Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/887 E. 2023/2676 K. 02.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/887
KARAR NO : 2023/2676
KARAR TARİHİ : 02.05.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı (iki kez)
2015 Şubat – Kasım (mağdure … …)
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine verilen hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarlarına göre 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.03.2017 tarihli ve 2016/71 Esas, 2017/51 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a) Mağdure …’e yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (d) ve (e) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

b) Mağdure … …’ya yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (d) ve (e) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 29.09.2017 tarihli ve 2017/1517 Esas, 2017/1620 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik …, Antalya Barosu, mağdure … … vekilinin istinaf istemlerinin 5271 sayılı Kanunun 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve aynı kanunun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca kesin olmak üzere reddine, sanık müdafi, katılan Bakanlık vekili ve katılan … vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Antalya Bölge Adliyesi Mahkemesi 7. Ceza Dairesi kararının, sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 29.01.2019 tarihli ve 2018/8024 Esas, 2019/525 Karar sayılı kararı ile “İlk derece mahkemesi tarafından değerlendirmede sanığın, değişik tarihlerde öğrencisi olan mağdurelere yönelik hangi eylemleri gerçekleştirdiği ayrı ayrı belirtilmeksizin, gerekçeli hükümde yer alan her iki mağdureye karşı farklı zamanlarda öpmek ve kucağına oturtmak suretiyle işlediği fiillerin sarkıntılık düzeyini aştığına ilişkin kabulün dosya içeriğiyle uyumlu olmaması karşısında sanığın, her bir mağdureye yönelik değişik tarihlerde gerçekleştirdiği sabit görülen fiilleri ile bunların hukuki nitelendirmelerinin ayrı ayrı yapılması suretiyle delillerle sonuç arasında bağ kurularak ulaşılan kanaatin belirtilmesi gerektiği halde kararda bu hususların CMK’nın 230. maddesine aykırı olacak şekilde bulunmaması nedeniyle aynı Kanunun 289/1-g. maddesinde belirtilen kesin hukuka aykırılık halinin oluştuğu gözetilerek ilk derece mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde vaki başvurusunun esastan reddedilmesi” nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrasına göre bozulmasına karar verilmiştir.

4. Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin, 31.10.2019 tarihli ve 2019/661 Esas, 2019/2207 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;

a) Mağdure …’e yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (d) ve (e) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

b) Mağdure … …’ya yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (d) ve (e) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Eylemlerin hiçbir şüpheye yer bırakmaksızın ispatlanmadığına, mahkeme tarafından eylemler hem sabit olduğu kabul edilip hem de dosyada ki tek delil olarak kabul edilen mağdur … tanık beyanlarının eylemleri kısmen doğruladığının söylenmesinin çelişki oluşturduğuna, eylemin sabit olmadığına, tanık ifadelerinin olayı doğrulmadığına, mağdure …’ün annesi …’nin çocuğunun hırsızlıkla suçlanmış olduğu zannıyla sanığa beslediği husumetle suç isnadında bulunduğuna ve bu hususta çocuğunu kullandığı gibi kendi çocuğunun yanında komşusunun çocuğunu da kullandığına, dosya kapsamında sanığın atılı suçları beslediği husumetle suç isnadında bulunduğuna ve bu hususta çocuğunu kullandığı gibi kendi çocuğunun yanında komşusunun çocuğunu da kullandığına, dosya kapsamında sanığın atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin, inandırıcı bulunmadığına, şüpheden sanığın yararlanacağına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği
Sanığın 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

C. Katılan … ve Mağdure Vekillerinin Temyiz İsteği
Eylemlerin sarkıntılık düzeyini aştığına, temel cezanın alt sınıra yakın şekilde 4 yıl olarak belirlenmesi ve koşulları oluşmadığı halde sanık lehine 1/6 oranında indirim uygulanmak suretiyle sonuç cezanın belirlenmesinin usul, yasa ve hakkaniyete aykırı olduğuna, cezanın alt sınırının 5 yıl olduğuna, eksik ceza tayin edildiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. Katılan Mağdure … … Yönünden
Sanığın olay tarihlerinde 8-9 yaşlarında olan mağdur küçüklerin sınıf öğretmeni olduğu, mağdurelerden … …’yı 2015 yılı Şubat ayından aynı yılın Kasım ayına kadar olan eğitim öğretim dönemi içerisinde sınıfın boş olduğu, tenefüslerden ziyade özellikle beden eğitim derslerinde yada öğle yemeği aralarında sınıf içerisinde kapıya içeriden dayanmak suretiyle yada sandalye koyarak kapının aniden açılmasını engelledikten sonra adı geçen mağdureyi dudaklarından öptüğü, ön ve arka cinsel bölgelerine kıyafetleri üzerinden dokunduğu, eylemlerini süreklilik arz etmeyecek şekilde kesik kesik gerçekleştirdiği, bu şekildeki eylemlerini 2015 yılı Şubat-Kasım arasındaki eğitim öğretim dönemi içerisinde değişik zamanlarda sürdürdüğü anlaşılmıştır.

B. Katılan Mağdure … Yönünden
Diğer mağdure …’ün de aynı sınıfta öğrenci olup … … ile arkadaş olduğu, sanığın 2015 yılı Eylül – Kasım ayları içerisinde yine aynı yöntemlerle sınıf içerisinde mağdure …’ü dudaklarından öptüğü, cinsel organlarına kıyafet üzerinden dokunduğu, kendisini öpmesini istediği, öperken mağdurun kolunu boynuna doğru uzattırdığı, “Güzel mi, yapayım mı” diye mağdureye sorduğu, mağdureye dilini öptürdüğü, olay öncesi iki mağdure de beraber ise diğerini gözleme alması için sınıftan gönderdiği, bu şekildeki eylemlerini değişik zamanlarda tekrar ettiği, mağdurların durumu velilerine anlatmaları üzerine okul değişikliği yaptıkları, tanıklar …. ve ….’nın cinsel davranışlara yönelik eylemleri kısmen doğruladıkları, diğer tanıkların görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, İlk Derece Mahkemesinin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdiriyle anılan hükme ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı nazara alındığında yerinde görülmeyen sair temyiz itirazları reddedilmiştir.

2. Ancak olay tarihinde okulda mağdurelerin sınıf öğretmeni sıfatıyla görev yapan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi uygulanarak cezada artırım yapılması gerekirken şartları bulunmadığı halde aynı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi hükmüne göre de uygulama yapılması kanuna aykırılık oluşturduğu gibi, sanık hakkında sübuta eren eylemlerinden dolayı ceza belirlenirken 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesine aykırılık oluşturacak şekilde yetersiz gerekçe ile teşdit hükmü uygulanarak alt sınırdan uzaklaşılması hukuka aykırılık bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Erzurum Bölge Adliye Mahkemesinin, 31.10.2019 tarihli ve 2019/669 Esas, 2019/2207 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca takdîren Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.05.2023 tarihinde karar verildi.