YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6125
KARAR NO : 2023/3955
KARAR TARİHİ : 04.07.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki şirket payının devrinin iptali ve tescili, olmazsa tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde, mirasbırakan kardeşi …’un … adlı şirketin ½ pay sahibi olduğunu, bu payını davalı …’a muvazaalı olarak kendisine mal kalmasın diye devrettiğini, bedelin çok düşük olduğunu, devir tarihinde murisin fiil ehliyetini haiz olmadığını, …’un şirket hissesi alacak ekonomik gücü olmadığını, …’un murisin ileri yaşından faydalandığını, murisin satışa ihtiyacı olmadığını, devrin bağış olduğunu, murisin ölmeden önce … ile aynı binada farklı dairelerde ikamet ettiğini, murisin oturduğu taşınmazı da muvazaalı olarak …’e temlik ettiği, murisin ehliyetli çıkması halinde gabin ve muvazaa nedeniyle davanın kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek şirket hissesi devrinin iptali ile adına tesciline, mümkün olmazsa tenkisine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçelerinde, şirketin eldeki davanın tarafı olmadığını, şirket yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini, tenkisde hak düşürücü sürenin geçtiğini ve tenkis şartlarını oluşmadığını, murisin geriye yüklü miktarda malı kaldığını, şirketin 10.000,00 TL sermayeli küçük bir şirket olduğunu, murisin ölene kadar fiil ehliyetini haiz olduğunu, murisin ilerleyen yaşı nedeniyle şirket payını satmak istediğini, önce ortağına teklif ettiğini, o kabul etmeyince …’in alıcı olduğunu, 1 kilo altını ile eşine düğünde takılan altınlarını bozdurup 100.000,00 TL bedel ve Belediyeye ödenecek 24.377,14 TL’yi ödemek suretiyle hisseyi satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile murisin önce işi bırakarak iyi bir emeklilik geçirmek için şirketteki hissesini yanında çalışan ve işi bilen davalı …’a devrettiği, pay devri bedeli 5.000,00 TL görünse de, gerçekte 100.000,00 TL ve … verilen para olduğu, bu durumun işlem anında yanlarında olan ve dinlenen tanık anlatımları ile sabit olduğu, murisin işlem anında hukuki işlem ehliyetinin var olduğunun ATK raporu ile belirlendiği, ortada gabin veya hile mevcut olmadığı gibi bu iddiaların davacının soyut anlatımından öteye de gitmediği, somut delil sunulmadığı, murisin ölümünden sonra terekesinde yüksek miktarda para ve üç parça taşınmazın bulunduğu, murisin esas amacının mal kaçırmak olmadığı ve sağlığında tamamen kendi özgür iradesi ile yaptığı bir tasarruf işlemi olduğu, ortada tenkisi gerektirecek bir nedenin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı istinaf dilekçesinde özetle, kararın yanlış olduğunu, gerekçenin dosya içeriği ile uyumlu olmadığını, davalının bedeli ödediğini ispatlayamadığını, muris ile … arasındaki yakın ilişkinin muvazaayı doğruladığını, bu yakınlığın karar verilirken dikkate alınmadığını, davalının savunmalarının çelişkili olduğunu, terditli talepleri için hissenin dava tarihindeki değerinin tespitini istediklerini bunun yapılmamasının hatalı olduğunu, tüm ticari kayıtların ve ortakların ikamet adreslerinin celp edilmemesinin yasaya aykırı olduğunu, davalı tanıklarının yanlı olduklarını, dava sonucunun şirketi etkileyeceği gerekçesiyle şirketi taraf gösterdiğini, şirketten talep olmamasına rağmen şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, murisin devre rağmen işleri devamlı kontrol ettiğini, murisle …’in aynı binada ikamet ettiklerini, şirketin yüksek ciro yapan bir şirket olduğunu, murisin bir dairesini de muvazaalı olarak davalı …’e temlik ettiğini, bedel ödendiği iddiasının tanıkla ispatlanamayacağını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu hisse devir ve temlik işlemlerinin gabin ve hile ile yahut muvazaalı olarak yapıldığının kanıtlanmadığı, Mahkemenin karar ve gerekçesinin isabetli olduğu gerekçeleriyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesindeki gerekçelerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ehliyetsizlik, gabin ve genel muvazaa hukuki nedenlerine dayalı şirket pay devrinin iptali ve tescili, olmazsa tenkis istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Harçlar Kanunu harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır.
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 32 nci maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılmayacağı vurgulanmıştır. Aynı Yasanın 30 uncu maddesinde ise; “Muhakeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 150 nci maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
3. Değerlendirme
1.Somut olayda; dava konusu şirket hissesinin değerinin davacı tarafından 5.000,00 TL olarak gösterildiği, şirket hissesinin dava tarihi olan 2016 yılı itibariyle değeri araştırılmadan İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince karar verildiği dosya kapsamıyla sabittir.
Dava konusu şirket payının dava tarihindeki değerinin istinaf sınırı ve temyiz sınırının belirlenmesi yönünden de önemli olduğu gözetilerek şirket payının gerçek dava değerinin usulünce araştırılmadan yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2. Bozma nedenine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.