Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2023/97 E. 2023/2049 K. 04.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/97
KARAR NO : 2023/2049
KARAR TARİHİ : 04.04.2023

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/616 E., 2018/588 K.
KARAR : Temyiz başvurusunun süre yönünden reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Edremit 3 Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/73 E., 2018/15 K.

Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle temyiz başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince 24.01.2019 tarihli ek karar ile temyiz isteminin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 366 ncı maddesi yollaması ile aynı Kanun’un 346 ncı maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili temyiz talebinde bulunmuştur.Davacılar vekilinin temyiz dilekçesi kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. … ili, … ilçesi … Köyü … mevki 295 ada 6 parsel sayılı, 3.737,97 metrekare yüzölçümlü tarla vasfındaki taşınmaz, … adına tespit edilmiştir.

… ili, … ilçesi … Köyü … mevki 287 ada 8 parsel sayılı, 688,21 metrekare yüzölçümlü bahçeli kerpiç ahır vasfındaki taşınmaz, 05.05.2006 tarihli satış ile … adına kayıtlıdır.

… ili, Havran ilçesi … Köyü … mevki 299 ada 403 parsel sayılı, 9.160,09 metrekare yüzölçümlü tarla vasfındaki taşınmaz, 1969 yılından beri … …’ın kullanımında olduğu beyanlar hanesine şerh verilerek Hazine adına tespit edilmiştir.

… ili, Havran ilçesi … Köyü … mevki 299 ada 408 parsel sayılı, 3.000,93 metrekare yüzölçümlü tarla vasfındaki taşınmaz, 1969 yılından beri … …’ın kullanımında olduğu beyanlar hanesine şerh verilerek Hazine adına tespit edilmiştir.

2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; Davalının kadastro çalışmaları sırasında annesi … … adına kayıtlı … ili, … ilçesi … Köyü … mevki 295 ada 6 parsel kayıtlı taşınmazı hakkı olmadığı halde habersizce kendi adına yazdırarak tapu kaydı çıkarttığını, davalının yine 2/B de annesi … … adına kayıtlı 299 ada 403 ve 299 ada 408 parselde kayıtlı taşınmazları hakkı olmadığı halde yine habersizce kendi adına tapu çıkardığını, ayrıca … ili … ilçesi … Köyü Köyiçi mevkiinde babaları … … adına kayıtlı köy içindeki ev, bahçe ve ahırdan oluşan taşınmazı (287 ada 8 parsel) okuma-yazmaları dahi olmayan kız kardeşlerini hile ile kandırarak kendi adına tapu çıkardığını belirterek taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile … …’ın varisleri adına tapu kayıt ve tescillerine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesinde … köyü 299 ada 403 ve 408 parseldeki taşınmazların Havran Mal Müdürlüğünce müvekkiline satışı yapılan taşınmazlar olduğunu, dolayısıyla her iki taşınmazda da ne müşterek murisinin ne de davacıların herhangi bir mülkiyet hakkının söz konusu olmadığını, satış işleminin resmi memur önünde yapıldığını ve davacıların hisseleri karşılığında müvekkili ile yapmış oldukları anlaşma doğrultusunda paralarını alarak hisselerini devrettiklerini, aradan geçen bunca zamandan sonra kandırıldıklarını iddia ederek, tapunun iptalini talep etmelerinin usule, kanuna ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 295 ada 6 parsele ait tutanağın 15.05.2004 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 29.12.2015 tarihinde açıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 12 nci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre 10 yıllık dava süresi geçirildikten sonra dava açıldığı gerekçesi ile bu parsel yönünden davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine, 287 ada 8 parsel yönünden taşınmaza ait tapu kaydı ile 05.05.2006 tarihli ve 610 yevmiye numaralı resmi satış senet örneğine göre taşınmazın evvelinde, tarafların kök murisi … … adına kayıtlı iken intikalen tarafların iştirak halinde mülkiyetine geçtiği, tarafların başvurusu üzerine Havran Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 19.10.1998 tarihli ve 1998/286 Esas, 1998/284 Karar sayılı veraset belgesine istinaden iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete çevrilmesini müteakiben davacıların bu taşınmazdaki hisselerini, 7.000 TL bedelle diğer hissedar olan davalıya sattıkları, satış bedelini nakden ve peşinen aldıklarını beyan ettiklerinin resmi senetten anlaşıldığı, davacıların satış işleminden yaklaşık on yıl sonra devir karşılığında para almadıklarını, kandırıldıklarını ileri sürerek sözleşmenin geçersizliğini dava ve talep etmelerinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmakla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine aykırılık teşkil ettiği, bununla birlikte hile olgusunun da ispatlanmadığı, bir yıllık hak düşürücü süre içinde dava açarak sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmeyen davacıların, sözleşmeyi onamış sayıldıkları, tapu iptali ve tescil talebinde bulunamayacakları gerekçesi ile bu parsel hakkındaki davanın reddine, 299 ada 403 ve 408 parseller yönünden, dava konusu taşınmazların davalı ve murisi … …’ın ortak kullanımında olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle dava konusu 2/B vasfında olan taşınmazların davalı tarafından yetkili idareye başvurulmak suretiyle hak sahibi sıfatıyla satın alındığı; davanın 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca yapılan satıştan ve davalı adına tapu kaydı oluştuktan sonra açıldığına, yeni malike karşı zilyetlik iddiası ileri sürülemeyeceğine göre davacıların bu yöndeki talebinin reddi karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama sırasında aldatılmanın öğrendiği tarihin belirlenmediği gibi ispat yükü kendisinde olan davalının bu yönde bir savunmada da bulunmadığını, tanık beyanları ile hileli işlem ve aldatmanın ispatlandığını, mahkemece dava tarihinde hileli işlemin öğrenildğinin kabul edilmesi gerektiğini, 299 ada 403 ve 408 parseller ile ilgili olarak satın alma işleminin idarenin özel hukuk işlemi olduğunu, müvekkillerinin murisi … …’ın taşınmazın zilyedi olup davalının da mirasçı sıfatıyla zilyet olduğunun sabit olduğunu, bu durumda yeni malike karşı zilyetlik iddiasının ileri sürülemeyeceği yönündeki gerekçenin yerinde olmadığını ileri sürmüş, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde belirtilen hususların isabetli olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen belirlenecek nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

3. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 24.01.2019 tarihli ek kararıyla, davacılar vekili Av. … tarafından 25.12.2018 sisteme kayıt tarihli dilekçe ile 2018/616 Esas sayılı dosyasının temyiz edildiği, gerekçeli kararın davacılar vekiline 10.12.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davacılar vekili Burhaniye Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi kanalıyla gönderdiği 25.12.2018 tarihli temyiz dilekçesi ile Dairenin kararını temyiz ettiği, Hukuk Mahkemelerinde ve Kadastro Hukuk Dairesinde istinaf kanun yolu ve temyiz kanun yolu başvurma süresinin 2 hafta olduğu, dosyamızda temyiz yoluna başvurma süresinin son gününün 24.12.2018 tarihi olmasına rağmen davacılar vekili tarafından 25.12.2018 tarihinde Burhaniye Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi kanalıyla Edremit 3 Asliye Hukuk Mahkemesine UYAP sistemi üzerinden temyiz başvurusu yaptığı ve temyiz kanun yoluna süresinde başvurmadığı anlaşılmakla, davacılar vekili Av. …’ın temyiz isteminin 6100 sayılı Kanun’un 366 ncı maddesi yollaması ile aynı Kanun’un 346 ncı maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.

4. Bölge Adliye Mahkemesinin 24.01.2019 tarihli ek kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; … dışında kişilerin de vekili olduğu kişilerin bulunduğunu, o kişilere yönelik kendisine tebligat yapılmadığını açıklayarak, ayrıca istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen belirlenecek nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, temyiz talebinin süresi içerisinde olup olmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370, 371. inci maddeleri,

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin 24.01.2019 tarihli ek kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile 135,50 TL’nin temyiz edenden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.