Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/17323 E. 2022/17111 K. 19.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/17323
KARAR NO : 2022/17111
KARAR TARİHİ : 19.12.2022

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 9. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki haksız icra takibi ve haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne dair verilen 29.09.2020 günlü karara karşı taraf vekillerinin istinaf başvuruları üzerine yapılan incelemede; davacının istinaf başvurusunun reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve düzelterek esastan yeniden hüküm kurulmak suretiyle maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne dair Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince verilen 05.02.2021 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

K A R A R

Davacı vekili; müvekkilinin davalıya ait işyerinde işe başlarken kendisine zimmetli bulunan araç sebebiyle alınan teminat senedinin, davacının işten çıkarılmasından sonra diğer çalışanların açtıkları davalarda tanıklık yapması üzerine doldurularak takip başlatıldığını, davacının aracının, ev eşyalarının muhafaza altına alındığını, açtıkları menfi tespit davasında senetten dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, bu süreçte verdiği hukuk mücadelesinde masraf yaptığını, ev eşyalarının haczedilerek muhafaza altına alındığını, haczedilen aracını kullanmasının kısıtlandığını, bu nedenle aracın değer kaybına uğradığını, aracı kullanamadığı döneme ilişkin gelir kaybının bulunduğunu; manevi zarara uğradığını belirterek 50.000,00 TL manevi tazminatın 08/06/2015 tarihinden itibaren, 9.452,70 TL maddi tazminatın dilekçesinde belirttiği tarihlerden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, belirsiz alacak olarak 100,00 TL araç değer kaybı ve 100,00 TL aracın kullanılmaması nedeniyle oluşan gelir kaybının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin oğlunun arkadaşı olması nedeniyle davacının işe alındığını, evlenecek olan davacıya borç para ve altın verilip karşılığında senet alındığını, borcun ödenmemesi nedeniyle hukuki hakların kullanıldığını, yediemin deposuna kaldırılan koltuk takımına ilişkin sorumluluğun yediemin deposuna ait olduğu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince; davacı tarafından açılan davada teminat olarak alınan bonodan dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine dair verilen hükmün kesinleştiği, haksız icra takibi ve haksız hacizden kaynaklı olarak davacının vekalet ücreti, dava masrafı, yediemin vb ücretler ödemek zorunda kaldığı, muhafaza altına alınmayan ve davacı tarafından kullanılmaya devam edilen araç yönünden gelir ve değer kaybının bulunmadığı gerekçesiyle; davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile 7.462,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, 09/11/2020 tarihli ek karar ile de davacının faiz talebi yönünden HMK’nın 305/A maddesi uyarınca hükmün tamamlanmasına karar verilmiş; taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; araca haciz konulmuşsa da muhafaza işleminin yapılmadığı gözetilerek araca ilişkin değer ve gelir kaybına yönelik taleplerin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, davacının kendi vekili ile yaptığı ücret sözleşmesi uyarınca ödediği vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, muhafaza altına alınan mobilyalara ilişkin zararın ispatlanamadığı, davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin yerinde olduğu gerekçesiyle; davacının istinaf başvurusunun reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin asıl kararının kaldırılmasına, HMK’nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile 327,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş 05.04.2021 tarihli ek karar ile ilk derece mahkemesince 09.11.2020 tarihli ek kararın verilmesi nedeniyle davacının faize yönelik tamamlama talebi yönünden yeni bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK’nın 355 inci maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Dava, haksız icra takibi ve haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkeme kararlarında hükmün nasıl oluşturulacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesinde detaylıca açıklanmıştır.
Yine, istinaf incelemesi sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi kararının neleri içereceği ve hükmün nasıl oluşturulacağı (6100 sayılı Kanun’un 297 inci maddesine koşut şekilde) 359 uncu maddede düzenlenmiş ve özellikle 2. fıkrada;
“Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir….” hükmüne yer verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; Bölge Adliye Mahkemesi davalının istinaf başvurusunu kısmen kabul ederek, ilk derece mahkemesi kararını kaldırmak suretiyle HMK nın 353/1-b.2 hükmü uyarınca düzelterek yeniden hüküm kurmuş, ancak davacının faiz talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar vermemiş; 05.04.2021 tarihli ek karar ile İlk Derece Mahkemesince verilen 09.11.2020 tarihli ek kararın taraflar yönünden usulen kesinleştiği gerekçesiyle,
davacının faize yönelik 30.03.2021 tarihli tamamlama talebi yönünden yeni bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı Kanun’un 27. maddesi ile 305/A maddesinde düzenlenen hükmün tamamlanması, hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, hükümdeki bu eksikliğin tamamlanması amacıyla kabul edilmiş olup; HMK’nın 306. maddesinin 304. maddesine atfı nedeniyle tamamlanan mahkeme kararları, asıl karardan bağımsız olmayıp onun bir parçasıdır.
HMK’nın 353/1-b.2 maddesinde yer alan “Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verilir” düzenlemesi uyarınca, davanın hangi kısmı ile ilgili olursa olsun, istinaf isteminin kısmen bile kabulüne karar verilecek olsa dahi, şayet yeniden hükmü kurulacak ise, İlk Derece Mahkemesi kararının tamamen kaldırılması ve tüm hükümlerin yeniden kurulması gerekir. Bölge Adliye Mahkemeleri bir yandan hukuki denetim yapan mahkemeler iken diğer yandan vakıa incelemesi de yapan mahkemelerdir. İlk Derece Mahkemelerince yapılan vakıa incelemesi Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yerinde bulunmadığı takdirde İlk Derece Mahkemesi kararı bütünüyle ortadan kaldırılmalı ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde yeniden bir hüküm kurulmalıdır. Aksi halde, aynı dosyada infazı kabil birden fazla kararın ortaya çıkması tehlikesine ve HMK’nın 297 ile 359. maddelerine aykırı olarak infazda tereddüde sebebiyet verilebilecektir.
Somut olaya gelince; Bölge Adliye Mahkemesince yerinde görülmeyerek kaldırılan ilk derece mahkemesi kararından sonra davanın esası hakkında yeni bir karar verildiği ve ilk derece mahkemesinin verdiği tamamlama kararı asıl karardan bağımsız olmadığı halde, ilk derece mahkemesince hükmün tamamlanmasına yönelik ek karar verildiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığı gerekçesiyle davacının faiz talebi hakkında hüküm tesis edilmemesi doğru olmamış, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu yönden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 19.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.