YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7221
KARAR NO : 2023/4207
KARAR TARİHİ : 06.07.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/639 Esas, 2020/204 Karar
HÜKÜM : Kabul
KARAR DÜZELTME İSTEYEN : Davacı vekili
Taraflar arasındaki alacak ve menfi tespit davasında yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankanın Ege Özel Bankacılık Şube Müdürü ve çalışanlarının ısrarı ile bankanın İzmir-Hatay şubesinde hesap açtırıp para yatırdığını, banka çalışanlarının yönlendirme ve ikna edici beyanları üzerine hesaptaki paranın tükendiğini, yapılan işlemler sırasında müvekkilinin uyarılmadığını, bankacılık kurallarına uyulmadığını, müvekkilinin menfaatlerinin gözetilmediğini iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 20.000,00 TL’nin 04.08.2011 tarihinden itibaren işleyen avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalı bankaya 43.203,92 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından yapılan tüm işlemlerin imzalanan sözleşme ve davacının verdiği talimatlar doğrultusunda yapıldığını, davacının 2009 yılından itibaren özel bankacılık hizmetlerinden yararlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bozma ilamından sonra alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında belirtilen hesaplama yöntemi, raporun konusunda ehil ve yetkin kişiler tarafından hazırlanmış olması, esasen hazırlanan ek raporun içerikleri dikkate alındığında davacının ana para zararının 340.000,00 TL olduğu yönündeki hesaplamaya itibar edildiği, bu suretle son bilirkişi kurulunun on sayfalık birinci ek raporunda açıkladığı üzere davalı bankanın telefonla yaptığını beyan ettiği teminat tamamlama çağrısı olarak açıklanan görüşmelerin içeriğinin teminatı tamamlama çağrısını içermediği, kesin bir tutarın getirilmesi için davacıdan bu yönde talepte de bulunulmadığı ve aksine bir durumun ise ortaya konulamadığı dikkate alındığında ana para tutarından davalı bankanın sorumluluğunun mevcut olduğu, son bilirkişi kurulu raporu ve uzman kişi görüşü de dikkate alındığında davalı banka tarafından icra edilen opsiyon işlemlerinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 4 üncü maddesinin (i) bendinin bankalara verdiği yetki kapsamında olduğu, dava konusu opsiyon işleminin SPK mevzuatı hükümlerine tabi olmadığı, davalı bankanın basiretli bir tacir ve yine bir güven kurumu olması itibari ile özen yükümlülüğünü yerine getirmediği, davacının belirtilen miktar tutarında davalıdan ana para alacağının olduğu kabul edilmekle artık davacının davalıya borçlu değil davalıdan alacaklı olduğunu kabul etmek gerektiği, buna göre davacının, davalı bankanın talep ettiği 43.203,92 TL miktar yönünden davalı bankaya borçlu bulunmadığı, davacı vekilinin 24.10.2016 tarihli dilekçesi ile talebini açıklayıp harç eksikliğini gidermesinden sonra 24.06.2019 tarihli dilekçesi ile 15.602,22 TL faiz alacağı hakkında dahi hüküm oluşturulmasını talep ettiği, ancak bozma kararından sonra ıslah yapılmasının mümkün olmadığı, bu hususta karşı tarafın açık muvafakatı bulunmadığı gerekçesiyle asıl talebe konu 340.000,00 TL alacağın 04.08.2011 tarihinden itibaren Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı ile davalı arasında yapılan 04.03.2011 ile 01.03.2012 gözlem dönemini kapsayan “opsiyon sözleşme teyid form” başlıklı operasyon sözleşmesinden kaynaklanan ve bankacılık işlemleri nedeniyle davalı bankanın davacıdan talep ettiği 43.203,92 TL miktar yönünden, davacının davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, davacı vekilinin “dava tarihine kadar işlediği belirtilen ve işlemiş faiz kısmı ile ilgili 24.06.2019 tarihli dilekçesinde açıkladığı 15.602,22 TL miktar faiz alacağı hakkında usule uygun bir ıslah veya açık muvafakat bulunmadığından bu miktara ilişkin talebin yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Yargıtay Kararı
Dairenin 02.06.2022 tarih, 2020/7562 E. ve 2022/4396 K. sayılı kararıyla, türev işlemleri çerçeve sözleşmesinde davalı bankaya yapılan işlemlere ilişkin bir hak tanındığı, işlemler konusunda herhangi bir zorlamanın söz konusu olmadığı gözetilerek tüm deliller hep birlikte değerlendirilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı vekili karar düzeltme dilekçesinde özetle, kararın istinafa tabi olduğunu, temyiz incelemesi yapılmasının hatalı olduğunu, Türev İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi ve özellikle 4.3 (g) ve 4.3 (h) hükümlerinin, dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, banka lehine zayıf tarafı kelepçelediğini, opsiyon işlemiyle örtüşmeyen çelişkili hükümler içerdiğini, risk bildiriminin geçersiz olduğunun, teminat tamamlama bildiriminin usulüne uygun yapılmadığının bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, opsiyon işlemini bankanın kendi kendine kapatamayacağını belirterek bozma kararının kaldırılarak kararın onanmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalı bankadaki hesabında bulunan paranın, davalı banka çalışanlarının yönlendirmesi ve ikna edici beyanlarıyla türev piyasalarda yapılan bir takım kusurlu işlemler sonucu tükendiği iddiasıyla uğranılan zararın davalı bankadan tahsili ve bankaca talep edilen 43.203,92 TL nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin karar düzeltme isteminin 1086 sayılı Kanun’un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE,
Aşağıda yazılı bakiye 206,80 TL karar düzeltme ret harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun’un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 1.581,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine,
06.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.