YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/4165
KARAR NO : 2011/42019
KARAR TARİHİ : 20.12.2011
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, hakaret, tehdit
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat
Katılan sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün katılan vekili tarafından, katılan sanık … hakkında hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile katılan sanık … hakkında hakaret suçundan kurulan mahkumiyet ve tehdit suçundan kurulan beraat hükmünün ise O Yer C. Savcısı tarafından temyiz edildiği ve katılan sanık …’ in daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan 5271 sayılı CMK.’nun 231/6.maddesinin a bendinde yazılı “ kasıtlı bir suçtan mahkum olmama ” koşulunun bulunmaması nedeniyle, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
I- Katılan sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün katılan vekil tarafından temyizi üzerine yapılan incelenmesinde;
Yapılan duruşmaya toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
II- Katılan sanıklar … ve … hakkında hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile katılan sanık … hakkında tehdit suçundan kurulan beraat hükmünün O Yer C. Savcısı tarafından temyizi üzerine birlikte yapılan incelenmesinde;
Katılan sanıklar hakkında hakaret suçunun alenen işlenmesi nedeniyle TCK’ nın 125. maddesinin 4. fıkrası gereğince 1/6 oranında artırım yapıldığı halde, yarı oranında artırım yapıldığının belirtilmesi, sonuç cezanın doğru hesaplanmış olması karşısında, yazım hatası olarak görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır. Ancak,
1- Tehdit fiili kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli ve uygun olması yeterlidir. Ayrıca somut olayda muhatap üzerinde etkili olması gerekli değildir. Bu nedenle muhatabın korkup korkmadığı araştırılmaz.
Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup, suçun yasal tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de önemi yoktur.
Kavga ve tartışma sırasında haksız fiilin meydana getirdiği şiddetli öfke, elem ve gazap iradeyi etkileyen kusur yeteneğinde oluşturduğu azalma sebebiyle koşulları varsa ancak yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilir ise de, kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulü mümkün değildir.
Somut olayda, katılan sanık …’ ün tartıştığı ve karşılıklı olarak birbirlerine hakaret ettikleri katılan sanık …’ i “…senin iş yerini ve evini yakacağım..” diyerek tehdit ettiğinin anlaşılması karşısında, atılı suçtan mahkumiyeti yerine, “…sözün herhangi bir ciddi korku ile endişe oluşturmadan kavga sırasında fevren sinirli bir şekilde söylendiğinden küfürle karışık kavga sırasında söylenen sözlerin tehdit suçunu oluşturmayacağı tehdit suçunun taammüd unsurunun somut olayda gerçekleşmediği…” şeklinde yasal olmayan gerekçe ile sanığın beraatine karar verilmesi,
2- Katılan sanıkların karşılıklı olarak birbirlerine hakaret ettiklerinin anlaşılması karşısında; TCK’ nın 129. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen, “…olayın mahiyetine göre, taraflardan her ikisi veya biri hakkında verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
3- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/ 11-250 2009/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde nazara alınacak zararın maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığı, olayda katılan sanık …’ in tazminat istemi bulunmadığı gibi dosyaya yansıyan maddi bir zararının da belirlenemediği ve katılan sanık …’ ün adli sicil kaydına esas ilamın silinme şartları gerçekleştiğinden engel oluşturmadığı gözetilerek; 5271 sayılı CMK’ nın 231. maddesinin 6. fıkrasının ( b ) bendi uyarınca, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda oluşacak kanaate göre hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılamayacağına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden; “ …dosya içinde bulunan delil durumu, katılan sanığın mağdurun uğradığı zararı herhangi bir suretle gidermediği, bu aşamada cezaya hükmedilmesinin gerekli olması…” şeklinde, yasal olmayan, yetersiz gerekçe ile sanık … hakkında aynı kanunun 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, O Yer C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 20.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.