Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2011/3960 E. 2011/4901 K. 27.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3960
KARAR NO : 2011/4901
KARAR TARİHİ : 27.04.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden davalıya ait 2578 parsel sayılı taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kaldığını ileri sürerek, tapu iptal ve terkin isteğinde bulunmuştur.
Davalı, hak düşürücü sürenin geçtiğini, iddiaların yerinde olmadığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesi uyarınca hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı Hazine vekilince süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi …’nın raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.

-KARAR-

Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptali ve taşınmazın sicil kaydının kütükten terkini isteğine ilişkin olup, mahkemece 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca kadastro tespitiyle dava tarihi arasında 3402 Sayılı Yasanın 12/3.maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Öyleyse, davacı Hazinenin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Hemen belirtilmelidir ki, yargılama sırasında yürürlüğe giren 19.1.2011 tarih ve 6099 Sayılı Yasanın 16.maddesiyle değişik 3402 Sayılı Yasanın 36/A maddesinde; “… yargılama giderlerinin davalıya yükletilemeyeceği” hükmünün getirilmiş olması karşısında, yargılama giderlerinin Hazine üzerinde bırakılmış olması da doğrudur.
Bilindiği üzere; kural olarak davacının davasında haksız çıkmış olması halinde, davalı lehine yargılama gideri ve avukatlık ücreti tayini gerekeceği açıktır. Ancak, genel kuralın istisnası olarak hak düşürücü sürenin hukuki niteliği ve yerleşik yargıtay kararlarına göre, yargılama sırasında yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliği nedeniyle yargılama giderine ve davada kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği öngörülmüştür.
O halde, davalı lehine avukatlık ücretine hükmedilmiş olması doğru değilse de, bu husus yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden, hükmün 4.fıkrasının hüküm fıkrasından çıkartılarak, hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.4.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.