YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1601
KARAR NO : 2023/2788
KARAR TARİHİ : 20.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2453 E., 2022/1690 K.
…
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/149 E., 2022/337 K.
Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının … Aile Mahkemesi’nin 2006/56 Esas 2006/56 Karar sayılı ilamı ile eşi …’dan şiddetli geçimsizlik nedeni ile boşandığını, boşandığı için 11.10.1998 tarihinde vefat eden murisi babası …’dan dolayı yetim aylığı almaya başladığını, eski eşi ile müşterek 3 çocuklarının olduğunu, çocuklarından birinin %76 oranında engelli olup velayetlerinin kendisine verildiğini, eşi ile boşandıktan sonra ” …” adresine taşındığını, çocuklarını babasından mahrum etmemek, engelli çocuğunun da bulunması ve yardıma ihtiyacının olması nedeni ile eski eşi ve ailesinin yaşadığı binada başka bir daireye taşındığını, eşinin bu binanın zemin katında annesi ile birlikte kaldığını, engelli çocuğunun okul hayatı ile ilgilendiği sırada diğer çocuklarının babasına teslim etmek ve onlarla ilgilenmesi için o binaya taşındığını, muris babasının maaşını almak için eşinden boşanmış olsaydı boşanmak için 8 yıl beklemeyip murisinin ölümünden sonra hemen boşanacağını, bu aylığı almaktayken boşanmış olduğu eşi ile birlikte yaşadığının tespit edildiği iddiası ile aylığının kesilip davalı Kurum tarafından kendisine borç bildirim belgesi gönderildiğini, hakkında yapılan araştırmanın eksik ve hatalı yapıldığını, denetimlerin yeniden yapılarak davalı Kuruma 14.02.2019 tarihi itibarıyla 146.976,68 TL borçlu bulunmadığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının müteveffa babasından dolayı Kurumdan almakta olduğu ölüm aylığının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi üzerine kesildiğini, Kurumca yapılan işlemlerin yerinde olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların boşandıktan sonra ailevi birlikteliklerini devam ettirdikleri değerlendirilmekle raporun ve Kurum tespitinin aksinin eşdeğer belgelerle ispat edilemediği kanaatiyle Kurum işleminin yerinde olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının, eski eşinden babasının vefatından 8 yıl sonra boşandığını, velayeti davacı annede olan %76 engelli raporu bulunan ve hakkında epilepsi hastalığı, hiperaktivite ve hafif mental bozukluğu hastalıkları teşhisi konulan … isimli çocuğun bakımının davacı tarafından yerine getirildiğini, çocuğun sürekli bakıma muhtaç olduğunu, çocuğun yaşı ve hiperaktivitesi de göz önünde bulundurulduğunda ve baba ile kişisel ilişkisi de birlikte değerlendirildiğinde davacı ve eski eşinin çocuk için elbette bir arada olmaları gereken ortamlarda birlikte bulunduklarını, davacı ve eski eşinin müşterek çocuğun sağlık durumları dikkate alındığında birden çok defa sağlık kuruluşlarına beraber gidebileceği hususunun hayatın olağan akışının bir gereği olduğunu, yerel mahkemece … adına kayıtlı olan … numaralı hattın ev telefonu numarası olarak yer aldığı ve bu numaranın sağlık kuruluşlarında kullanıldığı hususunun yine beraber yaşandığını gösterir bir delil olmadığını, müşterek çocukla baba arasındaki hem maddi hem de manevi kişisel ilişki düşünüldüğünde ve eski eş olan babanın çocukla sağlık durumu nedeniyle ilgilendiği göz önünde bulundurulduğunda bu numaranın hem olağan hem de olağan üstü durumlarda kullanılmak üzere kayıtlarda geçmesi gayet normal karşılanması gerekirken bunu davanın reddine gerekçe tutmanın hakkaniyete alenen aykırı olduğunu, 17.12.2020 tarihli kolluk araştırma tutanağında davacının Mernis adresi olarak gözüken adreslerinde fiilen ikamet eden olmadığının tespitinin hatalı bir tespit olduğunu, zira davacının halen daha … adresinde ikamet ettiğini, davacının Mernis adresinde ise … adresinin göründüğünü, davacının su faturası öderken … adresine göre fatura ödediğini, dolayısıyla adres araştırmasının hatalı yapıldığını, davacının mernis adresi ile fiilen