YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1066
KARAR NO : 2023/1711
KARAR TARİHİ : 23.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen suya el atmanın önlenmesi ve kal davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın su rejimi kurulmasına ve sulama suyu olarak kullanmalarına, davalının bu yöndeki müdahalesinin men’ine; fazlaya dair istemin reddine, davacının artezyen kuyusunun kal’i talebinin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 1823 parsel sayılı taşınmaz maliki olan davacıların arazi üzerinde, tek su kaynağı olan, yaklaşık 50 yıl önce yapılmış havuzu olduğunu, 1821 parsel sayılı taşınmaz maliki olan davalının bu havuzun yakınında artezyen çalışması yaparak mevcut havuzu olumsuz etkilediğini belirterek, davalının açmış olduğu kuyunun kaynak suyuna müdahalesinin meni ile kuyunun kal’ini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazının bulunduğu yerde kaynak sularının azalması nedeniyle Elazığ DSİ 9. Bölge Müdürlüğü’ne müracaat ederek sondaj kuyusu açtırdığını ve kullanma izin belgesi aldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesinin 24.05.2016 tarihli ve 2014/113 Esas, 2016/328 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 24.05.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 14 Hukuk Dairesi 30.04.2019 tarih ve 2016/11737 Esas 2019/3788 Karar sayılı ilamında; Mahkemece mahallinde yapılan keşifler sonucu alınan bilirkişi raporlarının çelişkili olduğu, davalı tarafından açılan artezyen kuyusunun davacıya ait suyu hangi oranda etkilediğinin kesin olarak tespit edilemediği, özellikle de artezyen kuyusunun kapatılması halinde suyun tekrar kaynağa dönüp dönmeyeceği hususunun saptanmadığı açıklanmıştır.
3.Kararda, belirtilen hususlar dikkate alınarak mahkemece, suların en az olduğu bir dönemde, su işlerinden anlayan uzman bilirkişilerle yeniden keşif yapılarak önceki raporlardaki çelişki de giderilmek suretiyle dava konusu kaynak suyunun debisi ölçülerek, tarafların yararlandığı başka sular varsa bunlarda gözetilerek, davalının açtığı artezyen kuyusunun davacılara ait kaynak suyunu hangi oranda etkilediğinin kesin olarak belirlenmesi, artezyen kuyusu kapatıldığında bu suyun tekrar kaynağa dönüp dönmeyeceğinin saptanması, suyun kaynağa dönmesi söz konusu değil ise mevcut haliyle suyun kullanılması için tarafların içme, temizlik ve sulama sırasına göre ihtiyaçlarının belirlenmesi, özellikle davalı açısından başka bir su kaynağından bu ihtiyaçların giderilip giderilemeyeceğinin saptanması ve artezyen kuyusunun kapatılması halinde suyun kaynağa dönmesi mümkün ise davalının da su ihtiyacı belirlenerek su rejiminin kurulması gerektiği izah edilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, bozma ilamı sonrasında uzun süre beklenmesine rağmen kaynak suyunun akmadığı, mahkemece suların en çok ve en az olduğu dönemde iki defa keşif yapılmasına rağmen kaynak suyunun kuru olduğunun görüldüğü, beklenilmesi halinde dahi suyun kaynağa dönmesinin mümkün olmadığı, bilirkişi raporlarının dosyaya sunulduğu, önceki bilirkişi raporları dikkate alınarak davalıya ait sondaj kuyusunun ortalama olarak davacılara ait kaynak suyunu %52 oranında etkilediği, davacılara ve davalıya ait taşınmazların durumu ve su ihtiyacı dikkate alınarak su rejimi kurulması gerektiği, raporda taşınmazların durumu ve su ihtiyacı dikkate alınarak su rejimi kurulmasına davalının bu yöndeki müdahalesinin menine, kuyunun kaynak suyunu tamamen kurutmadığı dikkate alınarak kal talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1.Davacının sondaj kuyusu açmak için idareye başvurduğu ve arazisini sulamak için kuyu açma izin belgesi aldığını, kuyu açma engeli de bulunmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, davacıya ait aynı ada içersinde bağ ve bahçeleri yanında kaynak sularının bulunduğu iddialarının araştırmadığını,
2.Davacıya ait parselde su ihtiyacı araştırmadan, kaynak suyunun etkilendiği gerekçesi ile su kullanım rejimi uygulandığını,
3. Su rejiminin infazının mümkün olup olmadığı, taraflar arasında su rejiminden kaynaklı düzeneğin kim tarafından karşılanacağı yönünde bilirkişilerden rapor aldırılmadığını,
4.Davalı müvekkiline dahi yetmeyen suyuna ilişkin su rejimi uygulaması kararı hakkaniyete aykırı olduğu,
5. Kısmen kabul kısmen ret kararı verilmesine rağmen, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafından ödenmesi kararının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davanın kısmen kabulü kararın eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasındadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 718, 756 ncı maddeleri.
2.167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun’un “Yeraltı sularının mülkiyeti” başlıklı 1 inci maddesinde;
“Yeraltı suları umumi sular meyanında olup Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bu suların her türlü araştırılması, kullanılması, korunması ve tescili bu kanun hükümlerine tabidir” düzenlemesine yer verilmiştir.
3. Aynı Kanun’un 2 inci maddesinde Yeraltı suyu’ terimi “Yeraltındaki durgun veya hareket halinde olan bütün sulardır.” şeklinde ifade edilmiştir.
4. 167 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinde yeraltı suyu işletme sahalarının nasıl kabul ve ilan edileceği belirlendikten sonra 4 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında ilan edilen sahalarda açılacak kuyuların sayısı, yerleri ve özellikleri ile çekilecek su miktarının Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından tayin ve tespit edileceği kararlaştırılmıştır.
3. Değerlendirme
1. Davacının Kullandığı su kaynağının davalının ve dava dışı kişilerin açtığı kuyular nedeniyle etkilendiği bilirkişi raporlarıyla belirlenmiştir. Ancak 02.06.2022 tarihli jeoloji mühendisi bilirkişinin hazırladığı raporda davalı sondaj kuyusundan etkilenen suların tekrar kaynağa geri dönmesi ve eski doğal akar konumuna kavuşmasının mümkün olmayacağı kaynağı besleyen su mecrasi kotunun kaynak çevrede açılan birçok sondaj kuyuların etkisiyle statik ve dinamik su seviyeleri düşerek davacı kaynak kotu yüzeyde askıda kaldığı ve kuruduğu belirtilmiştir. Bu haliyle el atmanın önlenmesine karar verilmesi davacı açısından yararsız olacaktır.
2. Mahkeme hükmünün 1 No.lu bendinde belirtilen sondaj kuyusu kararda da açıklandığı gibi davalının emek ve masraf harcaması neticesi oluşturulmuştur. Mahkemece sulama tesisinin zorunlu bakım, onarım ve işletme giderlerinin taraflarca ortaklaşa karşılanacağı belirlenerek su rejimi oluşturulmak suretiyle hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı tarafın Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “fazlaya dair istemin reddine” ifadesinden sonra gelmek üzere “davalıya ait sulama tesisinin zorunlu bakım, onarım ve işletme giderlerinin taraflarca ortaklaşa karşılanmasına” ifadelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.