Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/11371 E. 2023/3040 K. 11.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11371
KARAR NO : 2023/3040
KARAR TARİHİ : 11.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.10.2012 tarihli ve 2012/703 Esas 2012/820 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 43 üncü maddesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 20 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.10.2012 tarihli ve 2012/703 Esas 2012/820 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 10.05.2016 tarihli ve 2014/4313 Esas, 2016/4755 Karar sayılı kararı ile “…Sanığın onsekiz yaşından büyük olduğu ve genel ahlakın gerekli kıldığı hallerde 5271 sayılı CMK’nın 182/1. maddesi uyarınca verilen kapalılık kararı ile ancak duruşmanın tamamının veya bir kısmının kapalı yapılabileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasının amir hükmüne göre ise hükmün zorunlu olarak aleni duruşmada açıklanması gerektiği nazara alınmadan hükmün gizli tefhim edilmesi,…” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.10.2016 tarihli ve 2016/393 Esas, 2016/605 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 43 üncü maddesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 20 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

4. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.10.2016 tarihli ve 2016/393 Esas, 2016/605 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 29.03.2021 tarihli ve 2017/278 Esas, 2021/2446 Karar sayılı kararı ile “…Sanığın üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçunu düzenleyen 5237 sayılı TCK’nın 103/1. maddesinde 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda değişiklik yapan 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrası öngörülen cezanın üst sınırı itibarıyla davaya bakma, delilleri değerlendirme ve suç vasfının tayini ile buna göre lehe kanunu belirleme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek 5235 sayılı Kanunun 12 ve 5271 sayılı CMK’nın 4. maddeleri uyarınca görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılanmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,…” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

5. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.09.2021 tarihli ve 2021/157 Esas 2021/169 Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilerek dosya ağır ceza mahkemesine gönderilmiştir.

6. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.05.2022 tarihli ve 2021/298 Esas, 2022/151 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi ve 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin sonuncu cümlesi uyarınca 3 yıl 20 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanığın Temyiz İsteği Özetle
Kararı temyiz ettiğine, dosyadaki mahkeme tutanaklarında yazılı olduğu biçimde ifadesini anlattığına, savunmasında suçu kabul etmediğine, müşteki şikayetçi olmadığı halde mahkumiyet kararı verildiğine, atılı suçun takibinin şikayete bağlı olduğuna, şikayet şartının gerçekleşmediğine ve kamu davasının düşürülmesi yerine mahkumiyet kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, daha önceden sabıka kaydı olduğundan dolayı ceza verildiğine, kararın kaldırılması talebine ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Özetle
Kararının hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğuna, müvekkilinin üzerine atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, müvekkilinin suç işleme kastının bulunmadığına, eylemlerin kardeş sevgisiyle herhangi bir cinsel saik olmaksızın gerçekleştirilen eylemler olduğuna, mağdurenin abisi ile arasında olan husumet sebebiyle abisine karşı ağır isnatlarda bulunduğuna, dosya kapsamında dinlenen tek delil olan tanığın beyanlarında da bu durumun ispatlandığına, tanığın “Olay tarihinde oğlum olan sanığın kızım …’ye yönelik cinsel istismar oluşturacak herhangi bir davranışını ben görmedim. Oğlum, kızımı dövüyordu. Kızım bu sebeple o tarihlerde yalan söylemiş olabilir. Oğlumun bu suçu işlediğini görmedim.” şeklindeki beyanında mağdureyle sanık arasında husumet olduğunu ve de sanığın suça konu eylemlerine şahit olmadığını ifade ettiğine, dosya kapsamında mağdurun beyanı dışında sanığın üzerine atılı suçu işlediğine yönelik kesin, inandırıcı ve somut hiçbir delil ve beyan bulunmadığına, öncelikle üzerine atılı suçu işlemediğinden sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin gözetilmesi gerektiğine, temyizin kabulüyle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Mahkemece tüm dosya kapsamı değerlendirilerek, sanıkla mağdurenin kardeş olup aynı evde kaldıkları, sanığın mağdure dokuz on yaşlarında iken elle özel bölgelerine dokunup okşadığı, askere gidene kadar mağdureye karşı eylemlerini aynı şekilde devam ettirdiği, sanığın pantolununu indirip cinsel organını mağdureye göstererek yalamasını istediği ancak mağdurenin korkarak kaçtığı, sanığın mağdureyi çekyat üzerine yatırıp üzerindeki elbiseleri çıkartmaya çalıştığı, mağdureye “Seninle birlikte olmak istiyorum, seni öpmek istiyorum, sadece öpeceğim birşey olmayacak” dediği ve aynı zamanda cinsel amaçla dokunarak istismarına devam ettiği, mağdurenin 22.07.2007 tarihinden önce on beş yaşından küçük olduğu, sanığın askere gittiği 2007 yılı Şubat ayına kadar mağdureye karşı eylemlerine devam ettiği, sanığın askerlik hizmetini yerine getirdikten sonra mağdureye yönelik herhangi bir cinsel istismar teşkil edecek davranış sergilemediği ancak; mağdureye sürekli olarak “Seni öpmek istiyorum, seninle birlikte olmak istiyorum” şeklinde sözler sarf ettiği, en son olarak mağdurenin cep telefonunu alarak kullanmasına engel olması üzerine mağdurenin Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğünün 183 nolu hattını arayarak ihbarda bulunması şeklinde intikal eden olayda sanığın üzerine atılı suçtan cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

2. a) Sanığın kollukta alınan ilk ifadesinde suçlamaları kabul ettiği, … 1. Sulh Ceza Mahkemesinde(kapatılan) alınan sorgu beyanında da kardeşine yönelik iddia edilen eylemleri işlediği yönünde ikrar içeren savunmalarda bulunduğu, … 2. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sanığın alınan savunmalarında üzerine atılı suçlamayı ikrar ettiği gözetilerek görevsizlik kararı sonrası mahkemede alınan savunmasında da önceki savunmalarının doğru olduğunu kabul ederek kız kardeşinin özel bölgelerine dokunduğunu hatırlamadığı yönündeki beyanları ile kaçamaklı savunmalarda bulunduğu kabul edilerek,
b) Mağdurenin mahkemece alınan beyanları ve önceki aşamalarda alınan beyanlarının birbiri ile tutarlı, samimi ve inandırıcı beyanlar olması hususu ve sanığın da aşamalarda alınan ikrar içeren savunmaları bir bütün halinde değerlendirilip aile içi cinsel istismara maruz kalan mağdurenin öz kardeşi olan sanığa karşı iftira atmasını gerektiren makul ve mantıklı bir sebep bulunmadığı, mağdurenin namusunu ortaya koyacak derecede yalan söylemesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğu dikkate alınarak mağdurun beyanlarına itibar edilerek,
c) Yargıtay bozma ilamı öncesi mağdurenin şikayetinden vazgeçerek beyanlarını değiştirmiş ise de aile içinde hissettiği baskı nedeniyle mağdurenin şikayet ve iddiasından vazgeçtiği, sonraki aşamalarda mağdurenin evlilik gerçekleştirmesi neticesinde ailesinin yanından ayrıldığı ve böylece ailesinin kendisine iddialarından vazgeçmesi için uygulandığı baskıdan da uzaklaşmış olduğu ve mağdurenin sanığın kendisine karşı cinsel istismar kabul edilecek eylemeleri gerçekleştirdiğine yönelik beyanlar da bulunarak ilk aşamadaki beyanlarının da doğru olduğu yönünde beyanda bulunduğu, mağdurenin iddialarının doğru olmadığı yönünde beyanda bulunmuş olmasının olayın aile içi olması ve ailesinin uyguladığı baskıdan kaynaklanmış olduğu, sanığın yargılama süresindeki gözlemlenen durumu ve kaçamaklı ifadeleri birlikte değerlendirilerek,
d) Suç tarihinde yürürlükte olan maddenin sonraki düzenlemelere göre sanık lehine sonuç doğurduğu gözetilerek,
Hüküm kurulduğu görülmüştür.

IV. GEREKÇE
1. Dosya içeriğine göre suç tarihinin 2007 yılı Şubat ayı ve öncesi olduğu belirlenmesine rağmen karar başlığına 25.05.2012 olarak yazılması mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak görülmüştür.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından yukarıda eleştirilen husus dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.05.2022 tarihli ve 2021/298 Esas, 2022/151 Karar sayılı kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.05.2023 tarihinde karar verildi.