Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/20354 E. 2022/17729 K. 26.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/20354
KARAR NO : 2022/17729
KARAR TARİHİ : 26.12.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın kabulüne ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından davalı vekilinin itirazının kabulü ile dosyadan el çekilmesine dair verilen kararın davacı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

K A R A R

Davacı vekili; davalının trafik sigortacısı olduğu aracın karıştığı kaza sonucunda bu araçta yolcu olarak bulunan davacının oğlu …’in öldüğünü, davacının ölen oğlunun desteğinden yoksun kaldığını belirterek, HMK 107 gereği fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 23.12.2020 tarihli artırım dilekçesiyle, taleplerini 55.023,36 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; kusur ve zarara itiraz ederek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davanın kabulü ile 55.023,36 TL destekten yoksun kalma tazminatının 06.10.2020 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karara davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından; ceza davası ve üç ayrı tazminat davasında alınan kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için ATK’dan rapor alınması gerektiği ve bunun tahkim yargılamasında mümkün olmadığı, karşı araç sürücüsünün ceza yargılamasında davacıya ödeme yapıldığını beyan ettiği ve buna ilişkin belgenin davacı tarafça dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle, adli yargıda uyuşmazlığın çözümü için dosyadan el çekilmesine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu oluşan ölüm nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı desteği …’in yolcu olduğu araç ile karşı aracın karıştığı kaza sonucunda, davacının oğlu …’in öldüğü; davacının, müteselsil sorumluluk hükümleri gereği zarardan sorumlu olan davalıdan, kusur oranlarıyla bağlı olunmaksızın zararın tazminini talep ettiği; UHH tarafından, alınan 02.12.2020 tarihli kök ve 10.12.2020 tarihli ek bilirkişi raporları gereği, desteğin yolcu olduğu araç sürücüsünün % 25 ve karşı araç sürücüsünün % 75 kusurlu olduğu kabul edilip, davacının müteselsil sorumluluk talebi haklı bulunarak, tam kusur üzerinden hesap edilen tazminatın hüküm altına alındığı; İHH’nin ise, aynı olayla ilgili açılan davalarda alınan raporlar ile ceza davasında alınan raporlar arasındaki çelişkiyi giderir rapor alınmasının tahkim yargılamasında imkan dahilinde olmadığı gerekçesiyle, dosyadan el çekildiği görülmektedir.
Her şeyden önce; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu madde 30/23 gereği, anılan kanunda hüküm bulunmayan hallerde HMK hükümlerinin uygulanacağı ve Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik madde 16/12 gereği, özel ve teknik bilgi gerektiren konularda hakemlerin bilirkişi raporu alabileceği düzenlemeleri dikkate alındığında, İHH kararının gerekçesinde belirttiği işlemlerin yapılması bakımından hakem yetkilerini kısıtlayan hiçbir yasal düzenleme bulunmadığı izahtan uzaktır. Bu nedenle de, gerektiğinde taraf vekillerinden süre uzatımına ilişkin muvafakat alınıp, rapor alınmasına ilişkin işlemler tamamlanarak işin esası hakkında karar verilebilmesi mümkün olduğundan, dosyadan el çekme kararının gerekçesi yerinde görülmemiştir.
Diğer yandan; aynı olaya ilişkin olarak davalı yanın bildirdiği (ve kararlarını sunduğu) mahkemelerde açılmış üç davadan ikisinin yargılaması sırasında, davalının davacı taraflarla sulh olması (ve ödeme yapması) nedeniyle, karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesiyle davaların sonuçlandığı; anılan davalardan birinde ise davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazada kusuru bulunmadığı kabulüne dayanan kararın, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 20.09.2018 tarih- 2015/14184 E- 2018/7989 K. sayılı ilamı ile davalıya sigortalı araç sürücüsünün de kazaya etki eden kusurlu fiili bulunduğuna ilişkin maddi olgu ceza davasında kesinleşmiş olduğundan, bunu gözeterek kusurun belirlenmesi için mahkeme kararının bozulduğu, dosya kapsamından ve UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemeyle tespit edilmiştir.
Olaya ilişkin ceza davasında, her iki araç sürücüsünün de kazada kusuru bulunduğu kabul edilerek verilen ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen kararda, kazanın oluş biçimine ilişkin maddi olgu kesinleşmiştir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi gereği, ceza davasında tespit edilen kusur, hukuk hakimini (hakemini) bağlamaz ise de kesinleşen maddi olgu bakımından, hukuk hakimi ceza mahkemesinin tespitleriyle bağlıdır.
Açıklanan tüm bu hukuksal ve maddi olgular nedeniyle; maddi olgunun (kazanın oluş biçiminin) temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen ceza davasında tespit edilmiş olduğu ve bu maddi olgunun hukuk hakimini (hakemini) de bağlayacağı, davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazada tali derecede de olsa kusurunun bulunduğuna dair UHH tarafından alınan kök ve ek raporun, oluşa ve dosya kapsamına uygun olduğu, davacının müteselsil sorumluluk esasına dayanarak davalıdan talepte bulunduğu hususları gözetilerek, işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ve yanılgılı değerlendirmeyle, el çekme kararı verilmesi doğru görülmediğinden, İHH kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; dosyanın, hakem dosyasının saklanması kararını veren İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 26.12.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.