Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/7992 E. 2023/3079 K. 23.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7992
KARAR NO : 2023/3079
KARAR TARİHİ : 23.05.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
KARAR : İstinaf başvurularının kısmen kabulüne ve İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu 295 ada 17 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davada Kadastro Müdürlüğü yönünden pasif husumet ve dava şartı yokluğu nedeniyle, diğer parsellere ilişkin davada esastan reddine, dahili davalı … yönünden kabulüne

İLK DERECE MAHKEMESİ : … Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle, dava konusu 295 ada 17 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davada Kadastro Müdürlüğü yönünden pasif husumet ve dava şartı yokluğu nedeniyle, diğer parsellere ilişkin davada esastan reddine, dahili davalı … yönünden kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Uygulama kadastrosu sırasında, … ili, … ilçesi, … Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacı … adına kayıtlı bulunan eski 563 parsel sayılı 3.300,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 295 ada 17 parsel numarasıyla ve 3.038,75 metrekare yüzölçümlü olarak; eski 597 parsel sayılı 3.400,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 296 ada 50 parsel numarasıyla ve 3.214,84 metrekare yüzölçümlü olarak; eski 598 parsel sayılı 2.960,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 296 ada 49 parsel numarasıyla ve 2.695,55 metrekare yüzölçümlü olarak; eski 599 parsel sayılı 3.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 296 ada 48 parsel numarasıyla ve 2.845,81 metrekare yüzölçümlü olarak; eski 966 parsel sayılı 4.180,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 326 ada 8 parsel numarasıyla ve 3.968,77 metrekare yüzölçümlü olarak; dahili davalı … adına tapuda kayıtlı bulunan eski 564 parsel sayılı 3.020,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 295 ada 18 parsel numarasıyla ve 2.998,45 metrekare yüzölçümlü tespit edilmiştir.

2. Davacı … dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait taşınmazların yüzölçümlerinin azaldığını ve sınırlarının değiştiğini ileri sürerek, taşınmazların yüzölçümlerinin ve sınırlarının düzeltilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davada husumetin komşu parsel maliklerine yöneltilmesi gerektiğini, davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğunu, dava konusu taşınmazlardaki yüzölçümü azalmasının ölçüm tekniği farklılığından kaynaklandığını açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “dava konusu taşınmazların uygulama kadastrosu çalışmalarında belirlenen ara sınırlarının, 1953 tarihli hava fotoğrafında görünen sınırlar ile uyumlu olduğundan doğru yapıldığı, çekişmeli 563 parsel sayılı taşınmazın batısında bulunan 564 parsel sayılı taşınmaz ile olan ara sınırının tesis kadastrosu paftasındaki sınır ile uyumlu olmadığının 1953 tarihli hava fotoğrafından anlaşıldığı ve uygulama kadastrosu çalışmalarında bu sınırın hatalı yapıldığı” gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 295 ada 17 parsel (eski 563 parsel) sayılı taşınmazın uygulama kadastrosu tespitine, 28.10.2019 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (Ek-4) (A) harfi ile gösterilen 243,90 metrekarelik bölümün eklenerek taşınmazın 3.282,65 metrekare yüzölçümlü olarak, 295 ada 18 parsel (eski 564 parsel) sayılı taşınmazın uygulama kadastrosu tespitinden 28.10.2019 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (Ek-4) (A) harfi ile gösterilen 243,90 metrekarelik bölümün çıkarılarak 2.754,55 metrekare yüzölçümlü olarak tapuya tesciline; 295 ada 14, 15, 16, 24, 25, 26, 27, 296 ada 18, 19, 46, 47, 48, 49, 50, 326 ada 5, 7, 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanaklarındaki tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili ve davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu taşınmazlarda tesis kadastrosu sınırı ile uygulama kadastrosu sınırı arasında davacı aleyhine farklılık olduğu hususunun mahkemece yapılan keşif sonunda ortaya çıktığını, miktar azalmalarının mahkemenin de kabulünde olduğunu, yine davacının sınır komşusu olan taşınmazlarda artış meydana geldiğini, buna göre mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin; ayrıca davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesinin, davanın Kadastro Müdürlüğü tarafından yapılan hatalı ölçümler nedeniyle açılmış olması nedeniyle yargılama giderinin davalı … ile dahili davalıya yükletilmesi gerekirken, bir kısım masrafların davacı üzerinde bırakılmasının, davalı … lehine vekalet ücreti hükmedilmesinin yerinde olmadığını açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

