Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/3059 E. 2023/171 K. 12.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3059
KARAR NO : 2023/171
KARAR TARİHİ : 12.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Taraflar arasında asıl davada alacak ve cezai şart, karşı davada ecrimisil, birleşen davada elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemleriyle ilgili olarak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine; karşı davanın reddine ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı/birleştirilen/karşı davalı … vekilinin istinaf başvurusunun reddine, birleşen/karşı davacılar vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine; birleştirilen/karşı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı/birleştirilen davalı/ karşı davalı vekili ve davalılar/ birleştirilen davacılar/ karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairemizce 12.10.2021 tarihli ve 2021/3485 Esas, 2021/1797 Karar sayılı kararıyla davacı /birleştirilen davalı/karşı davalı … vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, davalı/ birleştirilen davacı/karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne karar verilerek istinaf hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak; asıl davada sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı alacak isteminin bir kısım davalılar yönünden kısmen kabulüne, kısmen reddine; cezai şart isteminin reddine; birleştirilen davada elatmanın önlenmesi isteminin kabulüne, ecrimisil isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karar davacı/ birleştirilen davalı/karşı davalı … vekili ve davalılar/ birleştirilen davacılar/karşı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin dava konusu taşınmazı davalılardan haricen satın aldığını, taraflar arasında Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/109 Esas, 2013/9 Karar sayılı dosyasından görülen harici satın alamaya dayalı tapu iptal ve tescil istemli davada tapu iptali ve tescil isteminin reddedilerek Yargıtay onama ilamı sonrasında 27.02.2014 tarihinde kesinleşen karara göre harici satış işleminin geçersiz olup tarafların harici satış nedeniyle vermiş oldukları bedelleri geri isteyebileceklerini, bu kapsamda Kayseri ili, Yeşilhisar ilçesinde bulunan 76 ada 569 parsel sayılı taşınmazı haricen 3.742 USD (Dolar) karşılığı 3.000,00 TL’sini peşin olarak elden ödemek kaydıyla satın aldığını ancak davalıların taşınmazın devrini vermedikleri gibi aldıkları bedeli de iade etmediklerini, ayrıca sözleşmede davalı …’in kayıt maliki kardeşlerini ikna edemeyip dava konusu taşınmazın devrini veremediği takdirde 5.000 USD (Dolar) cezai şartı vereceğini kabul ve taahhüt ettiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla TBK’nin 77. maddesi ve devamındaki sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca; davalılara ödediği harici satış bedelinin şimdilik 3.000,00 TL’nin ve satış işlemin gerçekleşmemesi nedeniyle 5.000 USD (Dolar) cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; yargılama sırasında 12/07/2017 tarihinde ıslah suretiyle bilirkişi tarafından belirlenen 51.824,34 TL bedelin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini istediğini beyan etmiştir.

II. CEVAP VE KARŞI DAVA
1. Asıl davanın davalıları/karşı davacılar İsmail ve Muzaffer; dava konusu taşınmazı davacının on yılı aşkın süre malik sıfatıyla ekip biçtiğini, mahsulünden yararlandığını, taşınmazdan gelir elde ettiğini beyan ederek; on yıllık ecrimisil bedelinin davacıdan tahsiline ve haksız açılmış asıl davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Asıl davanın davalısı İsmail ve dahili davalı …, satışa konu tutanağın geçersizliğinin kesinleşen mahkeme kararı ile sabit olduğunu, çekişmeli yeri 1997-1998 yıllarından beri davacının kullandığını, davacının kendi beyanına göre 2.500,00 TL ödediğini, 500,00 TL’nin ise tapu devrinde ödeneceğinin açık olduğunu, davacıya tapu devrinin yapılmasında kardeşler arasında mutabakata varılamaması üzerine, davacının harici satış bedeli olarak davalılara ödemiş olduğu paraya karşılık 4-5 yıl için karşılıksız ekip biçip sonrasında bu taşınmazdan çıkmasını istediklerini, ancak davacının yıllardır bu yerin ekimini yaparak zenginleştiğini, ifanın ise imkansız hale geldiğini beyan ederek; tapu iptal ve tescil davasının kesinleştiği 27/02/2014 tarihinden itibaren denkleştirici adalet ilkesinin uygulanması gerektiğini, ödeme tarihinden itibaren faiz isteminin yerinde olmadığını, geçersiz sözleşmeye dayanarak cezai şart talep edilmesinin de yerinde olmadığını, dava konusu istemlerin zamanaşımına uğradığını beyan ederek; davanın reddini savunmuşlardır.

