Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/9225 E. 2023/3785 K. 14.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9225
KARAR NO : 2023/3785
KARAR TARİHİ : 14.06.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1362 Esas, 2021/1886 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/209 E., 2019/19 K.

Taraflar arasındaki markaya tecavüzün önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, yurtiçi ve yurtdışı (özellikle Türkmenistan’da) faaliyetlerinde müvekkiline ait 2009/46183 numaralı “UK+Şekil” ve 2008/47825 numaralı “Şekil+UK+Uzay Kontruksiyon Sistemleri” markalarını kullanarak işler aldığını, bu durumun ve davalının müvekkiline ait markayı kataloglarında kullandığının İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2013/81 D.iş ve 2013/80 Karar sayılı dosyası ile tespit edildiğini, davalının bu suretle müvekkilinin markasının tanınmışlığını kullanarak yurt dışında menfaat temin etmeye çalıştığını, davalının eyleminin 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 61 inci ve devamı maddelerine göre marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, ayrıca 554 sayılı Endürstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (554 sayılı KHK) 48 inci ve 49 uncu maddeleri kapsamında marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek davalının müvekkilinin marka hakkına tecavüzünün sonlandırılmasına, 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminat ödemeye mahkum edilmesine, davalının davacıya ait markayı kullanarak elde ettiği kâr olarak da 5.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili şirket tüzel kişiliğini temsil ve ilzama yetkili kişiler hakkında şikayette bulunduğunu, yetkili kişiler hakkında kamu davası açıldığını, sanıklara yüklenen eylem, tescilli markayı kataloglarda kullanmak olduğundan ve bu durum 556 sayılı KHK’nın 61 inci maddesinin (a) fıkrasına uymadığından sanıkların beraatine karar verildiğini, müvekkili şirketin davacıya ait markaya hiçbir zaman tecavüz etmediğinin anılan ceza mahkemesi kararı ile de tespit edilmiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davalı taraf, açılan ceza davasından davacıya ait markaların yalnızca kataloglarda kullanıldığı gerekçesiyle beraat ettiğini savunmuşsa da başkasına ait markaların ürün kataloglarında kullanılması eyleminin markaya tecavüz olarak nitelendirildiği, ceza yargılaması sırasında davalının iddianamede yazılı bu eylemi ile sınırlı kalınarak yargılama yapıldığı, bu nedenle beraat kararının kesin delil olarak kabul edilemeyeceği, davacı ile davalı arasında bir süre ticari ilişki bulunduğu, bu ilişki sonlandıktan sonra davalının iş yerinde bulunan kataloglarda davacının tescilli markalarının tescilli oldukları ürünler üzerinde “UKS UZAY KONSTRÜKSİYON SİSTEMLERİ” ibaresini kullanıldıklarının tespit edildiği, ayrıca davacının tescilli “UK UZAY KONSTRÜKSİYON SİSTEMLERİ” markası ile iltibas yaratacak derecede benzer olan “UZAY ÇATI SİSTEMLERİ” ibaresi ile yurt dışına ürün satışlarının yapıldığı, davalının davacıya ait markaları ile iltibasa neden olabilecek ibareleri bilerek benzer ürünlerde kullanmakta kusurlu olduğu, tespit edilen satış miktarına göre davalının bu satışlardan 7.386,21 TL gelir elde ettiği, davacının davalının elde ettiği gelire göre maddi tazminat talebinin ise 5.000,00 TL olduğu, davalının haksız marka kullanımı nedeniyle davacının marka haklarına tecavüz ettiği ve davacının 556 sayılı KHK’nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca tazminat talep edebileceği, her ne kadar davacı yoksun kalınan kar nedeniyle de 5.000,00 TL tazminat talep etmişse de, 556 sayılı KHK’nın 64 üncü maddesi uyarınca fiili kaybını kanıtlayan bir delil sunmadığı, davacının markasının izinsiz kullanılması nedeniyle 556 sayılı KHK’nın 62 nci maddesi uyarınca manevi tazminat da talep edebileceği, davacının markasının tescilli olduğu süre, marka değeri ve davalının satış tutarları dikkate alındığında 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, her ne kadar davacı vekili 28.04.2017 tarihli dilekçesi ile tazminata haksız fiil tarihinden itibaren faiz uygulanmasını talep etmiş ise de, dava dilekçesinde faiz talebinin mevcut olmadığı, ıslah talebinde de bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının kataloglarında davacıya ait 2009/46183 numaralı “UK + Şekil” ve 2008/47825 numaralı”UK + Şekil Uzay Konstruksiyon Sistemleri” markaları ile iltibas yaratacak derece davacının markasının tescilli olduğu mal ve hizmetlerle ilgili “UKS Uzay Konstruksiyon Sistemleri + Şekil” markasını kullanmak suretiyle davacının marka haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, marka haklarına yapılan tecavüzün sonlandırılmasına ve önlenmesine, 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacının 5.000,00 TL maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; maddi tazminat talebinin yoksun kalınan kazanç kısmının davalının marka hakkını kullanmak yolu ile elde ettiği kazanca göre hesaplanmasını talep ettiklerini, belirsiz alacak davası açıldığını, mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğini, yeniden bilirkişi incelemesi yapılarak müvekkilinin fiili zararı ve yoksun kalınan kârın hesaplanmasının yapılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı markasının ayırt ediciliğinin bulunmadığını, kamuya mal olması nedeniyle herkes tarafından kullanılan unsurlardan oluştuğunu, müvekkilinin kullanımında …, davacının markasında ise Karo şeklinin bulunduğunu, kullanımlar arasında benzerlik bulunmadığını, tazminat miktarının fahiş olduğunu, beraat kararının dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, üç ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden; niteliği itibarıyla davacının zararının belirlenebilir olması nedeniyle davanın kısmi dava olarak açılmış olduğu, bu itibarla İlk Derece Mahkemesinin yoksun kalınan kâr nedeniyle taleple bağlı kalarak karar vermesinin usul ve yasaya uygun olduğu, ayrıca davacının sunduğu deliller yoksun kalınan kâr hesabına ilişkin olduğundan ve fiili zararını ispatlayamadığından Mahkemenin ret kararının yerinde olduğu, davacının davalı tarafın KDV tutarının ve çatı yapımında kullanılan yardımcı malzeme bedelinin hesaplamaya dahil edilmesini talep ettiği, ancak 1 ay 13 günlük ihlal süresi için mahkemece tespit edilen maddi tazminat miktarının, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci ve 51 inci madde hükümlerine göre dosya kapsamına uygun olduğu, davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise; hukuk hakimi yönünden beraat kararının bağlayıcı olmadığı, davacı markalarının tescilli ve koruma altında olduğu, davalının davacı ile 2011 yılında ticari ilişki içinde bulunduğu, davacı tarafın markalarını bildiği/bilmesi gerektiği, buna rağmen davacının tescilli markalarındaki logo unsurunu ve Uzay Çatı Konstrüksiyon Sistemleri ibaresini kullanmak suretiyle 556 sayılı KHK’nın 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince davacı markalarına tecavüz ettiği, tazminat talepleri yönünden verilen kararın yerinde olduğu, her bir talep yönünden açılan davalarda ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve kanuna uygun olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; aşamalarda ve istinaf dilekçesindeki beyanlarına ilaveten, yerel mahkemenin kararının müvekkilin marka hakkına tecavüz edildiği tespiti doğru olmakla beraber, müvekkilin zararının tespiti bakımından eksik inceleme yapılmış olması, hükmedilen maddi tazminat miktarının müvekkilin zararını karşılamaması, alacak talebimizin ve davamızın belirsiz olduğu tekrar tekrar belirtilmesine rağmen bu hususun göz ardı edilerek yalnızca 5.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesi, yoksun kalınan kazancın hesaplanması için gereken her türlü delili dosyaya sunmamıza rağmen yeterli delil sunulmadığı gerekçesiyle yoksun kalınan kazanç talebimizin reddedilmesi hukuka aykırı olduğunu, zira yoksun kalınan karın yalnız fiili zarardan ibaret olmadığını, marka hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, marka sahibinin markanın kullanması ile elde edilebileceği muhtemel gelir ile marka hakkına tecavüz edenin, markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanç toplamı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıya ait markaların davalı tarafça kataloglarda ve yurt dışına satılan ürünler üzerinde haksız ve izinsiz olarak kullanıldığı iddiasına dayalı marka haklarına tecavüzün önlenmesi ve maddi-manevi tazminat talebi ile yoksun kalınan kârın tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK’nın 61, 62 ve 66 ncı maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.