YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2236
KARAR NO : 2023/2539
KARAR TARİHİ : 27.04.2023
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/62 Esas, 2023/250 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/212 E., 2022/903 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Baysan Ahşap İnşaat Orman Ürünleri Mobilya Dekorasyon Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nde fiili olarak çalıştığını ve 01.09.2009 tarihinde emekli aylığı almaya hak kazandığını, ancak; 01.03.2008 – 30.11.2008 tarihleri arasında Erdil Turizm İnşaat ve Ticaret Limited Şirketi’nde 270 gün süre ile sigortalı olarak kaydı bulunduğu ve söz konusu şirketin sahte iş yeri olduğunun Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından tespit edilmesi üzerine müvekkilin çalışmış olduğu 270 günlük süre hizmet cetvelinden silindiğini ve 24.07.2019 tarihine kadar kendisine ödenen tüm maaşların faiziyle geri ödenmesi SGK tarafından talep edilerek emeklilik aylığının kesildiğini, bunun üzerine müvekkilinin İzmir 16. İş Mahkemesi’nin 2019/242 E. sayılı dosyası ile dava açtığını mahkemece Baysan Ahşap İnşaat Orman Ürünleri Mobilya Dekorasyon Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin ticaret sicilinden resen kaydının silindiği tespit edilmesine üzerine taraflarına ihya davası açmak üzere süre verildiğini, şirketin ticaret sicilinden terkini müvekkilin borçsuzluğunun ispatlanmasına ve hak etmiş olduğu emeklilik aylığına kavuşmasına engel olduğunu ileri sürerek Baysan Ahşap İnşaat Orman Ürünleri Mobilya Dekorasyon Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin ihyasına, tespit edilen tasfiye memurunun, söz konusu şirkete tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü temsilcisi cevap dilekçesinde; 04.08.2014 tarihinde şirketin sicil kaydının resen silindiğini, yasal süresinde açılmayan davanın öncelikle süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, resen terkin işleminin yasada öngörülen usul ve esaslar dahilinde yerine getirildiğini, müdürlüğün yasal hasım konumunda olduğunu davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretinin hükmedilmemesi gerektiğini savunarak davanın süre yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İzmir 16. İş Mahkemesinin 2019/242 E. sayılı davasında dahili davalı konumunda olan Baysan Ahşap İnş. Orman Ürün. Mob. Dek. Tur. San. ve Tic. A.Ş.’nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi uyarınca 04.08.2014 tarihinde ticaret sicilinden kaydının resen silindiği, İzmir 16. İş Mahkemesinin 2019/242 E. sayılı davasının 10.10.2019 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre hukuki menfaati bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceği, ihyası istenen şirketin sicilden kaydının silindiği 04.08.2014 tarihinden işbu ihya davasının açıldığı 07.03.2022 tarihine kadar 5 yıllık hakdüşürücü sürenin geçtiği, İzmir 16. İş Mahkemesinin 2019/242 E. sayılı davasında ara kararda belirtildiği üzere söz konusu SGK işleminin iptali davasının şirketin silinme tarihinde derdest dava olarak kabul edilemeyeceği, dolayısı ile ihya davası açılması için hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebi ile davanın süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle süre yönünden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının son cümlesi uyarınca ticaret sicilden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin veya kooperatifin ihyasına isteyebilir şeklinde düzenleme yapıldığını, kanun hükmünde her ne kadar 5 yıllık süreden bahsedilmiş ise de, aynı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında davacı veya davalı sıfatıyla haklarında dava devam eden şirket veya kooperatifler hakkında geçici 7 nci maddenin uygulanamayacağının açıkça belirtildiğini, davaya konu şirketin her ne kadar 04.08.2014 tarihinde kaydı resen silinmiş ise de taraflarınca açılan ihya davasının 7 nci maddenin ikinci fıkrası gereğince 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığının kabulü gerektiğini, Mahkemece hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine dair karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası uyarınca sicilden silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde ihya davası açılması gerekirken hak düşürücü süre aşılarak 07.03.2022 tarihinde ihya davası açılmış olup yasanın amir hükmü uyarınca davacının hak düşürücü süre içinde ihya davası açmadığından davanın reddine dair kararda bir isabetsizlik görülmediği, ayrıca davacı tarafça İş Mahkemesinde açılan dava tarihi 10.10.2019 tarihi olup bu tarihte dahi terkinden itibaren 5 yıllık sürenin geçtiğinin anlaşıldığı, Ticaret Sicil Müdürlüğünce yapılan terkin işlemi sırasında derdest dava bulunmadığı için aynı yasanın geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmasının da mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar ederek, taraflarınca açılan ihya davasının 7 nci maddenin ikinci fıkrası gereğince 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığının kabulü gerektiğini, İlk Derece Mahkemesince hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine dair karar verilmesi ve istinaf başvurusu sonrasında da başvurunun esastan reddine dair karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.04.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.