YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/25440
KARAR NO : 2023/3272
KARAR TARİHİ : 18.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.03.2020 tarihli ve 2017/463 Esas, 2020/90 Karar sayılı kararı ile;
a) Sanık … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 61 inci maddesinin yedinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) ve (f) bentleri, 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 6 yıl 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
b) Suça sürüklenen çocuk … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 08.03.2021 tarihli ve 2020/889 Esas, 2021/380 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 12.10.2021 tarihli ve 14-2021/67767 sayılı, temyiz ret ve onama görüşlü Tebliğname ile Dairemize tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık ile suça sürüklenen çocuğa atılı suçların sabit olduğuna, indirim hükümleri uygulanmaksızın üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine ve kurum lehine vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Mağdurenin aşamalardaki ifadelerinin soyut ve çelişkili olduğuna, inceleme dışı suça sürüklenen çocuk …’in mağdurenin ailesi tarafından yüksek ceza alacağı yönündeki tehditleri sonucunda sanık aleyhine beyanda bulunduğuna, şikayetin geç yapıldığında, mağdureye ait ceninden alınan DNA ile sanığın DNA’sı karşılaştırıldığında mağdurenin sanıktan hamile olmadığının rapor ile sabit olduğuna, sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair somut deliller bulunmadığına ve beraati gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, olay tarihinde katılan mağdure, sanık … ve inceleme dışı suça sürüklenen çocuk …’in birlikte MTK denilen bir yere gittikleri, birlikte alkol aldıkları, sanığın mağdureye onu sevdiğini söylediği, mağdurenin erkek arkadaşının olması nedeniyle olumsuz yanıt verdiği, …’in sanığı uyarması üzerine, sanığın ele geçirilemeyen silahını çıkartıp doğrultarak karışmamasını istediği, olanlardan korkan mağdurenin olay yerinden kaçmaya çalıştığı, ancak sanığın onu yakaladığı, boğazını sıktığı, silah doğrulttuğu ve mağdureyle zorla cinsel ilişkiye girdiği, akabinde de silahını …’e doğrultarak onun da mağdure ile cinsel ilişki yaşamasını istediği, mağdure ve …’in istemedikleri ancak sanığın elinde silah bulunmasından duydukları korku ile … ve mağdurenin de cinsel ilişkiye girdikleri olayın oluş biçimi olarak kabul edilmiş, her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiş ise de mağdurenin istikrarlı beyanları ile bu beyanlarını destekleyen inceleme dışı suça sürüklenen çocuk …’in beyanları doğrultusunda savunmalarına itibar edilmeyerek çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar verilerek, sanığın atılı suçu silah kullanmak suretiyle cebir ve tehditle gerçekleştirdiğinden temel cezada 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca artırım yapılmasına, sanığın silah tehdidi altında inceleme dışı …’in mağdureye yönelik nitelikli cinsel istismar suçunu işlemesini sağladığı ve bu suçun da asli faili olması nedeniyle sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına karar verilerek hüküm kurulmuştur. Yine sanığın on beş yaşından küçük mağdureye yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğinin sabit olduğu değerlendirilerek mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
Suça sürüklenen çocuk … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kamu davası açılmış ise de, suça sürüklenen çocuğun suçu baştan bu yana kabul etmediği, mağdure ile bir süre arkadaşlık yaptığı ancak mağdurenin psikolojisinin iyi olmadığını görmesi üzerine kendisinden ayrıldığını belirttiği, mağdurenin sanık … ile ilgili şikayeti sırasında verdiği ek ifadesinde sanık … ile inceleme dışı … ile yaşadığı olaydan bir kaç hafta sonra suça sürüklenen çocuk … ile yolda karşılaştıklarını, kendisini kandırarak evlerine götürdüğü, orada ellerini bağlayıp rızası dışında cinsel ilişkiye girdiği yönündeki soyut beyanı dışında suça sürüklenen çocuğun savunmasının aksine, mahkumiyetine yeterli, inandırıcı ve kesin delil elde edilemediği ve suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiği sabit olmadığından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamıştır.
IV. GEREKÇE
A. Suça Sürüklenen Çocuk … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
1. Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümde, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, verilen hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinde eylemin sübut bulduğuna yönelik temyiz sebeplerine yer verdiği anlaşıldığından, Tebliğname’deki temyiz isteminin reddine ilişkin düşünceye iştirak edilmemiştir.
B. Sanık … Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanık hakkında kurulan hükümde, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.
C. Sanık … Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Yargıtayın denetim işlevini yerine getirebilmesi için temyiz incelemesine konu hükmün gerekçe bölümünde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve ulaşılan kanaatin, suç oluşturduğu sabit görülen fiilin ve bunun nitelendirmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması ve bu şekilde cezanın şahsîleştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan hüküm kurulması, 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır.
2. Yukarıda açıklanan bozma sebebine istinaden Tebliğname’deki onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
A. Sanık … ile Suça Sürüklenen Çocuk … Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükümlerle İlgili Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçenin (A) ve (B) bölümlerinde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 08.03.2021 tarihli ve 2020/889 Esas, 2021/380 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
B. Sanık … Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümle İlgili Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçenin (C-1) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 08.03.2021 tarihli ve 2020/889 Esas, 2021/380 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.05.2023 tarihinde karar verildi.