III. BİRLEŞTİRİLEN DAVA
1. Asıl davanın açıldığı mahkemede 27.01.2017 tarihinde 2017/18 E. – 2017/96 K. sayılı dosya üzerinden açılarak asıl dava ile birleştirilen dava dilekçesinde davacılar… ve diğerleri vekili; müvekkillerinin murisi öldükten sonra her ne kadar … tarafından dava konusu taşınmaz hakkında davacı ile bir satış sözleşmesi yapılmış ise de, diğer davalıların kabul etmemesi üzerine, kardeşler arasında varılan mutabakata göre birleştirilen davalı …’nün verdiği harici satış bedelinin icar bedeline sayılarak 2009 yılına kadar kullanmasına müsaade edilip bu tarihten sonra taşınmazı terk etmesi gerektiğinin davacıya bildirildiğini, ancak davacının bu bildirime uymayarak dava konusu taşınmazı haksız ve kötüniyetli kullanmaya devam ettiğini beyan ederek; davalının haksız elatmasının önlenmesine, elatma tarihinden itibaren 1.000,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline, dava tarihinden itibaren geriye dönük 5 yıllık yoksun kalınan ürün değeri belirlendikten sonra tahakkuk edecek her dönem için ayrı ayrı işletilecek faizi ile birlikte şimdilik 1.000,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişler, yargılama sırasında 28/07/2017 tarihinde ıslah suretiyle 33.820,31 TL ecrimisilin dava ve ıslah tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsilini istediklerini bildirmişlerdir.

2. Birleştirilen davada davalı … vekili cevap dilekçesinde; davayı kabul etmediğini, davacıların taşınmazı haricen satıp ve satış bedellerini aldıklarını ikrar ettiklerini, taşınmazın rıza dışında ekildiği iddiasının doğru olmadığını, bu konuda tarafların arasında yapılmış akit bulunup birleştirilen davanın mesnetsiz olduğunu beyan ederek; davanın reddini savunmuştur.

