Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/12631 E. 2022/17762 K. 26.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12631
KARAR NO : 2022/17762
KARAR TARİHİ : 26.12.2022

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda; davanın reddine dair verilen 26/10/2017 günlü kararın davacı vekilinin başvurusu üzerine yapılan istinaf incelemesinde; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen 02/02/2018 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

K A R A R

Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/375 esas sayılı dosyasında müvekkili aleyhine açılan tazminat davası sonucunda 500.000 TL tazminatın müvekkilinden tahsiline karar verildiğini, verilen karar gereğince müvekkili tarafından İzmir 6. İcra Müdürlüğünün 2013/6319 sayılı dosyasında toplamda 697.024,11 TL ödeme yapıldığını, davalıların kusurları ile Hazine zararına sebebiyet verdiklerini belirterek ödenen bedelin rücuen davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar, meydana gelen olayda kusurları olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince, davalı tapu görevlileri hakkında soruşturma izni verilmediği, sahtecilikte kullanılan kimliklerin asılları ele geçirilmediğinden iğfal kabiliyetinin olup olmadığının tespit edilemediği, davalı noter hakkında Adalet Bakanlığı tarafından soruşturma izninin verilmediği, sahte olarak düzenlenen belgelerle yapılmış işlem sonucu ödenen bedelin rücuen tahsili talep edilmiş ise de olayda davalıların kusurlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, idarenin zararında kusuru olan görevlilere rücu edilebilmesi için onların kusurlu olmaları gerektiği, ilk satış işlemi sırasında kullanılan sahte vekaletnamenin iğfal kabiliyeti olduğu, bu nedenle tapu memurlarının sorumluluğunun söz konusu olamayacağı, ikinci satış işleminin ise birinci satış esnasında kurulan güven ortamına dayanılarak yapıldığı, tapu memurlarının birinci işlemde adı geçenler arasındaki ilişkiyi bilebilecek durumda olduklarını gösteren delil bulunmadığı, davalı tapu memurları hakkında soruşturma izni verilmediği, bu nedenlerle davalı tapu memurları hakkında davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, olayda sahtecilik işlemlerinde kimlik bilgileri kullanılan davalılar … ve … hakkında, haklarında sahtecilikten daimi arama kararı verilen kişi veya kişilerin eylemine katıldıklarına ilişkin somut delil bulunmadığından haklarındaki davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu, davalı noter yönünden ise noterlik tarafından düzenlenen vekaletnamenin sahte kimlik kullanan ilgilisine verildikten sonra vekaletname üzerindeki resim yerine inandırıcılığı kuvvetlendirmek amacıyla gerçek malikin fotoğrafı eklenmek suretiyle ikinci bir sahtecilik yapıldığı, üçüncü kişinin ağır kusuru nedeniyle noter yönünden illiyet bağının kesildiği, bu nedenle noter yönünden de davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi karar başlığında davacının adının yanlış yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak değerlendirilmiş ve bu nedenle bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre davacı vekilinin yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK 370/1. maddesi gereğince ONANMASINA, HMK’nın 373. maddesi uyarınca dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine ve 492 Sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına 26.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.