YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/17546
KARAR NO : 2023/650
KARAR TARİHİ : 22.02.2023
T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/181 E. 2020/807 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
gereğince verilen kararın niteliği dikkate alınarak yazılmamıştır.
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
müdafi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulundukları, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz taleplerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.12.2019 tarihli 2019/298 Esas ve 2019/421 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesi ikinci fıkrası (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2.Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 06.07.2020 tarihli 2020/181 Esas ve 2020/807 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 23.02.2022 tarihli ve bozma görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A- Sanık müdafi temyiz dilekçesinde özetle; Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi kararının usule ve temel hukuk kurallarına aykırı olduğundan aleyhte yönleriyle temyiz ettikleri ve sanık hakkında kurulan beraat kararına katılmakla birlikte, dosya içeriğinden yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin açıkça anlaşılıyor olmasına rağmen, sanık hakkında beraat kararı verilirken CMK’nın 223/2-a veya b maddeleri kapsamında hüküm kurulmayıp, CMK’nın 223/2-e maddesince hüküm kurulmuş olmasına itiraz ettiğini, daire kararının bu yönüyle bozulmasını talep ettiklerine ilişkindir.
Sanık müdafi temyiz talebinde bölge adliye Cumhuriyet savcısının aleyhe temyiz talebinin haksız ve dayanaksız olduğundan reddini talep etiklerini belirtmişlerdir.
B- Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir Türkiye Teknik Elemanlar Vakfı’na bu yönünü bilerek üye olduğu, tanık E.E’ in beyan ve teşhislerine göre sanığın örgüt üyesi olmayan kimsenin dışarıdan harici olarak katılamadığı, her ne kadar belli bir sürece kadar legal görünümle dini saiklerle yapılmış olsa da sonrasında aslında örgüte dair kararların alınıp, talimatların hiyerarşik bir silsilede aktarıldığı, maddi yönden örgütün ihtiyaçlarını karşılamak için himmet, burs, yardım adı altında paraların toplandığı, katılan sorumluların ve imamların ifşa olmamak için kod isimler kullandığı sohbet adı altında yapılan toplantılara 17 – 25 Aralık süreci öncesinde katıldığı,
Örgüt liderinin örgütün finans kurumu olarak bilinen … Katılım Bankasının içine düştüğü mali sıkıntıdan kurtarılması amacıyla mensuplarına bu bankaya para yatırılması ve kurumsal bünyesinin güçlendirilmesi yönünde talimat verdiği tarihten sonra adı geçen bankada 29.01.2014 tarihinde 90 … vadeli 7000 TL, 27.02.2014 tarihinde 35 … vadeli 8505 TL, 09.05.2014 tarihinde 6100 TL’lik katılım hesapları açtığı tespit edildiği,
sanığın eyleminin örgüte yardım etme suçunu oluşturduğu ve sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken sanık hakkında CMK’ nun 223/2-e maddesince beraat kararı verilmesi ve bu karara karşı sanık aleyhine gidilen istinaf talebinin Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından esastan reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; sanığın Türk Telekomda çalıştığı, sanığın örgüt içi haberleşme programlarını kullandığına dair herhangi bir tespitin olmadığı, sanığın örgüte müzahir Türkiye Teknik Elemanlar Vakfına üye olduğu, sanığa ait Bank … hesap hareketleri incelendiğinde; … Katılım Bankasında hesap açılış tarihinin 29.01.2014 olduğu, bu hesap üzerinden aynı tarihte 90 … vadeli 7.000,00 TL’lik, 27.02.2014 tarihinde 35 … vadeli 8.505,00 TL’lik katılım hesapları açtığı, 09.05.2014 tarihinde de hesabına 6.100,00 TL para yatırdığı, 03.09.2014 tarihinde de hesabını kapattığı, sanık savunmalarında özetle; Bank … hesabını faizsiz bankacılık hassasiyeti olduğundan dolayı açtırdığını, Bank … hesabını kapattığı … Kuveyt Türk’te hesap açtırdığını ve parasını bu hesaba aktardığını, talimatla para yatırmadığını, Türkiye Teknik Elemanlar Vakfına üye olmadığını ancak çalışmış olduğu Telekom şirketinin kendisini eğitim için bir iki kez bu vakfın düzenlediği seminere gönderdiğini, tanık E.E. beyanında özetle “sanığın Fetö ile bağlantılı sohbetlere katıldığını, sanığın arkadaşı olduğunu, sanığın fırsat buldukça toplantılara katıldığını zira manevi bağlar ile hareket eden bir kişi olduğunu, sanığın hiçbir zaman mütevelli olmadığını, sadece sempatizan olduğunu” beyan ettiği, sanığın talimatla alınan tanık beyanlarını kabul etmediği, tanık beyanlarının sanığın dini sohbet adı altındaki toplantılara katılmak şeklinde eylemde bulunduğuna dair olduğu, örgütsel faaliyet kapsamında aleyhe bir beyan olmadığı, ayrıca sanığın Bank … hesap hareketlerine yönelik savunması bir bütün halinde incelendiğinde, sanığın savunmalarının hayatın olağan akışına uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği, yine sanığın Bank Asyada hesap açma tarihinin 29.01.2014 olduğu, sanığın katılım hesapları açtığı ancak söz konusu hesapları vadeleri dolmadan kapattığı ve dosyada yer alan dekonttan da anlaşılacağı üzere aynı … faizsiz bankacılık yapan Kuveyt Türk Bankasına parasını yatırdığı, bu işlemlerin sanığın faizsiz bankacılık konusundaki savunmalarını destekler mahiyette olduğu, bu sebeple sanığın örgütün talimatı ile Bank Asyaya para yatırdığı hususunun sabit olmadığı, ayrıca tanığın beyanlarında sanığın sadece dini içerikli sohbetlere katıldığının beyan edildiği, tüm bu hususlar birlikte dikkate alındığında sanığın terör örgütü üyeliğini gösterir şekilde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerinin tespit edilemediği, sanığın eylemlerinin örgüte sempati düzeyinde kaldığı, bu eylemlerinin terör örgütü üyeliği yahut örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte yardım olarak değerlendirilemeyeceği, bu nedenle sanığın savunmasının aksine FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğuna yönelik cezalandırılmasına yeterli her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşıldığından şüpheden sanık yararlanır evrensel hukuk kuralı gereğince sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan delillerin, hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığına, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından, istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280).
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
b) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF’ye devredilen ve 22.07.2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 107 inci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş’ de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebilecektir.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, … Katılım Bankası A.Ş. Nezdinde 29.01.2014 tarihinde açtığı, 03.09.2014 tarihinde kapattığı hesaptaki mutad bankacılık işlemleri dışında örgüte yardım kastıyla hareket ettiğine ilişkin kesin ve inandırıcı delil elde edilememiş olmasına nazaran, müsnet suçun sanık tarafından işlendiğinin ispat edilemediğinin ilgili ve yeterli gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamış, tebliğnamedeki sanığın değişen suç vasfı itibariyle silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan mahkumiyetine hükmedilmesini talep eden görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 06.07.2020 tarihli ve 2020/181 Esas, 2020/807 sayılı Kararında sanık müdafince ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.02.2023 tarihinde karar verildi.