IV. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22/05/2019 tarihli ve 2014/163 Esas – 2019/48 Karar sayılı kararıyla;
“Geçersiz bir sözleşmeye dayanılarak verilenlerin iadesinin sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesince istenebileceği, davacının malik sıfatıyla ve ilerde kendisi lehine tescil sonucu doğuracağına inandığı bir sözleşmeye dayanarak zilyetliği elinde bulundurduğu, kazanımlarını malik sıfatıyla yaptığı, ancak bedel iadesini mülkiyeti alamaması sebebiyle istediği, sebepsiz zenginleşme yönünden reddi gerektirir eksik husus bulunmadığı, her ne kadar davalılardan … bedeli aldığını kabul etmese de diğer davalıların yargılama boyunca farklı celselerde bedeli alıp kendi hisselerine göre paylaştıkları yönündeki kabul beyanları üzerine satım bedelinin davalılara verildiği kanaatine varıldığı, bedelin güncel olarak dava tarihine uyarlanması için harici satış sözleşmesinin tarihi olmamakla birlikte USD kurunun tahmini bir tarih veriyor olması ve davalılarla birlikte murise mirasçı olan annelerinin isminin sözleşmede bulunmayıp davalıların annesinin vefat tarihinin hükme esas alınan 20/03/2017 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen 28/12/1999 tarihinden önce olacağı ve dosya kapsamındaki tanıkların tahmini olarak verdikleri tarihin de 2000’li yılların başı ve 1999 yılının sonuna tekabül etmesi sebebiyle 28/12/1999 tarihine göre yapılan hesaplamanın esas alınacağı, satış tarihinde …’in malik olmaması sebebiyle bu davalı yönünden sebepsiz zenginleşme istemine ilişkin olarak husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesi gerektiği; asıl davadaki diğer bir talep olan cezai şartla ilgili olarak ise 6098 sayılı TBK’nın cezai şarta ilişkin 182/2 maddesine göre; asıl borcun geçersizliğinin cezai şartı da etkileyeceği durumu göz önüne alınarak davacının cezai şart talebinin reddi gerektiği; karşı davada ileri sürülen ecrimisil talebiyle ilgili olarak dava tarihi itibariyle ecrimisile konu taşınmazda tüm maliklerin elbirliği halinde malik olmaları sebebiyle ortakların hep beraber hareket etme sorumluluğu ve bir ortağın ortaklığın faydasına olan bir durumun tüm ortaklar adına talep edebileceği düzenlemesine rağmen karşı davayı açan davalı/karşı davacıların tüm ortaklık adına hareket etmemeleri sebebiyle davalarının hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiği; birleştirilen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası yönünden tüm dosyalar incelendiğinde davalı … tarafından açılan 2011/109 E. 2013/9 K. Sayılı tapu iptal ve tescil istemli dosyanın kesinleştiği, 27/02/2014 tarihinden dava tarihi olan 27/01/2017 tarihine kadar davalı …’ün kullanımının devam ettiği hususunun yapılan keşif sonucu tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarıyla sabit olduğu, bilirkişi raporunda da 2014-2015-2016 yıllarında arazinin net gelir metoduna göre ecrimisil bedelinin 22.268,70 TL olduğunun mütalaa edildiği gerekçesiyle;

A- 2014/163 Esas sayılı asıl dava dosyası yönünden;
1-Davacının sebepsiz zenginleşme yönündeki talebinin kısmen kabulü kısmen reddi ile; 24.650,49 TL’nin dava tarihi olan 18/08/2014’ten itibaren işleyecek yasal faiziyle 1/6 şar hisselerle davalı …, …, …, … ve …’dan; kalan 1/6 hissesinin; müteveffa …’un mirasçıları olan …’dan 1/24 hissesinin; …, …, … ve …’dan 1/32’şer hissesinin alınarak davacıya verilmesine, davalı … yönünden husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine,

2-Davacının cezai şart talebinin tamamen reddine,

3-Davalı … ve …’un ecrimisil taleplerinin reddine,

B- Birleştirilen 2017/18 Esas sayılı dosya yönünden;
1-Davacıların Kayseri ili, Yeşilhisar İlçesi, Kesik Mahallesi, Bozok mevkii, 76 ada, 569 parsel (yeni 889 ada 575 parsel) sayılı taşınmaza davalıların haksız elatmasının önlenmesi taleplerinin kabulüne,

2-Davacıların ecrimisil taleplerinin kısmen kabulüne, kısmen reddi ile; 22.268,70 TL nin dava tarihi olan 27.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı …’ten alınarak 14.09.2017 havale tarihli bilirkişi raporundaki hisseler oranında, davacıya ödenmesine…” karar verilmiştir.

V. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada verilen karar yönünden davacı/karşı davalı/birleştirilen davalı vekili; birleştirilen davada verilen karar yönünden davalılar/birleştirilen davacılar/karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 09.07.2020 tarihli ve 2020/594 E. – 2020/746 K. sayılı kararıyla;

” 6100 sayılı HMK.nin 297 inci maddesi uyarınca; hükmün infazı kabil bulunması gerektiği dikkate alınmadan yazılı şekilde müphem karar verilmesinin doğru olmadığı, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istekli dava kabul edildiğine göre Harçlar Kanunu’nun 16 ıncı maddesi hükmü uyarınca elatılan taşınmazın bedeli ile hükmedilen ecrimisil miktarı üzerinde bulunacak dava değerine göre harcın ve vekalet ücretinin de hüküm altına alınması gerektiği, ancak yanılgılı değerlendirmeyle sadece ecrimisil miktarı esas alınarak eksik harç ve vekalet ücreti takdirinin isabetsiz olduğu, açıklanan nedenlerle davacı …’ün istinaf talebinin reddine, birleştirilen davanın davacıların istinaf talebinin kabulüne, istinafa gelenin sıfatı ve istinaf sebepleri dikkate alınarak birleştirilen davada hükmün kuruluş biçimi ve hükmedilen harç ve vekalet ücreti bakımından hükmün düzeltilmesi suretiyle esas hakkında asıl dava ve birleştirilen dava yönünden yeniden karar vermek gerektiği gerekçesiyle;

1-Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 22/05/2019 tarih, 2014/163 E. – 2019/48 K. sayılı kararına yönelik davacı /birleştirilen davalı …’ün istinaf talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine,

2-Birleştirilen davanın davacılarının istinaf taleplerinin kabulüne,

3-Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.05.2019 tarih, 2014/163 E. – 2019/48 K. sayılı kararının 6100 sayılı HMK.nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına;

A- Asıl davada alacak isteminin kısmen kabulüyle; 24.650,49 TL’nin dava tarihi olan 18.08.2014 tarihinden işleyecek yasal faiziyle 1/6’şar hisselerle davalı …, …, …, … ve …’dan, yine 1/6 hissesinin müteveffa …’un mirasçılarından olan …’dan 1/24 hissesinin, …, …, … ve …’dan 1/32’şer hissesinin alınarak davacıya verilmesine; davalı … yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine,

– Asıl davada davacının cezai şart talebinin reddine,

– Kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesi uyarınca hesap ve takdir edilen 3.697,57 TL nispi vekalet ücretinin, davalı … hariç olmak üzere diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,

– Kendisini vekille temsil ettiren davalılar lehine Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesi uyarınca hesap ve takdir edilen 3.986,08 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,

B- Birleştirilen Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/18 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne,

– Kayseri ili, Yeşilhisar ilçesi, Kesik Mahallesi, 889 ada, 575 parsel sayılı taşınmaza davalının ekim yapmak suretiyle haksız elatmasının önlenmesine, fen bilirkişi Hasan Kılıç’ın 18.08.2017 tarihli rapor ve eki krokisinin kararın eki sayılmasına,

– Ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile 889 ada, 575 parsel sayılı taşınmazın haksız kullanımı nedeniyle 27.02.2014 ila 27.01.2017 tarihleri için 22.268,70 TL ecrimisilin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalı …’ten alınarak davacılara payları oranında ayrı ayrı ödenmesine,

– Kendisini vekille temsil ettiren davacılar lehine AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 15.565,53 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,

– Kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 3.400,00 TL nispi vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya ödenmesine…” karar verilmiştir.

VI. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/birleştirilen davalı/karşı davalı vekilince ve davalılar/birleştirilen davacılar/karşı davacılar vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.

2. Dairemizce 12.10.2021 tarih 2021/3485 E. – 2021/1797 K. sayılı bozma ilamıyla;
“a-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre; davacı vekilinin tüm, davalılar-birleştirilen dava davacıları vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

