Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/7642 E. 2023/1809 K. 28.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7642
KARAR NO : 2023/1809
KARAR TARİHİ : 28.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.03.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belirlenen günde temyiz eden davacı vekili Av. … ile karşı taraftan davalılar … ve müşterekleri vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosya ve içeriğindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 478/2249 payının bulunduğu… Köyü’nde kain 978 ada 7 parsel sayılı taşınmazın, dava dışı diğer paydaşı …’ün 1771/2249 payını 01.06.2016 tarihinde toplam 115.000,00 TL bedelle davalılara sattığını, müvekkiline noter bildirimi yapılmadığını, satışı haricen öğrendiklerini ileri sürerek ön alım bedeli karşılığında, davalılar adına kayıtlı payın iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar …, … ve … vekili, dava konusu taşınmaz üzerinde biri davacıya, diğer ikisi müvekkillerine ait olmak üzere üç adet ev bulunduğunu, taşınmazın hak sahipleri tarafından yıllar önce yapılan fiili taksime göre kullanılageldiğini, paydaşlarından biri olan davacının, kendisi gibi taşınmazda hak sahibi olan ancak tapularını sonradan devralabilen müvekkillerine karşı açtığı bu davanın haksız ve kötüniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın evveliyatında 1330 parsel numarası ile zeytinlik, mandalinlik ve tarla vasfıyla dava dışı …. adına kayıtlı iken noterde düzenleme şeklinde yapılan 11.02.1987 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile …’ın taşınmazı dava dışı …’e satmayı vadettiğini, vaat alacaklısı …’ın ise taşınmazdaki bir kısım payı, davalılar Ahmet ve Mehmet’in murisi …’in de aralarında bulunduğu ve taşınmazda muhdesatları bulunan üçüncü şahıslara harici satış sözleşmeleri ile satmayı vadettiğini, 1990 yılının başlarında … ile ondan haricen pay satın alan bu kişiler arasında bila tarihli harici bir taksim sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmeye göre pay satın alanların taşınmaz üzerinde ev ve ağaçlarının bulunduğu kısımlar krokide gösterilerek fiili kullanım durumunun belirlendiğini, taşınmazın 30.12.2005 tarihinde yapılan imar uygulaması sonucu arsa vasfıyla ve 978 ada 7 parsel numarası ile yine … Duman adına kayıtlandığını, … tarafından da 20.11.2007 tarihinde dava dışı Kemal Mollaoğlu’na satış yoluyla devredildiğini, dava dışı … tarafından … ve Kemal aleyhine satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davası sonucunda ise davanın kabulüne karar verildiğini ve hükmün kesinleşmesi üzerine 30.04.2010 tarihli hükmen tescil işlemiyle 1771/2249 payının … adına kayıtlandığını, 478/2249 payın ise Kemal üzerinde bırakıldığını,

2. Bizzat davacının da imzasının bulunduğu ve tarafınca sunulan rızai taksim sözleşmesine göre mülk sahibi …’ın taşınmazı kendi özel belirlemesi ile gayri resmi parsellere ayırdığı ve bu taksimin içinde davacının da bulunduğu, davacının taksimatı görüp itirazı olmadığını beyan ederek imza attığı, tanık…’ın beyanına göre davacının fiili taksimde kendisine düşen kısım kadar yeri kullandığı, keza davacı tanığı Kadir’in de davacının fiili taksim ile aldığı yeri kullandığını beyan ettiği, bir başka delilin de …. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/351 Esas, 2007/184 Karar (bozmadan sonra 2008/320 Esas, 2009/673 Karar) sayılı dosyası olup davacının bu davaya asli müdahil olarak katıldığı ve taşınmazda fiili taksim olduğunu kabul ederek harici sözleşme ile aldığı yerin adına tescilini talep ettiği, bu durumda davacının 1990 yılı başlarında bizzat fiili taksimi bilerek kendine düşen 258 m²’yi ve bunun dışında yapılmış taksimata da itirazı olmadığını açıkça beyan ederek imzaladığı harici taksim (fiili taksim) sözleşmesi varken bu davayı açmasının TMK’nın 2 nci maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazda geçerli bir fiili taksim bulunmadığını, fiili taksimden söz edilebilmesi için fiili taksimi yapan kişilerin taşınmazda paydaş olması gerektiğini, tapunun iki paydaş adına kayıtlı iken paydaşlardan …’ın hissesini 4 paya bölerek dava dışı üçüncü şahıslara sattığını, satıştan sonra davalılar tarafından taşınmaz üzerinde ağaç dikme ve bölme gibi faaliyetlerde bulunulmasının hukuki bir değerinin olmadığını, müvekkilinin …’dan haricen satın aldığı 258 m²’lik kısmı kullanımının paydaş sıfatı ile olmayıp 1990 senesinde yapılan harici satıma dayandığını, satıma konu payda mülkiyet iddiasında bulunduğunu, ancak mahkemece talebinin reddine karar verildiğini, müvekkiline ait 478 m²’lik hissenin ise 2012 yılında diğer paydaş Kemal’den tapuda satış yoluyla devralandığını, davayı açarken bu paya dayandıklarını, taraflar arasındaki davalar ve mülkiyet konusundaki çekişme nedeniyle fiili taksimden söz edilemeyeceğini, ayrıca kararın 5403 sayılı Kanun’un emredici hükümlerine aykırı olduğunu, tarım arazisi alanında kalan taşınmazın arsa vasfında olarak kabulünün de hatalı olduğunu, yine kararın İmar Kanunu 18 inci maddeye de aykırı düştüğünü, imar planı olmayan yerlerde hisseli satış yapılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yerel mahkeme tarafından dayanılan hukuksal ve yasal gerekçelere göre delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, kararın usul ve Yasa’ya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/(1)-b-1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf itirazlarını tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazda fiili taksim bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400,00 TL’nin davacıdan alınarak davalılar …, … ve Hale Kalfoğlu’na verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine; kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.