Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/20008 E. 2022/16680 K. 12.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/20008
KARAR NO : 2022/16680
KARAR TARİHİ : 12.12.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Davacı … vekili Av. … tarafından, davalı … aleyhine 07.09.2020 tarihli dilekçe ile trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine Uyuşmazlık Hakemince yapılan inceleme sonucunda; davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekilinin başvurusu üzerine yapılan itiraz incelemesinde; İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm oluşturulmak suretiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine dair verilen 25.05.2021 tarih ve 2021/İHK-2566 sayılı kararın davacı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmesi üzerine temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya incelendi, gereği görüşüldü.

K A R AR

Davacı vekili; 14.10.2019 tarihinde … poliçesi olmayan karşı araçla, davacının yolcu konumunda olduğu aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralandığını ve %12 oranında malul kaldığını, davalıya başvuru yapıldığını, ancak iletilen maluliyet raporunun değerlendirilmesinin mümkün olmadığının ifade edildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 39.000,00 TL sürekli, 1.000,00 TL geçici iş göremezlik ve 1.000,00 TL faturasız tedavi gideri olmak üzere toplam 41.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 08.12.2020 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 82.446,92 TL sürekli, 13.168,45 TL geçici iş göremezlik ve 1.000,00 TL faturasız tedavi gideri olmak üzere toplam 96.446,92 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; başvuru evrakları arasında Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş sağlık kurulu raporu bulunmadığını, raporun yalnızca adli tıp uzmanları tarafından muayene edilmeksizin düzenlendiği, başvuru şartının yerine getirilmemiş olduğunu, anılan yönetmeliğe uygun yeni bir rapor aldırılması gerektiği, geçici iş göremezlik zararından sorumlu olmadıklarını, kusur tespiti gerektiğini, başvuru tarihinden itibaren faize hükmedilebileceğini beyanla, davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince; sunulan maluliyet raporunun geçerli bir rapor olarak kabul edildiği, karşı araç sürücüsü ilk geçiş hakkını vermemek suretiyle kusurlu olduğundan ayrıca kusur raporu alınmadığı, davacının yaralanmasının sağ diz, ayak ve kalçasından olduğu, kask kullanılması durumunda da bu bölgelerden yaralanacağı, bu bölgeleri koruyan ekipmanların kullanılmasının kanunen zorunlu olmadığı ve müterafik kusur indirimi yapılmadığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile 97.615,37 TL maddi tazminatın 12.08.2020 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı davalı vekili itiraz yoluna başvurmuştur.
İtiraz Hakem Heyetince; davalının itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararı kaldırılarak davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik’i, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik’i, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Davaya konu kazanın gerçekleştiği tarih (14.10.2019) itibariyle 20.02.2019 tarihli Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup, davacının maluliyetinin bu yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gereklidir. Bu yönetmeliğin 2 nolu ek cetveli olan özür oranları cetvelinin “alt ekstremiteye ait sorunlarda özürlülük oranları” başlıklı 3. maddesinde ” … özürlülük hastanın mevcut durumuna göre belirlenmeli, kişi özrünün zaman içerisinde değişebilme ihtimali varsa rapor süreli olarak verilmelidir. Devamlı özürlülük raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmelidir. Alt ekstremitenin sürekli bozukluklarının değerlendirilmesinde anatomik, tanısal ve fonksiyonel yöntemler kullanılır” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak Karadeniz Teknik Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü Adli Tıp Anabilim dalı Başkanlığı tarafından hem Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hem de Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının maluliyet oranı %12 olarak belirlenmiştir. Anılan bu raporun tanziminde 20.02.2019 tarihli Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ekindeki cetveller kullanılarak belirleme yapılması yerinde olmakla birlikte, anılan yönetmeliğe göre alt ekstremiteye ait sorunlara ilişkin düzenlenecek raporlarda son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığının tespiti gerekmektedir.
İtiraz Hakem Heyetince ise, davacının arızasının kas iskelet sistemine ait ortopedik alt ekstremite arızasına ilişkin olup, Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre alt ekstremite bozukluklarında kaza tarihi ile rapor tarihi arasında geçmesi gerektiği öngörülen 12 ay iyileşme süresinin dolmadığı, gerekli unsurları taşımayan sağlık kurulu raporu ile sigorta şirketine başvuru yapılması nedeniyle dava şartının oluşmadığı ve eksikliğin sonradan ikmal edilemeyeceği gerekçesiyle; eksik inceleme ile davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.
Dava şartları, davanın esası hakkındaki yargılamanın devamı için gerekli olan şartlar olup, davanın açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. Bu nitelikleri gereği de eksiklik bulunması halinde tamamlanabilir olup olmadıklarına göre ve 6100 sayılı HMK’nın 114 ile 115. maddelerindeki düzenlemeler kapsamında ele alınmaları gerekir. Davanın esasına girilmesine engel olacak nitelikteki dava şartı eksiğinin giderilmesinin her zaman mümkün olduğu durumlarda, HMK’nın 115. maddenin 2. fıkrası gereği eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilip sonucuna göre karar verilmelidir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; KTK’nın 97. maddesindeki başvuru koşulları arasında kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun rapor ile sigortacıya başvuru koşulunun söz konusu olmadığı, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30/23 maddesinde kanunda hüküm bulunmayan hallerde HMK hükümlerinin sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanacağının, HMK’nın 431. maddesinde hakem heyetinin bilirkişi seçimine karar verebileceğinin düzenlenmiş olmasına göre, İtiraz Hakem Heyetince, davacının tüm tedavi evraklarının dosyaya temini ile yeniden muayenesi de yapılarak, kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde alt ekstremite rahatsızlığı yönünden ilgili yönetmelik hükümleri de dikkate alınarak maluliyet oranının belirlenmesi için yeniden rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 12.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.