YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/940
KARAR NO : 2023/4464
KARAR TARİHİ : 13.07.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/977 Esas, 2019/445 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki sorumluluk davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili, davalı …, …, …, …, … duruşma istemi olmaksızın davalı … ve…tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.12.2021 günü hazır bulunan davacı vekili TMSF vekili Av. ……. ile davalı … …… vekili Av. …. ile davalılar… ve … vekili Av. …. ile davalı … vekili Av….. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı … vekili dava dilekçesinde; Universal Yayıncılık A.Ş. temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin fon tarafından devralındıktan sonra yeni denetim kurulu üyeleri atandığını, atanan denetim kurulu üyelerinin hazırladığı 18.10.2006 tarihli denetim kurulu raporunda 2000-2004 yıllarında yönetim ve denetim kurulu üyeliği yapan davalıların şirketin mali zarara uğrattıklarının tespit edildiğini, rapora göre 2001, 2002, 2003 yılları ile 01.01.2004- 25.05.2004 tarihleri arasında görev yapan davalıların ibra edilmemeleri ve haklarında sorumluluk davası açılması için karar alındığını, İktisat Bankası Malta Şubesi’nden 15.12.2000 tarihinde kullanılan kredinin 564.169,00 USD’lik kısmının ticari teemmüllere aykırı şekilde herhangi bir rehin ya da teminat alınmaksızın grup içi şirketlerden AKS Radyo ve Yayıncılık San. ve Tic. A.Ş.’ye aktarıldığı, ancak paranın geri dönüşü ve tahsil kabiliyetinin olmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 564.169,00 USD olan zarar miktarından şimdilik 4.172,00 USD karşılığı toplam 6.000,00 TL’nin faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, 12.03.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile 564.169,00 USD’nin faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin görev yaptığı 2000 ve 2001 yıllarına ait genel kurulda ibra edildiğini, bu nedenle 15.12.2000 tarihinde alınan krediden dolayı sorumlu tutulamayacağını, şirketin herhangi bir zararının da doğmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin görev yaptığı süre içerisinde üzerine düşen tüm görevlerini gereği gibi yerine getirdiğini, şirketin herhangi bir zararının da doğmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket denetçilerinin dava ehliyetinin bulunmadığını, dava açılabilmesi için usulüne uygun olarak alınmış genel kurul kararının da olmadığını, dava konusu tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
4.Davalı … … vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, süresinin dolduğunu, müvekkilinin şirket ortağı ve pay sahibi olmadığı için yönetim kurulu üyesi sayılamayacağını, sorumluluğuna gidilemeyeceğini, şirketin herhangi bir zararının da doğmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
5.Davalı… vekili cevap dilekçesinde özetle; TMSF davanın tarafı olmadığından davayı ıslah yetkisinin de bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin görev yaptığı süre içerisinde üzerine düşen tüm görevlerini gereği gibi yerine getirdiğini, şirketin herhangi bir zararının da doğmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
6.Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinde yeralan kredi aktarımı iddiasının da gerçeğe aykırı olduğunu, şirketin herhangi bir zararının da doğmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
7.Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinde yeralan kredi aktarımı iddiasının da gerçeğe aykırı olduğunu, şirketin herhangi bir zararının da doğmadığını, zarar, kusur ve illiyet bağının açıklanması gerektiğini, genel kurul toplantısında ibra edildiğini, bu nedenle müvekkilinin bu dönemdeki faaliyetleri nedeniyle sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
8.Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin şirket yönetim kurulunda 01.05.2000 ile 21.06.2001 tarihleri arasında görev yaptığını, 21.06.2001 tarihinde kendi isteği ile bu görevden istifa ettiğini, dolayısıyla iddia edilen işlemlerin müvekkilinin tasarrufunda olmadığı gibi hiçbir işlemde müvekkilinin imzasının da yeralmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 07.07.2014 tarih, 2011/36 E. 2014/178 K. sayılı kararı ile Üniversal Yayıncılık ve Tic A.Ş. ile aynı grup bünyesindeki grup şirkete borç verirken yönetim kurulu tarafından teminat aramamış olmamasının olağan bir işlem olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu durumda yapılan işlemin yolsuz olduğundan bahsedilemeyeceği, yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin sorumluluğuna gidilebilmesi için zararın doğmuş olması gerektiği, zarardan bahsedilmesi için öncelikle kredi verilen kuruluştan talep edilmesi ve alacağın tahsil edilmemiş olması gerektiği, verilen borç dava tarihi itibariyle riskli olmakla beraber halen tahsil kabiliyetinin bulunduğu, bu durumda mevcut bir zarar olduğundan bahsedilemeyeceği, sorumluluk için gerekli olan zarar şartının dava tarihi itibariyle gerçekleşmediği, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 337 nci maddesinin denetçileri kapsayacak şekilde genişletilmesinin