YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/11165
KARAR NO : 2010/13507
KARAR TARİHİ : 26.04.2010
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmama” koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun oluşan kanaat ve takdirine göre, sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirinin ne şekilde uygulanacağı, süresi ve bu hususta karar verecek merci 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 108. maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 5. fıkrası ile tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde koşullu salıvermeye ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir.
Bu nedenlerle denetimli serbestlik tedbirinin süresinin infaz aşamasında 5275 Sayılı Kanun hükümleri uyarınca belirlenmesinin gerektiği gözetilerek 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin 6. ve 7. fıkraları uyarınca hükmolunan cezanın mükerirlere özgü infaz rejimine çektirilmesine ve hükümlü hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesiyle yetinilmesi gerekirken infazı kısıtlar biçimde cezanın infazından sonra 2 yıl denetimli serbestlik uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 1412 Sayılı CMUK’nın
321.maddesi gereğince BOZULMASINA,ancak bu aykırılığın aynı kanunun 322.maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan;
“Mükerrir hakkında cezanın infazından sonra 2 yıl denetimli serbestlik uygulanmasına” ilişkin bölümlerin hükümden çıkartılmasına ve 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin 6. ve 7. fıkraları uyarınca hükmolunan cezanın mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hükümlü hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, karar verilmek suretiyle;
Diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
26.04.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY: Sanığın tekerrüre esas sabıkası 6136 sayılı Yasanın 13/1 maddesine aykırılıktan 142.365.000 lira ağır para cezasıdır.
Tekerrürün en önemli sonucu, 5237 sayılı TCK.nun 58.maddesinin 3.fıkrasında “tekerrür halinde sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezasıyla adli para cezası öngörülmüşşe hapis cezasına hükmolunur” hükmüdür.
Bu hükümle hakime tanınan takdir yetkisi kaldırılmış ve hapis cezasını seçme zorunluluğu getirilmiştir.
TCK.nun 50/2.maddesi hükmünün mükerrirler için uygulanması mümkün değildir.
Bu düzenlemeler değerlendirildiğinde; sanık hakkında mükerrir olması nedeniyle uygulanan maddede seçenek olarak öngörülen yaptırımlardan hakimin tercih hakkı bulunmadığından zorunlu olarak hapis cezasına hükmedilmiş olması karşısında, bu cezanın koşulların bulunması durumunda aynı Kanunun 50/1.maddesinde yazılı seçenek yaptırımlardan birisine çevrilmesine yasal bir engel bulunmamaktadır.
Anayasanın 141.maddesi; Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır, hükmünü amirdir.Mahkemece kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde açık olması ve Yargıtay’ın bu işlevi yerine getirmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekmektedir.
Mahkeme, sanık hakkında kurduğu hükmün beşinci fıkrasında “TCK.nun 50/1.maddesi ve 58.maddesi gereğince sanığın tekerrüre esas sabıkasının olduğu göz önüne alınarak sanığa verilen hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına” karar vermek suretiyle mükerrir olmayı adli para cezası ya da önlemlerden birine çevrilmesine yasal bir engel olarak görmüştür.
Açıklanan nedenlerle, somut olayda; seçenekli cezalardan kısa süreli hapis cezasına tekerrür nedeniyle zorunlu olarak hükmedildiğinden bu cezanın yasada aranan diğer koşullar bulunduğunda adli para cezası ya da seçenek önlemlerden birine çevrilmesine yasal bir engel bulunmadığı halde yasal engel bulunduğu belirtilerek bu durum değerlendirilmeden tayin olunan kısa süreli hapis cezasının, seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bu nedenle bozulması gerektiği düşüncesindeyim.