YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/25785
KARAR NO : 2022/16908
KARAR TARİHİ : 13.12.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki asıl ve birleşen davada davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 13.12.2022 Salı günü davacı Asıl … ve vekili Avukat … geldi. Davalılar adına gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacı asıl ve vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili asıl davada, 18.01.2009 tarihinde davalıların sürücüsü/işleteni ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası olduğu minibüsün sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu karşı istikametten gelmekte olan davacı sevk ve idaresindeki aracın bulunduğu şeride geçip çarpması ve üzerine devrilmesi suretiyle kazanın meydana geldiğini, yolcu olan nişanlısının hayatını kaybettiğini, davacının da ağır yaralandığını, uzun süre tedavi görüp tedavi süresince de çalışamadığını beyanla 2.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, birleşen davada ise aynı olaya ilişkin olarak yaralanıp uzun süre tedavi görmesi ve nişanlısının kaybı nedeniyle manevi zarara uğradığını beyanla, 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı sürücüden tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılamada talebini 131.992,43 TL’ye artırmıştır.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın kabulü ile 131.492,43 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 18.01.2009 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte (davalı … poliçe limiti olan 100,000,00 TL ile sınırlı olarak sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen manevi tazminat talepli 2015/10 Esas sayılı davanın kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı …’dan olay tarihi olan 18.01.2009 tarihinden itibaren kanuni faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 17.06.2020 tarih, 2019/6301 E- 2020/3618 K sayılı ilamında özetle; “ davalı …’a yapılan tebligatların usulüne uygun olmadığı anlaşılmakla, davalı …’a bilirkişi raporlarının usulüne uygun tebliği ile rapora karşı beyanı ile itirazlarını bildirmesi hususunda süre verilmesi gerektiği, mahkemece; Adli Tıp Kurumu’ndan dosyadaki diğer bütün kusur raporlarını da irdeleyecek şekilde ve yukarıda açıklanan hususlar göz önüne alınarak somut olayda kazanın meydana gelmesine neden olan rot arızasında sürücüye atfedilecek kusur bulunup bulunmadığı buna göre kusur dağılımına ilişkin, gerekçeli rapor alınması; uzman doktor bilirkişiden davacı tarafından talep edilen tedavi giderlerinden 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesi kapsamında kalanların ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sorumluluğuna esas olanların belirlenmesi, yasa kapsamı dışında kalan giderlerden ise zarar gören sigortalının gerçek zararın tespiti yapıldıktan sonra davalı şirketin sorumlu tutulması gerektiğ; davalı sigortanın davadan önce temerrüde düşürülüp düşürülmediğinin araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, davalı … yönünden de olay tarihi olan 18.01.2009 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru görülmediği; genel şartlar hükümlerine göre, zarar miktarının limiti geçmesi halinde trafik sigortacısı hükmedilen miktara ilişkin yargılama giderleri ve vekalet ücretinin tamamından değil, sadece poliçe limitinin tazminat miktarına oranına göre sorumlu olduğu ” hususlarına değinilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada; davacının maddi tazminata yönelik davasının reddine, birleşen dosya yönünden davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl ve birleşen dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm ve yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı taraf asıl ve birleşen davada, davalı …’ın sürücüsü/işleteni ve davalı …Ş.’nin trafik sigortacısı olduğu araç ile davacının sürücüsü olduğu aracın karıştığı çift taraflı kazada yaralanarak cismani zarara uğradığını beyanla maddi tazminat ve yaralanması ile meydana gelen kazada nişanlısını kaybetmesi nedeniyle manevi tazminat talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada hükme esas alınan 06.07.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nin raporunda, davalı sürücü yönetimindeki aracın rot borusunun kırılması neticesinde davalı sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybederek davacı sürücünün şeridine girmesi sonucu meydana gelen kazanın oluşumunda, davacı sürücünün kusursuz olduğu, rot borusunun kırılmasının kazanın oluşumunda %100 oranında etkili olduğunu bildirmiş, mahkemece de kazaya karışan davalı … şirketine trafik sigortalı araç sürücüsünün meydana gelen kazada kusuru bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
2918 sayılı KTK’nun 85/1. maddesinde; bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölmesi veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın işleteninin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı düzenlemesine; aynı yasanın 86/1. maddesinde ise; işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
İşleten, aracın trafiğe elverişli bir biçimde çıkarılmasını ve yeterli bakımının yapılmasını sağlamalıdır. Frenin veya lastiğin patlaması, rotun çıkması gibi teknik arızalar, yasanın öngördüğü anlamda mücbir sebep olarak nitelendirilemez. Araçta teknik arıza olması, mücbir sebep değil umulmayan hal olarak kabul edilebilir. Çünkü genellikle bu nitelikteki teknik arızaları önlemek ve karşı koymak mümkündür. Eğer karşı konulamıyorsa o işletme konusunda bir eksiklik hatta düzensizlik, bozukluk var ya da o konuda gerekli dikkat ve özen noksan demektir. Kusurun söz konusu olduğu hallerde, mücbir sebepten söz edilemez. İşleten kusurlu bulunmasa da araçtaki bozukluğun neden olduğu kaza sonucu oluşan zarardan sorumlu olacaktır.
Somut olaya bakıldığında; davalı …’ın sürücüsü ve işleteni olduğu aracın rotun çıkması nedeniyle, aracın kontrolünü kaybederek karşı şeride geçip davacı idaresindeki araca çarpması neticesinde meydana gelen kazada, işleten sıfatıyla davalı konumunda bulunan davalı malik …’ın işletme kusurunun bulunduğu, kusursuz sorumluluk (tehlike sorumluluğu) ilkelerine göre oluşan zarardan sorumlu olduğu, rot kırılması şeklinde meydana gelen teknik arızanın kazada etken olmasının işleten sorumluluğunu ortadan kaldıran mücbir sebep mahiyetinde olmadığı yine diğer davalı trafik sigortacısının da işletenin sorumluluğunu teminat altına aldığı gözetilerek işin esasına girilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 8.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan asıl ve birleşen dava davacısına verilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden asıl ve birleşen dava davacısına geri verilmesine 13.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.