b-Somut olayda, taraflar arasında tarihsiz akdedilen satış sözleşmesi incelendiğinde; 76 ada, 569 parselin, Ömer oğlu Laver Uzun mirasçıları tarafından 3.000.000 TL bedel üzerinden satışında davacı … ile anlaşıldığı, davacı tarafından 3.742 USD (Dolar) verildiği, kalan bedel 1.000.000 TL’nin tapu tesliminde ödeneceği, …’un parayı aldığı, mülkiyetin tapuda devredilememesi halinde 5.000 USD (Dolar) cezai şart ödeneceğinin belirtildiği, tutanağın üst kısmında “Ömer oğlu Laver Uzun mirasçıları” olarak …, …, …, …, Aysel Uzun ve … isimlerine yer verildiği, … dışındaki mirasçıların isimlerinin yanında imzalarının mevcut olduğu, yargılama sırasında davalı …’un alınan beyanında, 2.500.000 TL para alınıp 500.000,00 TL’nin sonra alacağının, kardeşleri adına imzayı kendisinin attığının belirtildiği görülmektedir.

c-Davacı tarafından davalılar aleyhine tapu iptal ve tescil istemli olarak Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada mahkemece 16.01.2013 tarihli, 2011/109 E. – 2013/9 K. sayılı ilam ile, resmi şekilde yapılmayan satışın geçersiz olduğu, ancak tarafların verdiklerini geri isteyebilecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar Yargıtay 8. Hukuk Dairesince onanarak 27/02/2014 tarihinde kesinleşmiştir. Bahsedilen tapu iptal tescil davasının yargılaması sırasında, davalı … sözleşmeyi kendisinin imzaladığını, sözleşmede belirlenen parayı aldığını; davalı …, Ahmet ve Adem ise, İsmail’in imzaladığı sözleşmedeki bedelinin kendi payına düşen kısmı alıp ancak daha sonra kardeşler arasında ihtilaf çıkınca icar parasına saydıklarını; davalı … ve davalı …, Elmas, Hafize ve Nurettin’in murisi olan Abdullah ise davalı …’in kendilerinden habersiz satış yaptığını, rızalarının olmadığını, herhangi bir satış bedeli almadıklarını beyan etmiştir.

d-Eldeki davada, davacı tanıkları ve aynı zamanda sözleşme tanıkları; sözleşmeyi sadece tanık olarak imzaladıklarını, satış bedelinin alınıp alınmadığına dair bilgileri olmadığını beyan etmişlerdir.

e-Eldeki davada ve daha önce taraflar arasında görülen Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/109 Esas sayılı dosyasındaki davalı beyanları, bir kısım davalıların murisi olan Abdullah’ın sözleşmede imzasının bulunmaması ve sözleşme nedeniyle ödenen bedelden pay almadığını belirtmesi, yine davalı …’in de diğer davalı tarafından yapılan satışa muvafakat etmeyip satış bedelinden pay almadığını beyan etmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; davalılardan Abdullah’ın mirasçıları Kudret, Elmas, Hafize, Nurettin ve davalı …’in aleyhine hüküm kurulması ve tazminatla sorumlu tutulmalarının doğru görülmediği, bozmayı gerektirdiği gerekçesiyle; açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, yine yukarıda açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi kararının bozulmasına, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi…” gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
“A)Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 22/05/2019 tarih, 2014/163 E.- 2019/48 K. sayılı kararının davacı/birleştirilen davada davalı …’ün istinaf talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine,

B) Birleştirilen davanın davacılarının istinaf taleplerinin kabulüne,

C)… Asliye Hukuk Mahkemesinin 22/05/2019 tarih, 2014/163 E. – 2019/48 K. sayılı kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca kaldırılmasına,

1-Asıl davanın kısmen kabulü ile, 24.650,49 TL’nin dava tarihi olan 18.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle 1/6’şar paylarla davalılar …, …, … ve …’dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

-Davalı … yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine,

-Müteveffa … mirasçıları …, …, …, …, … ile davalı … haklarında açılan davanın reddine,