sözkonusu olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince karar temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 09.06.2016 tarih, 2015/1454 E. 2016/6359 K. sayılı kararıyla, davalı … hakkındaki davanın açılmamış sayılması karar verilmesi gerekirken anılan davalı yönünden de davanın esastan reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, şirket açısından zararın doğduğu davalı yöneticilerin ve bunu denetlemeyen denetim kurulu üyelerinin sorumlu olduğu, denetçilerin de görev ve yükümlülüklerini yerine getirmedikleri, kusursuz olduklarını ispat etmedikçe sorumluluktan kurtulmalarının mümkün olmayacağı, sonradan seçilen yönetim kurulu üyeleri de kendisinden önce gerçekleşen usulsüzlükleri denetçilere bildirmekle yükümlü olup, aradan geçen zaman zarfında bu yükümlülüklerini yerine getirmedikleri, şirket açısından bir zarar doğmuş olup zararın gerçekleşmiş sayılması için paranın gönderildiği şirkete başvurulması, ona karşı tüm yasal yolların tüketilmiş ve aciz vesikası alınmış olmasının gerekmediğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin kullandığı kredinin ticari teammüllere aykırı şekilde rehin yada teminat alınmaksızın grup içi şirketlerden AKS Radyo ve Yayıncılık San. ve Tic. A.Ş.’ye aktarıldığı, çekilen kredinin şirketin ticari amaçları ve iştigal konularının gerçekleştirilmesi için kullanılması gerekirken dava dışı grup şirketine aktarılması, şirket açısından bir zarar olup davalı yöneticilerin ve bunu denetlemeyen denetim kurulu üyelerinin sorumlu olduğu, … dışındaki diğer davalıların söz konusu zarar miktarından sorumlu olacağı gerekçesiyle davalı … hakkında açılan davanın açılmamış sayılmasına, davacının diğer davalılar hakkında açmış olduğu davanın kısmen kabulü ile 794.318,56 TL’nin 15.12.2000 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte … dışındaki diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, (… dışındaki) davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ıslah dilekçesi ile talebini usd olarak beyan ettiğini, TL tutarın harca esas değer olarak gösterildiğini belirterek kararın bu yönden bozulmasını istemiştir.
2. Davalı … vekili adli yardım talepli temyiz dilekçesinde özetle; dava tarihi itibariyle 2 ve 5 yıllık zamanaşımının dolduğunu, esasen bir zararın da oluşmadığını, davacı yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
3. Davalı … vekili adli yardım talepli temyiz dilekçesinde özetle; dava tarihi itibariyle 2 ve 5 yıllık zamanaşımının dolduğunu, esasen bir zararın da oluşmadığını, davacı yararına maktu vekâlet ücreti taksir edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
4. Davalı…ve… vekili adli yardım talepli temyiz dilekçesinde özetle; dava tarihi itibariyle 2 ve 5 yıllık zamanaşımının dolduğunu, esasen bir zararın da oluşmadığını, davacı yararına maktu vekâlet ücreti taksir edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
5. Davalı … Şanal vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava tarihi itibariyle 2 ve 5 yıllık zamanaşımının dolduğunu, esasen bir zararın da oluşmadığını, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olarak göreve başlamadığını, davacı yararına maktu vekâlet ücreti taksir edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
6. Davalı … vekili adli yardım talepli temyiz dilekçesinde özetle; dava tarihi itibariyle 2 ve 5 yıllık zamanaşımının dolduğunu, esasen bir zararın da oluşmadığını, davacı yararına maktu vekâlet ücreti taksir edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
7. Davalı … vekili adli yardım talepli temyiz dilekçesinde özetle; dava tarihi itibariyle 2 ve 5 yıllık zamanaşımının dolduğunu, esasen bir zararın da oluşmadığını, davacı yararına maktu vekalet ücreti taksir edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, TMSF tarafından devralınan şirketin yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların sorumluluğuna ilişkin olup, uyuşmazlık, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin geçip geçmediği ve şirket zararının olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Kanun’un 309, 336, 337,338, 353, 354 ve 359 uncu maddeleri. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 123 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dava, şirket yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların sorumluluğu nedeniyle alacak istemine ilişkin olup, mahkemece Dairemiz bozma ilâmına uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalılar …, …, …, …, … ve … tarafından adli yardım talep edilmiştir. Dairemizin 09.12.2021 tarih, 2020/279 E. ve 2021/6988 K. sayılı kararıyla davalılar …, …, …, …, … ve …’ın adli yardım taleplerini haklı gösterecek yeterli nitelikte bilgi ve belge bulunmadığı anlaşıldığından anılan davalıların kanun yoluna ilişkin harç ve giderler bakımından adli yardım taleplerinin reddine karar verilmiş, davalıların itirazı üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 13.06.2022 tarih, 2022/6163 E. ve 2022/7086 K. sayılı kararıyla itirazların ayrı ayrı reddine karar verilmiş, bunun üzerine davalılar …, …, …, … ve … tarafından kanun yoluna ilişkin harç ve giderler tamamlanmıştır.
2. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmakla birlikte davacı … vekili, 13.09.2021 tarihli dilekçesi ile davalı … yönünden, 04.04.2022 tarihli dilekçesi ile davalı… yönünden davayı geri aldıklarını, 6100 sayılı Kanun’un 123 üncü maddesi gereğince işlem yapılmasını talep etmiş olup, mahkemece bu yönde karar tesis edilmesi için davalılar … ve… yönünden kararın bozulması gerekmiştir.
3. Dava konusu zararlandırıcı eylemin meydana geldiği ve zararın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinde ve 359 uncu maddesinde tazminat istemek hakkının davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı ifade edilmiştir. Zarar doğuran eylem dava dışı şirkete yeterli teminat alınmaksızın kredi kullandırılması olup, 15.12.2000 tarihi itibariyle zararın doğduğu, dava tarihi 23.01.2007 itibariyle davacının tazminat talep hakkının zamanaşımına uğradığı, davada fon alacağı söz konusu olmadığından 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanamayacağı gerekçesiyle davalılar …, …, …, … ve … yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Mahkeme kararının BOZULMASINA,
2.Bozma sebebine göre davacı vekili ile davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine,Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
17.07.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Zamanaşımı, borcun nisbi bir sona erme sebebi olup, borçlu istemediği takdirde geçen zaman nedeniyle alacaklının alacağını dava yoluyla takip ve tahsil etme imkanının ortadan kalkmasıdır.
Zamanaşımı, hukuki niteliği itibariyle maddi hukuktan kaynaklanan bir def’i (6098 sayılı TBK 161 md.) olup usul hukuku bakımından ise bir savunma aracıdır.
Kural olarak zamanaşımı def’inin süresi içerisinde verilen cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir (HMK 129 md).
Süresinde ileri sürülen zamanaşımı def’i nedeniyle, mahkemece ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra ancak tahkikata başlamadan önce hakim zamanaşımı def’ini inceleyerek karar verecektir (HMK 142 md).
Davalının süresinde ileri sürmüş olduğu zamanaşımı def’i hakkında hiçbir karar verilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi doğru değildir (Yargıtay 13. H.D. 01.10.2013 gün 8995-23979, Yargıtay 4. H.D. 17.04.2018 gün 9353-3056, Yargıtay 15. H.D. 16.02.2017 gün 5442-626 vs.).
Ancak bu hususun bozma nedeni olabilmesi için, hakkındaki dava esastan red edilen ve zamanaşımı def’ini cevap dilekçesinde yasal sürede ileri süren davalının bu yönde temyize gelmesi gerekmektedir.
HMK 361/2 maddesinde de ifade edildiği üzere, davada haklı çıkmış olan tarafında (aleyhindeki dava esastan red edilen) hukuki yarar bulunmak şartıyla (zamanaşımı def’i) şartıyla temyiz yoluna başvurması mümkündür.
Davalının, davanın esastan reddine ilişkin kararı, hukuki yararına rağmen zamanaşımı yönünden temyiz etmemiş olması durumunda, artık bu yönden davacı yararına usulü müktesep hak doğmuş olur ki, davacının temyizi üzerine, Yargıtayca bu aşamadan sonra kararın zamanaşımı yönünden bozulması mümkün değildir. Oluşan usuli müktesep hakka rağmen, kararın Yargıtayca zamanaşımı yönünden bozulmasının hiçbir bağlayıcılığı yoktur. Zira usuli müktesep hakkın, yeni çıkan bir kanun veya Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı dışında başkaca bir istisnası bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, zamanaşımı def’ine rağmen davanın esastan reddi kararının davalı tarafından temyiz edilmemesi, sadece davacı tarafından temyize getirilmesi ve kararı davacı temyizine göre bozulması durumunda 09.05.1960 gün 21/9 sayılı İ.B.K vurgulandığı üzere, mahkemece bozma kararına uyulmasıyla davacı yararına usulü müktesep hak doğmuştur. Usule ait müktesep hak müessesesi Usul Kanunu’nun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeni ile ilgilidir. Bu durumda davacının temyizine göre kararın bozulması ve mahkemece bozmaya uyulmasından sonra artık mahkemenin geri dönerek zamanaşımı nedeniyle davayı red etmesi mümkün değildir. Bu hal usuli kazanılmış hakkın açık bir ihlalidir.
Somut uyuşmazlıkta, davalıların esasa cevap süresi içerisine zamanaşımı def’ini ileri sürmesine rağmen mahkemece dava esastan red edilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiş, Dairece kararın davacı lehine bozulması üzerine yerel mahkemece bozma ilamına uyularak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalılar esastan red kararını, zamanaşımı def’i nedeniyle temyiz etmediğinden davacı lehine usuli kazanılmış hak doğmuştur. Bu aşamadan sonra artık bozma üzerine zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi mümkün değildir.
Diğer taraftan davacı temyizi üzerine yerel mahkeme kararı bozulduğundan, bozmaya uyan mahkemece bozma gerekleri yerine getirileceğinden, bu halde de davacı yararına usuli müktesep hak oluşacağından zamanaşımı nedeniyle davanın reddi bu nedenle de mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle, davalıların zamanaşımına yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde davacının usuli müktesep haklarını ihlal eden gerekçe ile kararın bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
..