YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1217
KARAR NO : 2023/2443
KARAR TARİHİ : 14.03.2023
…
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1706 E., 2022/1708 K.
…
KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 29. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/149 E., 2020/240 K.
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 15.08.1970 tarihi olarak nüfusa yazdırılan yanlış doğum tarihinin 1986 yılında mahkeme kararı ile 15.08.1968 olarak düzeltildiğini, 15.08.2017 tarihinde İzmit SGM’ne yaptığı emeklilik başvurusunun kabul edildiğini, ancak daha sonra kurum kararı ile davacının 2019 yılından önce emekli olamayacağı belirtilmek sureti ile yapılan işlemin iptal edildiğini, yaş tashihinden önceki çalışmalarının süreye dahil edilmediğini, yapılan itiraza rağmen başvurularının reddedildiğini ileri sürerek, davacının kuruma başvuru yaptığı 15.08.2017 tarihinden itibaren emekli olduğunun tespitine, ödenmeyen emekli aylıklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
II.CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından yaşlılık aylığı bağlanması ve birikmiş aylıklarının ödenmesi istemi ile açılan huzurdaki davanın usul ve yasaya aykırı olduğundan reddinin gerektiğini, davaya bakmaya yetkili mahkemenin İzmit Nöbetçi İş Mahkemeleri olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Eldeki davada uyuşmazlığın, yaşlılık aylığı bağlanmasında, sigortalının ilk defa çalışmaya başladığı tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihinin mi, yoksa çalışmanın başlamasından sonra mahkeme kararı ile düzeltilen tarihin mi esas alınacağı noktasında toplandığı, yaş tashihinin olması halinde, yaşlılık aylığı bağlanırken hangi yaşın dikkate alınacağına ilişkin davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun’un 120/2 maddesi, “Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarına ilişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında, sigortalıların ve hak sahibi çocuklarının, sigortalının yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı kanunlara veya bu kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihleri, sigortalının sigortaya tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonra doğan çocuklarının da nüfus kütüğüne ilk olarak yazılan doğum tarihleri esas tutulur.” şeklinde olduğu, 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunun’un 66, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun 105 ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 57 nci maddesi “yaşlılık aylığının bağlanmasında; sigortalının ilk defa çalışmaya başladığı tarihteki yaşının esas alınacağı” şeklinde birbirine paralel düzenlemeler içerdiği, hiçbir yoruma yer vermeyecek şekilde yapılan bu düzenlemeler karşısında sigortaya ilk tescil tarihinden sonra yapılan yaş tashihinin yaşlılık aylığı bağlanmasında nazara alınamayacağı açık olduğu, dolayısıyla yaşlılık aylığı bağlanırken, davacının doğum tarihinin 15.08.1970 tarihi kabul edilmesi gerektiği, 01.08.1985 sigorta başlangıç tarihine göre davacının yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığına ilişkin davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun’un geçici 81/B-f maddesi olduğu, anılan maddeye göre davacıya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için tahsis tarihi itibariyle davacının 49 yaş, 25 yıl sigortalılık süresi 5.300 prim gün sayısı şartlarının bir arada ikmal edilmesi gerektiği, somut olayda, davacının tahsis tarihi itibariyle 15.08.1970 tarihi doğum tarihi olarak kabul edilerek 47 yaşında olduğu anlaşıldığından, yaş şartını yerine getirmeyen davacının davasının reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Davacı Vekilinin İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının yaşının tashih edilmiş olmasının amacının gerçek yaşının tespiti olmasına rağmen, ilk derece mahkemesince hatalı değerlendirme ile verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kaldırılmasını istemiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya celp ve ibraz edilen belgelerin incelenmesinden, davacının davalı Kurumun … sicil numaralı sigortalısı olduğu, ilk sigortalılığının 01.08.1985 tarihinde … sicil numaralı … Tekstil unvanlı iş yerinde başladığı, bu iş yerine girişine ilişkin işe giriş bildirgesinde doğum tarihinin 1970 olarak gözüktüğü, bundan sonra çeşitli iş yerlerinde sigortalı olarak çalıştığı, en son çalışmasının 06.03.2017 tarihli olduğu, 03.09.1986 tarihinde … 6 ncı Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1986/612 Esas sayılı dosyasında 15.08.1970 olan doğum tarihinin 15.08.1968 olarak düzeltilmesi için dava açtığı, davanın yargılaması sonucunda verilen 11.02.1987 tarih ve 1987/99 K. sayılı yaş tahsisi kararıyla doğum tarihinin 15.08.1968 olarak tespitine karar verildiği, mezkur kararın 26.03.1987 tarihinde kesinleştiği, Boyabat Askerlik Şubesi tarafından gönderilen belgelerden davacının 31.08.1988 tarihinde askere sevk edildiği, 15.04.1990 tarihinde terhis olduğu, Er ve Erbaş Terhis Çizelgesinde davacının doğum tarihinin 15.08.1968 olarak görüldüğü, davacıya ait nüfus kayıt örneğinde de doğum tarihinin 15.08.1968, tescil tarihinin 28.08.1970 olarak belirtildiği, nüfus kaydının düşünceler kısmında da doğum tarihinin … 6 Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1986/612 E- 1987/99 K sayılı kararıyla 15.08.1968 olarak tashih edildiğinin yazılı olduğu, davacının İzmit Sosyal Güvenlik Merkezine başvurarak 15.08.2017 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, dosyasından yapılan incelemede 49 yaş, 5300 yaş, 25 yıl şartlarını yerine getirmiş olduğunun tespit edildiği, ancak daha sonra İzmit SGM tarafından davacıya gönderilen 29.09.2017 tarih, 10120432 sayılı yazıda talep tarihi itibariyle 49 yaş şartını yerine getirmediğinin, yaşının 47 olduğunun, emekli olamayacağının bildirildiği, davacı vekili tarafından 28.11.2017 tarihli dilekçe ile bu karara itiraz edildiği, kurum tarafından davacıya gönderilen 14.12.2017 tarihli yazıyla 11.02.1987 tarihli mahkeme kararına istinaden 15.08.1970 olan doğum tarihinin 15.08.1968 olarak düzeltilmesi nedeniyle 15.08.1970 tarihinin doğum tarihi olarak esas alınmasıyla 49 yaşını 15.08.2019 tarihinde dolduracağı anlaşıldığından, 15.08.2017 tarihli tahsis talebine göre aylık bağlama işlemi yapılamadığının bildirildiği, 506 sayılı Kanun’un 120/2 maddesi ile diğer yasal düzenlemeler ve Yüksek Mahkeme içtihatları dikkate alındığında yaş tashihinin yapılmış olmasının sonuca etkili olmadığı, ilk tescil tarihinden sonra yapılan yaş tashihinin sigorta işlemlerinde ve davacıya yaşlılık aylığı bağlanmasında dikkate alınamayacağı, kurum tarafından yapılan işlemlerin yasa ve içtihatlara uygun olduğu, belirtilen nedenlerle ilk derece mahkemesince davacının davasının reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı herhangi bir yön görülmediğinden, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı Vekilinin Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kurum nezdindeki sigortalılık işlemleri yönünden doğum tarihinin 15.08.1968 olduğunun tespiti ile 15.08.2017 tarihli tahsis talebine göre yaşlılık aylığı bağlanması ve ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile tahsil edilmesine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu 120/2 nci maddesi (Bağ-Kur Kanun’u 66 ncı maddesi), 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun’u 57 nci maddesi.
3.Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…