YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6195
KARAR NO : 2023/3226
KARAR TARİHİ : 06.06.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, davalı …’in eski eşi olduğunu, boşandıktan sonra tekrar barıştıklarını, kendisine … kurmayı teklif ettiğini, kendisinin de bunu kabul ettiğini,… kurmak amacıyla … 4. Noterliğinin 14.04.2016 tarihli 3658 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile davalı …’i vekil tayin ettiğini, ancak davalı …’in maliki olduğu 320 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 30 no.lu bağımsız bölüm ile … ilçesinde bulunan başka bir taşınmazını bilgisi ve rızası olmaksızın diğer davalı …’e satış suretiyle devrettiğini, …’in taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirdiğini, davalıların el ve … birliği içerisinde hareket ettiklerini, kendisine herhangi bir bedel de ödenmediğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde bedelin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı …, gayrımenkul alım-satmı işi ile uğraştığını, davalı …’in 100.000,00 TL‘ye ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine, 20.000,00 TL‘nin davacının hesabına gönderildiğini, 70.000,00 TL’nin ise davalı … ‘e elden verildiğini, 5.500,00 TL tapu masrafı ödendiğini, taşınmazın üzerinde 50.000,00 TL’lik ipotek bulunduğunu, teminat olarak …’in … ilçesinde bulunan taşınmazı da kendisine devrettiğini, …’in ipoteğin kaldırılacağını söyleyerek kalan bedeli istediğini, bunun üzerine davacının hesabına 12.500,00 TL ve 17.500,00 TL ödeme yapıldığını, ipoteğin … tarafından kaldırılması üzerine, teminat olarak verilen diğer taşınmazın iade edildiğini, ticaret yaptığını, bu nedenle taşınmazı teminat göstererek kredi kullandığını, davacının dava konusu taşınmazda halen oturduğunu ve talep edilmesine rağmen kira ödemediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı …, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
… 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.10.2020 tarihli ve 2018/494 Esas, 2020/610 Karar sayılı kararı ile davacının davalı …’i vekil tayin ettiği, vekilin de davacıya ait dava konusu taşınmazı 125.000,00 TL bedelle davalı …’e sattığı, bilirkişi raporu ile taşınmazın temlik tarihindeki değerinin 137.000,00 TL olarak belirlendiği, bedeller arasında fahiş farkın bulunmadığı, davalının davacının hesabına 20.07.2016 tarihinde 20.000,00 TL, 06.08.2016 tarihinde 12.500,00 TL, 08.08.2016 tarihinde 17.500,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL gönderdiği,açıklamada daire bedeli olduğunun belirtildiği, davacının satıştan haberdar olduğu ve satışın rızası dahilinde yapıldığı, davacının yemin deliline dayanmaktan vazgeçtiği, davacı tarafça iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; vekil …’in satış tarihinden 2018 yılına kadar davacının hesaplarını mobil bankacılık aracılığıyla kullandığını, davacının hesabına gelen paradan haberdar olmadığını, parayı …’in kullandığını, 50.000,00 TL ile satışın tamamlandığı gerekçesinin anlaşılamadığını, satış bedeli 125.000,00 TL ise bakiye bedelin ödenmesi yönünde hüküm kurulması gerektiğini, vekil ile alıcı davalının iyiniyetli olmadıklarını, vekil eliyle iki adet taşınmazın davalı …’e devredildiğini, dava dışı diğer taşınmazın …’in vekili olarak … tarafından …’in kardeşi …’e devredildiğini, … ile vekil …’in el ve … birliği içerisinde hareket ederek davacıyı zararlandırdıklarını, davacıya ait … ilçesinde bulunan taşınmaz ile ilgili olarak … Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan 2018/125 Esas sayılı dosyadan kararda bahsedilmediği gibi, eldeki dosya ile bağlantılı olan bu dosyanın celbedilip incelenmediğini, davacının taşınmazların satışlarından davalı … tarafından kira borcu varmış gibi davacı aleyhine 2018 yılında başlattığı takip dosyası ile haberdar olduğunu, davacının vekaletnameyi iradi olarak vermesinin sonuca etkili olmayacağını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
… Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 13.06.2022 tarihli ve 2021/699 E., 2022/935 K. sayılı kararıyla; davacının taşınmazı satma iradesi var ise de davaya konu taşınmazın vekil tarafından ipotekle yükümlü olarak davalı …’e devredildiği, ipoteğin … tarafından kaldırıldığı, aynı resmi işlemle davalı …’e devredilen, davacıya ait dava dışı diğer taşınmazın … tarafından …’e verilen vekaletnameye istinaden vekilin kardeşi olan …’e devredildiği, vekil …’in vekalet görevini kendi menfaatine kullandığı, gayrimenkul alım satımı ile iştigal ettiği anlaşılan …’in de bu durumu bildiği, satış bedelinin ödendiğinden söz edilemeyeceği, bu haliyle davalıların el ve … birliği içerisinde hareket ederek davacıyı zararlandırdıkları, maddi vakıalara göre davacı tarafın tapu iptal ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının, eski eşi olan davalı … ile birlikte ticaret yapmak amacıyla, taşınmazlarının satışı ve diğer hususlarda yetki verdiğini, vekil …’in taşınmazı satmak istediğini, bunun üzerine … ile davalı …’in anlaştıklarını, taşınmaz üzerinde 50.000,00 TL tutarında ipotek bulunduğu için … tarafından başlangıç olarak 20.000,00 TL’nin davacının hesabına gönderildiğini, 70.000,00 TL’nin de davalı vekil …’e elden ödendiğini, taşınmaz üzerinde ipotek bulunması nedeniyle, ipotek terkin edilene kadar … ilçesinde bulunan taşınmazın teminat olarak davalı …’e devredildiğini, davalı …’in yine davacının hesabına 06.08.2016 tarihinde 12.500,00 TL, 08.08.2016 tarihinde de 17.500,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL ödeme yaptığını, davacının yemin hakkını kullanmadığını, davalının kötü niyetli olduğunun ispat edilemediğini, davalı tarafça diğer taşınmazın … tarafından kızkardeşine devredileceğinin bilinmediğini, davacının, davalıyı sürekli oyalayarak taşınmazı tahliye etmediğini, bu nedenle davacı hakkında kira alacağı nedeniyle icra takibi başlatıldığını, bu takipten sonra davacının eldeki davayı açtığını, davalının taşınmazı devraldıktan 1 ay sonra kullanacağı kredi nedeniyle taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiğini, bu aşamada banka ekspertizlerince dava konusu taşınmaza gidildiğini ve o sırada davacının taşınmazda bulunduğunu, yani davacının en başından beri satıştan haberdar olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil,olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6098 s. … Borçlar Kanunu’nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanununun 390.) aynen; “Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği … ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.
Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda … ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK’nın 504/1. maddesi). Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK’da daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK’da benzer alanda … ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. … Medeni Kanunu’nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK’nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
2. … Medeni Kanunu’nun 1023. maddesinde; “Tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.” hükmü düzenlenmiştir.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Necmettin Yıldırım vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı …’ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA;
Aşağıda yazılı 10.144,04 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı Necmettin Yıldırım’dan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.06.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.