eden tanık …, SSÇ …, SSÇ … ve tanık …’ın bulunduğu araç ile kurban kesimini izlemeye gittikleri, kurban izlemekten döndüklerinde SSÇ …, SSÇ … ve mağdurun perili ev tabir edilen metruk evin önünde arabadan indikleri, metruk evin içinde mağdurun uyuşturucu-uyarıcı madde kullandığı, her iki SSÇ’nin mağdurenin kıyafetlerini çıkardıkları, ona organ sokma boyutuna varmayan cinsel eylemlerde bulundukları, SSÇ …’in yüzü koyun yerde yarı çıplak vaziyette yatan mağdur ile fotoğraf çektiği anlaşılmıştır. Her ne kadar SSÇ’ler suçlamaları kabul etmemiş iseler de;

Mağdurun SSÇ’ler ile iddia edilen ve ispatlanan bir husumetinin bulunmadığı, olay öncesi kurban izlemek için birlikte gezmeye gidildiği ve gezme dönüşü mağdurun SSÇ’ler perili evin önünde indiği yönünde tanıkların mağdur ifadesini doğrulayan anlatımları, soruşturma aşamasında SSÇ …’in cep telefonunda tespit edilen ve bilirkişi tarafından rapor edilen mağdurun yüzü koyun alt kısmı tamamen çıplak vaziyette SSÇ … ile çekilmiş fotoğrafları, SSÇ …’in Cumhuriyet Savcılığındaki ifadesinde beraberce perili eve gittiklerini ikrar etmesi, SSÇ …’ın kız arkadaşı tanık …’in SSÇ’lerin mağdurla perili evde ilişkiye girdiklerini anlattıkları yönündeki ifadesi, istinaf aşamasında Dairemizde yapılan duruşmada mağdurun çıplak olduğu karede görünen erkek şahsın SSÇ … olduğunun tespiti ve tüm dosya kapsamı karşısında suçtan kurtulmaya yönelik savunmalara itibar edilmemiştir.

Mağdurun tam olarak kendisinde olmamakla birlikte SSÇ’lerin kendisine dokunduklarını her aşamada söylediği, tespit edilen fotoğraf karesinde mağdurun yüzü koyun yatıp alt tarafının tamamen çıplak olduğu, hep birlikte metruk bir yere gittikleri hususları bir arada değerlendirildiğinde SSÇ’lerin mağdureye yönelik cinsel eylemlerde bulundukları, organ sokma ispatlanamamakla birlikte, mağdurun alt kısmının tamamen çıplak olduğu gözetildiğinde bu eylemlerin sarkıntılık boyutunu aşan, basit cinsel istismar niteliğinde eylemler olduğu değerlendirilmiştir.

Ankara 6. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 11.06.2014 tarihli raporlarda SSÇ’lerin atılı çocuğun cinsel istismarı eylemine ilişkin davranışlarını yönlendirme, suçun hukuki sonuçlarını algılama yeteneklerinin tam olarak geliştiği değerlendirilmiştir.

İstinaf aşamasında Dairemizce aldırılan Karabük ATK Şube Müdürlüğü raporlarında SSÇ’lerin suç tarihinde atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemine ilişkin davranışlarını yönlendirme, suçun hukuki sonuçlarını ve algılama yeteneklerinin tam olarak geliştiği değerlendirilmiştir. SSÇ’ler hakkında düzenlenen sosyal inceleme raporlarında bilişsel gelişimlerinin yaşıtlarıyla uyumlu olduğu değerlendirilmiştir.

Mağdurun suç tarihinde 13 yaşında, ortaokul öğrencisi olduğu, SSÇ’ler ile olaydan önce de zaman geçirip birlikte olduğu, birbirlerini tanıdıkları dikkate alındığında SSÇ’lerin hastane doğumlu olan mağdurun yaşı konusunda yanılgıya düşmeleri söz konusu olmayacağından haklarında TCK 30.maddesindeki hata hükümleri uygulanmamıştır.

İlk derece mahkemesince mağdurun SSÇ’lerin kendisine organ ya da sair cisim soktuğu yönünde herhangi bir iddiası, buna yönelik herhangi bir delil bulunmadığı halde eylemlerinin nitelikli cinsel istismar suçunu oluşturduğu kabul edilerek uygulama yapılması, TCK 43.maddesi gereğince ihlal sayısının azlığı gözetildiğinde ceza arttırımının alt hadden ayrılarak yapılması ve haklarında TCK 62.maddesinin uygulanmaması isabetsiz görüldüğünden mahkumiyet hükümlerinin kaldırılmasına karar verilmiştir.” şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Suça Sürüklenen Çocuk …, Sanıklar … ve … Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve sanık … Hakkında Konut Dokunulmazlığını İhlal Etme Suçlarından Verilen Hükümlere Yönelik Temyiz İtirazlarının İncelenmesinde
5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, bu hükümlere yönelik temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B. Sanık … Suça Sürüklenen Çocuk … Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan, Suça Sürüklenen Çocuklar … ile … Hakkında Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükümleri ve Sanık … Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Birleşen Dosya Kapsamında Kurulan Esastan Ret Kararına Yönelik Temyiz İtirazlarının İncelenmesinde
1. Sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar hakkında kurulan hükümlerde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen yargılama neticesinde kurulan hükümlere yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî
kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, anlaşıldığından, sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar müdafileri ile katılanlar vekilllerinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmekle hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Sanık … Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmüne Yönelik İtirazların İncelenmesinde
Mağdurenin soruşturma evresindeki ifadesinde; suça sürüklenen çocuk … ile sanık …’e ait olan kuaför dükkanında hep birlikte buluşup esrar içtiklerini, …’nın kapıyı kilitlemesi üzerine ilişkiye girdiklerini, bu durumun beş-altı kere tekrar ettiğini ve her seferinde sanık …’in de yanlarında olduğunu söylediği, istinaf mahkemesince alınan ifadesinde ise kapıyı sanık …’in kilitlediğini beyan ettiği anlaşılmış olup beyanlar arasında oluşan mübayenetin giderilmesi ve maddi hakikatin ortaya çıkarılması açısından mağdurenin duruşmada yeniden dinlenerek birden çok kez meydana geldiği belirtilen eylemlerin ayrı ayrı açıklattırıldıktan sonra sanığın sonra hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. Bu nedenle Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
A. Suça Sürüklenen Çocuk …, Sanıklar … ve … Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve Sanık … Hakkında Konut Dokunulmazlığını İhlal Etme Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanıklar ve suça sürüklenen çocuk müdafilerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık … ile Suça Sürüklenen Çocuk … Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçu, Suça Sürüklenen Çocuklar … ile … Hakkında Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükümleri ve Sanık … Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Birleşen Dosya Kapsamında Kurulan Esastan Ret Kararına Yönelik Hükümler Yönünden;
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 17.02.2021 tarihli ve 2020/893 Esas, 2021/190 Karar sayılı kararında sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar müdafileri ile katılanlar vekillerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

C. Sanık … Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenlerle katılanlar vekilleri ve sanık müdafisinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 17.02.2021 tarihli ve 2020/893 Esas, 2021/190 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca takdiren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.04.2023 tarihinde karar verildi.