YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/35877
KARAR NO : 2011/43079
KARAR TARİHİ : 29.12.2011
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yüzüne karşı 21.04.2009 tarihinde verilen hükmü, 1412 sayılı CMUK’nun 310. maddesinde öngörülen yasal süreden sonra 29.04.2009 tarihinde sanık tarafından temyiz edilmekle beraber, hüküm bölümünde kararın açıklanması ya da tebliğden başlayarak denilmek suretiyle sanığın yanıltıldığı anlaşılmakla, sanığın 29.04.2009 tarihli temyiz isteğinin süresinde olduğu kabul edilerek ve yokluğunda verilip 09.10.2009 tarihinde tebliğ edilen temyiz isteminin reddine dair ek karar yasal süreden sonra 20.10.2009 tarihinde temyiz edilmekle beraber, ek kararda temyiz süresinin ne zamandan başlayacağı belirtilmemek suretiyle sanığın yanıltıldığı ve ek kararın sanığın bildirdiği son adrese yapılmadığı, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi üzerine, bu kez sanığın bildirdiği son adrese 7201 sayılı kanunun 35. maddesine göre tebligat yapılmış ise de, yapılan tebliğin usulsüz olduğu anlaşılmakla, 20.10.2009 tarihli temyiz isteminin de süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında tayin olunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi nedeniyle hüküm temyizi kabil olduğu halde, hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün temyizinin mümkün olmadığından bahisle temyiz isteminin reddine karar verildiği anlaşılmakla, sanığın temyiz isteminin reddine dair 19.06.2009 tarih ve 914-518 sayılı ek karar kaldırılarak 21.04.2009 tarihli hükmün yapılan incelemesinde;
Dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
5237 Sayılı TCK.nun 58/6. maddesinde tekerrür halinde hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirileceği ve ayrıca mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı öngörülmektedir. Aynı yasanın 7.fıkrası uyarınca da hükümlük kararında bu durumun belirtilmesi gerekmektedir.
Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin yer aldığı 5275 Sayılı Kanunun 108. maddesinde ise, yalnızca mükerrirler hakkında tayin olunan özgürlüğü bağlayıcı ceza olan hapis cezalarının ne şekilde infaz edileceği belirtilmiş olup, bu maddede adli para cezasının infazı konusunda her hangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106. maddesinde adli para cezasının infazı düzenlenmiş olup, bu maddede mükerrirler hakkında hükmolunan “adli para cezasının” infazına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir
Bu durumda, 5237 Sayılı TCK.nun 58, 5275 Sayılı Kanunun 106 ve 108. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında adli para cezasına hükmedildiği için, hükümlülük kararında, mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimlik serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilemeyeceği, sonucu ortaya çıkmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; sanık hakkında hükmolunan cezanın niteliği itibariyle 5237 Sayılı TCK.nun 58. maddesinin 6 ve 7. fıkraları uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimlik serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı kanunun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan;
“5237 sayılı TCK.nun 58/6. maddesi uyarınca sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” ilişkin bölümün hükümden çıkartılmasına, karar verilmek suretiyle; sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.