-Davacının cezai şart talebinin reddine,

a-Kendisi vekille temsil ettiren davacı lehine davanın kabulü nedeniyle Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesi uyarınca hesap ve takdir edilen 5.100,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılar …, …, … ve …’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,

b-Kendisini vekille temsil ettiren davalılar …, …, … ve … lehine Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesi uyarınca hesap ve takdir edilen 5.100,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile anılan davalılara ödenmesine,

c-Davacı tarafından yapılan 1.384,40 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranı gözetilerek 658,49 TL’lik kısmı ile peşin alınan 51,25 TL, tamamlama harcı olarak alınan 255,00 TL ve 834,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.140,25 TL harcın davalılar …, …, … ve …’dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

2-Birleştirilen … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/18 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne,

a-… Mahallesi, 889 ada, 575 parsel sayılı taşınmaza davalının ekim yapmak suretiyle haksız elatmasının önlenmesine, fen bilirkişi Hasan Kılıç’ın 18.08.2017 tarihli raporu ve eki krokinin kararın eki sayılmasına,

b-Ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile 889 ada, 575 parsel sayılı taşınmazın haksız kullanımı nedeniyle 27.02.2014 ila 27.01.2017 tarihleri için 22.268,70 TL ecrimisilin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalı …’ten alınarak davacılara payları oranında ayrı ayrı ödenmesine,

c-Kendisini vekille temsil ettiren davacılar lehine davanın kabul edilen kısmı için AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 22.703,90 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine,

d-Kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine davanın reddi nedeniyle AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 5.100,00 TL nispi vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya ödenmesine…” karar verilmiştir.

VII. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/birleştirilen davalı/ karşı davalı … vekilince ve davalılar/ birleştirilen davacılar/ karşı davacılar vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı/ birleştirilen davalı/ karşı davalı … vekili :
1. Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/109 Esas sayılı dosyasında; taşınmazın açıkça satılıp bedelin alındığının karşı tarafça beyan edildiğini, davalıların parayı aldıklarını ancak bunu kiraya saydıklarını, zira taşınmaz değerlenince kötüniyetle taşınmazı devretmekten vazgeçtiklerini, yazılı ve sözlü yargılama esnasında bu hususların açıkça beyan edildiğini, müvekkilinin işgalci olmayıp malik sıfatıyla taşınmazı ekip biçtiğini, ecrimisil alacağına ilişkin intifadan men koşulunun oluşmadığını, kira alacağının doğmuş olduğu kabul edilse dahi zamanaşımına uğradığını, asıl davadaki alacak isteminin 51.824,00 TL ve cezai şart isteminin 10.800,00 TL üzerinden kabulü gerektiğini ileri sürerek; temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalılar/ birleştirilen davacılar/ karşı davacılar vekili :
1. Asıl davaya konu satışın … ile yapıldığını, kendilerinin sonradan haberdar olduğunu ve hiçbir zaman satışa onaylarının olmadığını, taşınmazın miras malı olduğunun bilindiğini, mirasçıların tamamının satış yönünde iradesi olmadan satış işleminin gerçekleşemeyeceğini ve buna rağmen kötüniyetle devralındığını, 2010 yılına kadar davacının ekip biçmesine hiçbir şekilde müdahale edilmemiş iken 2011 yılında taşınmazı terk etmesinin istenmesi üzerine taraflar arasındaki husumetin başladığını, halen de davacının taşınmazı kullanmaya devam ettiğini, satış için ödediği kısmi bedelin karşılığında davacı tarlayı kullanıp yıllarca ürün geliri elde ettiği halde bir de satış bedelinin iadesini talep etmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, herhangi bir sebepsiz zenginleşme olmadığı gibi davacının mal varlığında da bir azalma olmadığını, bu sebeplerle asıl davanın reddi gerektiğini;

