YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/955
KARAR NO : 2023/3896
KARAR TARİHİ : 20.06.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/312 Esas, 2021/1437Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/30 E., 2019/483 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurumu kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili ile davalı Kurum vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına tescilli 2012/32815 sayılı “Geleceğe ilk adım” ve 2007/15561 sayılı “Geleceğe ilk adım dershanesi” ibareli markaların bulunduğunu, davalı gerçek kişinin ise 2017/92791 sayılı “geleceğe 1 adım anaokulu” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer bulunduklarını ve bu benzerliğin iltibasa neden olacağını, söz konusu ibarenin tescili halinde başvuru sahibinin haksız yarar sağlayacağı gibi müvekkili markasının itibarının ve ayırt edici karakterinin zedeleneceğini, davalının kötü niyetli olarak dava konusu başvuruyu yaptığını ileri sürerek, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurumunun (YİDK) 2018-M-10055 sayılı kararının iptaline, davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili başvurusu ile davacının itirazına mesnet “Geleceğe ilk adım” markası arasında yazım, anlam, çağrışım, fonetik ve tüm unsurlar bakımından benzerlik olmadığını, marka sınıflarının farklı olduğunu, davacı markasının tanınmış olmadığını, bir proje adı olduğunu, bu nedenle marka vasfının bulunmadığını, davacı tarafın kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2017/92791 sayılı davalı başvurusu ile davacıya ait 2012/32815 ve 2007/15561 sayılı markalar arasında, başvuru kapsamındaki 41 inci sınıf hizmetlerin tamamı açısından, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğu, dolayısıyla dava konusu YİDK kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK’in 14.11.2018 tarih, 2018-M-10055 sayılı kararının iptaline, 2017/92791 sayılı markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili ile katılma yoluyla davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının eğitim ve okul faaliyetinin bulunmadığını, bu nedenle 2007/15561 sayılı markasının kullanılmadığını, davacının dersanecilik sektöründe hiçbir faaliyetinin olmadığını, kaldı ki dersane markasının sadece bir şekil olup, müvekkiline ait markayla her yönden farklı olduğunu, bu haliyle bir iltibasın mümkün olmadığını, davacının 2012/32815 sayılı geleceğe ilk adım markasıyla müvekkiline ait marka arasında görsel, işitsel, yazım, renk ve şekil olarak farklılıklar olduğunu, davacının kötü niyetle markasını genişlettiğini, bu durumun 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine aykırı olduğunu ve dikkate alınması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka arasında 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunun da ispatlanamadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen gerekçeli karar, 05.01.2020 tarihinde davalı … vekiline tebliğ edildiği, anılan davalı vekilince 22.04.2020 tarihinde katılma yoluyla istinaf dilekçesini sunmuş ise de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 348 inci maddesi uyarınca karşı tarafın istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen tarafın, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, vereceği cevap dilekçesi ile istinaf yoluna başvurabilmesi mümkün olup, somut olayda karar süresi içinde yalnızca Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından istinaf edildiğinden, davalı …’ün, diğer davalının istinaf dilekçesine istinaden katılma yoluyla istinaf yoluna başvurması mümkün olmadığından, davalı … vekilinin istinaf istinaf dilekçesinin süre yönünden reddi gerektiği, davalı Kurum vekilinin istinaf istemi yönünden ise, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, “geleceğe 1 adım anaokulu” ibareli başvuru ile davacının marka başvurusuna itiraz aşamasında dayandığı 2012/32815 sayılı “Geleceğe ilk adım” ibareli marka arasında 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira başvuruda yer alan “anaokulu” ibaresinin ayırt ediciliğinin olmadığı, bunun dışında dava konusu başvuru ile davacı markası arasındaki tek farklılığın, davacı markasındaki “ilk” ibaresinin yerine başvuruda “1” rakamının kullanılmasından kaynaklandığı, söz konusu ibareler arasındaki anlamsal yakınlık gözetildiğinde bu farklılığın başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, her ne kadar davalı Kurum vekilince dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı hususuna da bir istinaf nedeni olarak dayanılmış ise de ilk derece mahkemesinin bu yönde bir kabulü olmadığından, anılan istinaf itirazının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davalı … vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin, 6100 sayılı Kanun’un 352 nci maddesi uyarınca süre yönünden usulden reddine, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınması koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi