Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/7732 E. 2023/3941 K. 04.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7732
KARAR NO : 2023/3941
KARAR TARİHİ : 04.07.2023

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki asıl tapu iptali ve tescili davası ve birleştirilen tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Karar, davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Asıl davada davacı dava dilekçesinde; miras yoluyla gelen hakka ve kazanmayı sağlayan eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik nedenlerine dayanarak kadastro çalışmaları sonucu Hazine adına tespit ve tescil edilen 196 ada 60 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile … … mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

2.Birleştirilen davada davacı dava dilekçesinde; Kale köyünde bulunan ve babası adına kayıtlı bulunan 144 ada 7 parsel sayılı taşınmazın yüz ölçümünün kadastro tespiti sırasında eksik ölçüldüğünü, bir bölümünün yol olarak bırakıldığını ileri sürerek bu bölümün miras bırakanı … … mirasçıları adına tescilini istemiştir.

II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davada davalı Hazine temsilcisi; yargılama sırasında davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
… Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.09.2012 tarihli ve 2009/207 E., 2012/231 K. sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 31.10.2013 tarihli ve 2013/8893 Esas, 2013/10076 Karar sayılı kararıyla, “ Mahkemece, tespit öncesi nedene dayandığının kabulü halinde davanın tespit dışı bırakılma tarihinden itibaren makul sürede açılmadığı, tespitten sonra ise dava tarihine kadar 20 yıllık zilyetlik süresi dolmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği… davacının kadastro tespit öncesinden beri sürdürdüğü zilyetlik nedenine dayanarak tescil talebinde bulunduğu… 3402 sayılı Yasa’nın 12/3 maddesinde yalnızca hakkında tutanak düzenlenen taşınmazlarla ilgili olarak 10 yıllık hak düşürücü sürenin belirlenmiş olup gerek 3402 sayılı Yasa’da gerekse 4721 sayılı Yasa’nın tescil hükümlerini düzenleyen maddelerinde hakkında tutanak düzenlenmeyen ya da tespit harici bırakılan yerler hakkında kadastro öncesi nedenlere dayanılarak dava açılmasını engelleyen ya da hak düşürücü süre belirleyen yasal düzenleme olmadığı ve makul süreden ret kararının isabetsiz olduğu… ” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

C. Bozma Sonrası Mahkeme Kararı
… Sulh Hukuk Mahkemesinin 28.09.2016 tarihli ve 2009/206 Esas 2016/308 Karar sayılı kararıyla birleştirilen dava hakkında bir hüküm kurulmaksızın asıl davanın HMK’nın 150/6. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

D. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.

E. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde özetle, dava konusu ettiği her iki taşınmaza nizasız -fasılasız 100 yıldan fazla süredir zilyet olduklarını, kadastro çalışmaları sonucu 196 ada 60 parsel sayılı taşınmazın hatalı olarak Hazine adına, malik oldukları 144 ada 7 parsel sayılı taşınmazın hatalı olarak bir kısmının yol, bir kısmının … adına tescil edildiğini bu tapuların iptali için açtığı davanın usul ve yasaya aykırı olarak Mahkemece açılmamış sayılmasına karar verildiğini, ağabeyi …’ın vefatı ve mesleği gereği … yerinden izin alamaması nedeniyle duruşmaya gelemediğini, davasının yenilenmesine, davanın kaldığı yerden devamı ile tapuların iptali ile … … mirasçıları adına veraset ilamındaki hisseleri oranında tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

I. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil ile birleştirilen dava, kadastro çalışmalarında paftasında yol olarak bırakılan kısmın tapuya tescili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 150. Maddesinde, “- (1) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.

(2) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.

(3) Duruşma gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hâllerde gün tespit ettirilmemişse, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle dosya işlemden kaldırılır.

(4) Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır.

(5) İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.

(6) İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır.

(7) Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır.”

6100 sayılı HMK’nın 297/2. maddesinde; “İstek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemeleri yer almaktadır.

3. Değerlendirme
1.Davacının asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/2 maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un uygulanacağı davalar yönünden HUMK’un 428.maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı tarafın temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Davacının birleştirilen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Aralarında bağlantı bulunduğu için birden çok davanın HMK’nın 166/1. maddesi çerçevesinde birleştirildiği durumlarda; yargılama birlikte görülmüş olsa dahi ortada birleştirilen dava sayısı kadar birbirinden bağımsız davalar bulunur. Bu nedenle tek dosya üzerinden yargılama yürütülse dahi talepler bağımsızlığını koruduğundan gerek asıl dava yönünden gerekse birleştirilen dava yönünden iddia ve savunmanın tahlili neticesinde varılacak sonuca göre tarafların taleplerinin karşılanması işin özündendir. Yargılama tek bir dosya üzerinden sürdürülmekle birlikte, bağımsızlığını koruyan her bir dava bakımından ayrı ayrı değerlendirme yapılarak hüküm kurulması, gerekçe yazılması, karar başlığında da asıl ve birleştirilen dava bilgileri belirtilmek suretiyle hüküm kurulması, harç, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin her dava için ayrı ayrı belirlenerek hüküm altına alınması zorunludur.
Somut olayda, asıl dava ile birleştirilen … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/207 Esas sayılı dosyasında 12.09.2012 tarihinde ret karar verildiği, bu kararın Yargıtay (Kapatılan)16. Hukuk Dairesince bozularak Mahkemenin 2014/40 Esasına kaydının yapıldığı, yapılan yargılama neticesinde irtibat nedeniyle dava dosyasının 2009/206 Esas sayılı dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verildiği, yargılamanın 2009/206 Esas sayılı dava dosya üzerinden yürütüldüğü, Mahkemece 28.09.2016 tarihinde Yargıtay (Kapatılan)16. Hukuk Dairesinin incelemesinden geçerek bozmaya sevk edilen birleştirilen dava göz önünde tutulmaksızın, asıl davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği gibi de gerekçeli karar başlığında birleştirilen davaya ilişkin bilgilere yer verilmemiştir. Birleştirilen dava ile asıl davanın birbirinden bağımsız olduğu, bağımsızlığını koruyan her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin birleştirilen dava hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması isabetsizdir. Hal böyle olunca, birleştirilen dava yönünden HMK’nın 297. maddesine uygun bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle
Davacının asıl dava yönünden yerinde görülmeye temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun kararın ONANMASINA,

Davacının birleştirilen dava yönünden yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın 6100 sayılı Yasa’nın geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,

Peşin alınan harcın yatıran davacıya iadesine,

04.07.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.