2. Birleştirilen dava yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2 maddesinde yer alan “…birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmedilir.” düzenlemesi uyarınca kısmen ret hükmü verilen müvekkiller yönünden reddedilen miktar yönünden nispi vekalet ücretine, esastan ret kararı verilen müvekkiller yönünden de dava değeri üzerinden hesaplanacak nispi vekalet ücretine ayrı ayrı hükmedilmeliyken, yine husumetten ret hükmü açısından da ayrıca maktu vekalet ücretine hükmedilmeli iken ilgili hususların gözetilmediğini, kararda hükmedilen vekalet ücretlerinde tarafların hatalı gösterildiğini, davanın 10.800,00 TL cezai şart yönünden de reddolduğu göz ardı edilerek müvekkiller aleyhine fazla yargılama giderine hükmolunduğunu;

3. Karşı dava yönünden; davalının haksız kullanımının tapu iptal tescil davasının reddi ile başlamasının yönündeki kabulün hatalı olduğunu, aralarında bir anlaşma varmış gibi hareket eden davalının 2011 yılında müvekkillerinin intifadan men iradelerine rağmen haksız kullanımını sürdürdüğünü, en geç cevap dilekçesinin tebliğiyle intifadan men koşulunun sağlandığını, ecrimisil talebinin tümünün kabulü gerekirken, kısmen kabul edimesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; temyiz isteminde bulunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava alacak ve cezai şart; karşı dava ecrimisil; birleştirilen dava elatmanın önlenmesi ve ecrimisil; istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Türk Medeni Kanununun 706, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 237 nci maddesi ile Tapu Kanununun 26 ncı maddesi uyarınca; tapulu taşınmazların haricen satışı geçersizdir. Bu nedenle, harici satışlara mülkiyetin devri anlamında hukuksal bir değer verilemez.

2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun “Cezanın miktarı, geçersizliği ve indirilmesi” kenar başlıklı 182 nci maddesi; “Asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse, cezanın ifası istenemez.” hükmünü amirdir.

3. Türk Medeni Kanunu’nun 683. üncü maddesi, “ Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.” hükmünü amirdir.

4. Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararında, fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle en azı, kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. Ecrimisil haksız işgal tazminatı olup en azı kira geliri en fazlası yoksun kalınan kârdır.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VIII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.01.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y
Gerek Dairemizin gerekse Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre bir davada ecrimisile hükmedilebilmesi için her şeyden önce, zilyedin kötü niyetli olması, dolayısı ile; elatmanın da hukuka aykırı olması gerekir.

Oysa temyiz incelemesine konu olayda davacı; dava konusu taşınmazı davalılardan harici sözleşme ile satın aldığını, 3.742,450 TL olarak belirlenen satış bedelinin 3.000,00 TL’sini peşin olarak ödediğini, ancak taşınmazın tapu devrinin yapılmadığını, açtığı tescil davasının reddedildiğini ileri sürerek sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ödediği bedelin iadesi talebiyle dava açmıştır. Derecattan geçen karar ile davacının ödeme yaptığı kabul edilerek 24.650,49 TL’nin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bu karara göre davacı dava konusu taşınmazı, kendisine ait olduğu düşüncesi ile ve davalıların bilgisi dahilinde kullanmıştır. O halde, davacının kötü niyetinden söz edilemez. Satış bedelinin bir kısımının ödendiği kabul edildiğine göre davacı, ödediği bedele karşılık taşınmazı kullanmıştır. Yani taşınmazın ecrimisil bedeli, davacının ödediği bu nedenle istifade edemediği kapital getirisidir. Davacının taşınmazı iade etmesi, davalıların da aldıkları parayı iade etmeleri ile taraflar sebepsiz zenginleşme ile elde ettiklerini iade etmiş olacaktır. Buna ilaveten davacının ecrimisil ödemeye mecbur bırakılması davalıların yine sebepsiz olarak zenginleşmelerine yol açacaktır.

Dairemizin 12.10.2021 tarih, 2021/3485 Esas, 2021/1797 Karar sayılı ilamı ile davacının temyiz itirazlarının reddine karar verilmek suretiyle davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluşmuş ise de; belirttiğim gerekçe ile sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.