2. Davalı … vekili istinaf dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, uygulama çalışmalarında taşınmazların koordinatlarına uygun olarak ölçüm yapıldığını, taşınmazların sınırında herhangi bir değişiklik olmadığını, davacı tarafın ihlal edilmiş bir hakkının olmadığını, lehlerine 500,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “mahkemece yapılan keşfe katılan harita mühendisi bilirkişisi … tarafından düzenlenen 17.06.2019 tarihli rapor ile 13.09.2019 tarihli ek rapor ve keşfe katılmamakla birlikte, 1953 tarihli hava fotoğraflarının uygulanması için kendisinden rapor istenen harita mühendisi bilirkişisi Atilla Develi tarafından, tesis kadastrosunun altlığı olan teknik verilerin ve tesis kadastrosunun yapıldığı 1953 tarihinde düzenlenen hava fotoğraflarının irdelenmesi ile düzenlenen, denetime elverişli 28.10.2019 havale tarihli bilirkişi raporu ve eki krokisine göre, mahkemece davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilerek, davacıya ait yeni 295 ada 17 (eski 563) parsel sayılı taşınmaz ile dahili davalıya ait yeni 295 ada 18 (eski 564) parsel sayılı taşınmazların ortak sınırında bulunan ve krokide (A) harfi ile gösterilen 243,90 metrekarelik bölüm yönünden davacı parseli lehine, dahili davalı parseli aleyhine olacak şekilde düzeltme yapılmasında, davanın davacıya ait diğer parseller yönünden reddi ile uygulama tespiti gibi tescillerine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, buna karşılık, uygulama kadastrosu tespitine itiraz istemi ile açılan eldeki davanın, başlangıçta Kadastro Müdürlüğü’ne husumet yöneltilerek açılması mümkün ise de; davacıya ait yeni 295 ada 17 (eski 563) parsel sayılı taşınmazdaki azalışın nedeninin dahili davalı … adına kayıtlı yeni 295 ada 18 (eski 564) parselden kaynaklandığının tespit edilmesi karşısında, davanın yeni 295 ada 17 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak davalı … yönünden pasif husumet yokluğundan; uygulama kadastrosunda hata olmadığı tespit edilen davacıya ait yeni 326 ada 8 (eski 966), yeni 296 ada 50 (eski 597), yeni 296 ada 49 (eski 598) ve yeni 296 ada 48 (eski 599) parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak davalı … yönünden davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirken, davalı … yönünden davanın reddine karar verildiği hususunun, hüküm fıkrasında açıkça gösterilmemesi, davanın uygulama kadastrosu tespitine itiraz davası olması gözetilerek, infazda tereddüte neden olmayacak şekilde, sınır ve yüzölçümlerinin düzeltilmesi yönünde hüküm kurulan yeni 295 ada 17 ve 18 parsel sayılı taşınmazlar yönünden uygulama kadastrosu tespitlerinin iptali yönünde hüküm kurulduktan sonra tespit ve tescil hükmü kurulması gerekirken, uygulama kadastrosu tespitlerinin iptaline karar vermeden doğrudan tescil hükmü kurulması, davacı tarafça açıkça davaya konu edilmeyen, hükme esas alınan bilirkişi raporunda uygulama tespitinde lehlerine hata yapıldığı yönünde bir tespit olmayan, malikleri davaya dahil edilmeyen, bu kapsamda haklarında usule uygun açılmış dava bulunmayan; sırf davacıya ait dava konusu taşınmazlara komşu oldukları gerekçesiyle mahkemece resen uygulama tutanak asılları dosya içine getirtilerek davalı hale getirilen yeni 326 ada 5, 7, 9; 295 ada 14, 15, 16, 24, 25, 26, 27; 296 ada 18, 19, 46 ve 47 parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastrosu tutanak asıllarının olağan usullere göre kesinleştirilerek tapuya tescil işlemleri sağlanmak üzere ilgili Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar vermek gerekirken, anılan taşınmazlar hakkında davacı talebinin aşılarak ‘uygulama tespiti gibi tescil’ hükmü kurulmasında; kısmen kabul kararı nedeniyle karar ve ilam harcının dahili davalıya yükletilmesi gerekirken, davacıya yükletilmesinde; yine kısmen kabul kararı nedeniyle davacı lehine, dahili davalı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, vekalet ücretine hükmedilmemesinde isabet bulunmadığı” gerekçesiyle istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, dava konusu 295 ada 17 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davada Kadastro Müdürlüğü yönünden pasif husumet ve dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, dava konusu 326 ada 8 (eski 966), 296 ada 50 (eski 597), 296 ada 49 (eski 598) ve 296 ada 48 (eski 599) parsel sayılı taşınmazlara ilişkin davada davalı … yönünden esastan reddine, dahili davalı … yönünden kabulüne, çekişmeli 295 ada 17 (eski 563) ve 295 ada 18 (eski 584) parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastrosu tespitlerinin iptali ile 28.10.2019 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (Ek-4) (A) harfi ile gösterilen 243,90 metrekarelik bölümün, dahili davalıya ait 295 ada 18 (eski 564) parsel sayılı taşınmazdan çıkartılarak; davacıya ait 295 ada 17 (eski 563) parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle 295 ada 18 (eski 564) parsel sayılı taşınmazın 2.754,55 metrekare; 295 ada 17 (eski 563) parsel sayılı taşınmazın ise 3.282,65 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tapuya tescillerine; davacıya ait 326 ada 8 (eski 966), 296 ada 50 (eski 597), 296 ada 49 (eski 598) ve 296 ada 48 (eski 599) parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastrosu tespiti gibi tapuya tescillerine; haklarında usule uygun açılmış dava bulunmayan, 326 ada 9 (eski 967), 326 ada 5 (eski 2463), 326 ada 7 (eski 965), 295 ada 14 (eski 562), 295 ada 15 (eski 550), 295 ada 16 (eski 551), 295 ada 27 (eski 552), 295 ada 26 (eski 553), 295 ada 25 (eski 554), 295 ada 24 (eski 555), 296 ada 18 (eski 584), 296 ada 19 (eski 600), 296 ada 47 (eski 611) ve 296 ada 46 (eski 610) parsel sayılı taşınmazlar hakkında düzenlenen ve dosya içinde bulunan uygulama kadastrosu tutanak asıllarının, kararın kesinleşmesi halinde olağan usullere göre kesinleştirme ve tescil işlemleri sağlanmak üzere … Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, uygulama kadastrosu sırasında davacıya ait taşınmazların yüzölçümlerinde meydana gelen azalmanın, komşu taşınmazdan kaynaklanıp kaynaklanmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi.

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi fıkrası uyarınca ONANMASINA,

59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 120,60 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.