yaşadığı adres arasında sadece “No1” kısmının eksik geçtiğini, davanın reddine gerekçe olarak sadece tanık …’in beyanlarının esas alınmasının tamamen hukuksuz olduğunu, gerek dinlenen tanıklar gerekse de dosyaya gelen bilgi ve belgelerden anlaşılacağı üzere kurum tespitinin aksinin ispatlandığını, diğer tüm tanıkların beyanları hiçe sayılarak sadece davanın reddine sebebiyet verebilecek ve kişisel husumet, çekememezlik, kıskançlık ve sair sebepler göz önünde bulundurulmaksızın bir tanığın beyanıyla davanın reddedilmesinin hukuken kabul edilebilir olmadığını, dinlenen tanıklar ve tartışılan beyanlardan hiçbirinin davacı ile eski eşinin ailevi birlikteliğini ispat edemediğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mernis ve medula kayıtları, kolluk araştırma tutanakları, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında davacı ile eşinin uyuşmazlık konusu dönemde boşandıkları halde birlikte yaşadıklarına ilişkin Kurum tespitinin aksinin ispat edilemediği, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı anlaşıldığından davacının istinaf isteminin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; tutanağın oluşturuluş biçimine itiraz ettiklerini, aldatmacalarla hazırlandığı, hukuki geçerliliğini olmadığı, tutanakta yer alan tanıkların beyanlarının çelişkili olduğu, davacının boşanmış olduğunu toplum baskısı ile gizlediğini, tanıkların da bu yüzden tarafları evli bildiklerini ifade ettiklerini, tutanakta yer alan iddiaların aksinin kamu tanıklarının ifadeleri ile ispatlandığını, ancak mahkemece bu ifadelerin dikkate alınmadığını, davacının boşandığı eşinden ayrı yaşadığına dair su faturasının kabul edilmemesine itiraz ettiklerini, kolluk kuvvetlerinin hatalı soruşturma yaptığını beyanla eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığını belirterek yetim aylığının kesilmesine ilişkin olarak tesis edilen işlemin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 56 ıncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, özellikle davacı ve eski eşi adına kayıtlı aynı apartmanda bulunan adreslerinde yapılan araştırma kapsamında dinlenen kamu tanıklarının beyanları, ortak medula kayıtları ile dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye …’ın muhalefetine karşı, Başkan … ile Üyeler …, … ve …’ün oyları ve oy çokluğuyla,
20.03.2023 tarihinde karar verildi.
(M)
…
…
KARŞI OY GEREKÇESİ
1. Somut uyuşmazlıkta, davacı kadın 2006 yılında eşinden boşanmıştır. Davacı-karşı davalı kadına boşanma kararı verildikten sonra ölen babasından dolayı bağlanan yetim aylığı 2014 yılında eşi ile yeniden evlenmesi üzerine yapılan denetim sonrası fiili birliktelik nedeni ile 2008-2019 yılları için 5510 sayılı Kanun’un 56 ıncı maddesi uyarınca ödenen aylıkların yersiz ödendiği gerekçesi ile borç çıkarılmıştır.
2. Dairemizin 07.10.2021 tarih ve 2021/7072 Esas, 2021/11762 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerimde belirttiğim gibi davacı boşandığında 506 sayılı kanun yürürlüktedir. 5510 sayılı kanunun 5754 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değişik geçici 1 inci maddesi uyarınca kesilmede 506 sayılı Kanun uygulanmalıdır. Anılan kanunda ise boşanılan eş ile birlikte yaşama olgusu bir kesilme nedeni olarak düzenlenmemiştir. 5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 tarihinden önce gerçekleşen boşanma olgusuna uygulanması olanağı, önceye etki yasağı nedeni ile olanaklı değildir.
3. Çoğunluğun önceye etki yasağı ilkesine aykırı olarak, lafzi yorum ve sigortalı aleyhine yorumu benimseyerek, sonradan gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak salt birlikte yaşama ve boşanan eşin desteğini alma koşulunu yeterli kabul etmesi, Kanun’un ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçelerine aykırıdır.
4. Açıklanan bu gerekçelerle mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken, fiili birlikteliğin araştırılması yönünde onanması görüşüne katılınmamıştır.