Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/40285 E. 2023/399 K. 08.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/40285
KARAR NO : 2023/399
KARAR TARİHİ : 08.02.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/912 E. 2021/1475 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
verilen kararın niteliği dikkate alınarak yazılmamıştır.
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.11.2019 Tarihli Ve 2019/242 Esas, 2019/330 sayılı Kararı
Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 12 ve 13 üncü maddeleri doğrultusunda sanığın yakalandığı yer olan ve ev aramasının yapıldığı ……/ANKARA adresinde temadinin kesilmesi sebebiyle dosyanın yetkili Ankara Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2.Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.10.2020 Tarihli Ve 2019/507 Esas, 2020/294 sayılı Karar
Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesi ikinci fıkrası (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
3.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 14.09.2021 Tarihli Ve 2020/912 Esas, 2021/1475 sayılı Kararı
Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 27.11.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesine sızmış mensuplarının çok az kısmına kriptolu haberleşme programı ByLock, Eagle vb. gibi programlar yüklediği, geri kalan mensupları ile özellikle geçmiş yıllarda kullandıkları bir sistem olan büfe, market vb benzeri yerlerdeki ücretli telefonlar veya kontörlü telefonlar ile haberleştikleri, örgütsel irtibatta asıl olan iletişim metodunun yüz yüze görüşme olduğu ve bir sonraki görüşmenin tarih ve yerinin bu esnada belirlendiği, bu mümkün olmaz ise tedbir anlamında her asker şahsın farklı ankesör ya da sabit hatlardan(market-büfe-bakkal vb.) aranmak suretiyle örgütsel iletişimin kurulduğu, arama işleminin genellikle tek taraflı ve kısa süreli olduğu, sadece sorumlu şahısların ARAMA işlemini yaptığı, yapılan bu aramaların; örgütün “gizlilik” ve “deşifre olmama” kuralına uygun olarak Askeri Mahrem Yapılanmasının irtibat kurma yöntemlerinden biri olup FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mahrem imamları tarafından örgütsel amaçlı, örgütsel haberleşmeyi sağlamak amacıyla gerçekleştirilmektedir.
Sanık …’ın kullandığı değerlendirilen 0555 … 15 11 numaralı hattın 2011 ve 2013 yılları arasında HTS dökümlerinde bahse konu hattın büfelerde ve iş yerlerinde kullanıldığı değerlendirilen ankesörlü/sabit kontörlü telefonlardan; baz kayıtlarına göre toplamda 6 kez arandığının tespit edildiği, ayrıca sanığı arayan sabit hatların aynı zamanda farklı tarihlerde başka asker şahısların da ardışık olarak arandığının tespit edildiği,
Sanıkla ilgili yukarıda belirtilen açıklama ve tespitlere göre; FETO/PDY silahlı terör örgütünün mahrem yapılanması içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet yürüten örgüt mensuplarının, yine yapılanma içerisinde faaliyet yürüten diğer örgüt mensuplarıyla irtibat kurmak ve kurulan bu irtibatın deşifre edilmesini önlemek ve örgütsel gizliliği korumak maksadıyla telefon kulübesi, kontörlü telefon bayileri ve hususi sabit hatlar aracılığı ile irtibat kurdukları tespit edilmesi karşısında; sanığın FETÖ terör örgütün ideolojisini, amaçlarını ve faaliyetlerini benimseyip örgütle organik bağ kurup örgüt hiyerarşisi içerisinde hareket ederek isnat edilen silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği anlaşıldığından eyleminin FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma suçunun oluşturması karşısında atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken sanık hakkında ilk derece mahkemesi tarafından yazılı şekilde beraat kararı verilmesi ve bu karara karşı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sanık aleyhine gidilen istinaf talebinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi tarafından esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu iddiası ile kararın sanık aleyhine bozularak cezalandırılması talep edilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde, sanık …’ın 2015 yılı Ekim ayında kendi isteği ile emekli olduğu, iddianamede sanığın 0555 … 15 11 numaralı GSM hattından 0422 … 23 29, 0422 … 22 44 ve 0850 … 02 12 numaralı ankesörlü hatlardan arandığından ve askeri personel Y.O., M.Ü. ile ardışık olarak arandığından ve M.Ü. ile Y.O.’ın alınan beyanlarında kendilerinin ankesörlü telefondan kendilerinden sorumlu olan mahrem imamın aradığını beyan ettiklerinden bahisle FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de;
Celp edilen HTS kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle yapılan inceleme sonucu tanzim edilen 22/07/2020 tarihli raporda sanığın kullanımında olan 0555 … 15 11 numaralı GSM hattının karşı baz kayıtları incelendiğinde;
0850 … 02 12 numaralı ankesörlü /sabit hattan 11.05.2013 tarihinde saat 09.49.31’de ve 09.51.34’te “0” sn.lik başarısız arama kaydı olduğu,
0422 … 23 29 numaralı ankesörlü/sabit hattan 24.06.2013 tarihinde saat 16.41.36’da arandığı, 74 sn görüşme kaydının olduğu; 16.42.09’da arandığı,75 sn. görüşme kaydı olduğu, 16.46.31 ‘de tekrar arandığı ve 20 sn. görüşme kaydı olduğu,
0422 … 23 29 numaralı ankesörlü/sabit hattan 26.06.2013 tarihinde saat 11.43.14′ te arandığı ,88 sn görüşme kaydı olduğu, 11.43.48’de arandığı 89 sn görüşme kaydı olduğu, 11.46.07’de arandığı 22 sn görüşme kaydı olduğunun tespit edildiği,
Bu kapsamda Yargıtay 16. CD’nin yerleşik içtihatları da dikkate alındığında, sanığın 2013 yılında gerçekleşen 3 farklı güne ait arama kaydının aradaki zaman aralığı dikkate alındığında periyodik nitelikte bulunmadığı, aramaların 15 …, ayda veya 2 ayda yapılmaması nedeni ile periyodikliğinin bulunmadığı, 26.06.2013 tarihli aramanın 24.06.2013 tarihli son aramadan 2 … sonra gerçekleştiği, ardışık arandığı iddia olunan 24.06.2013 tarihindeki aramanın hafta içi mesai saati içinde gerçekleştiği ayrıca sanıkla ardışık olarak arandıkları iddia olunan ve haklarında etkin pişmanlık hükümleri uygulanan tanıklar Y.O. ve M.Ü.’ ın sanık aleyhinde beyan ve teşhiste bulunmamaları hususları dikkate alındığında arama kayıtlarının örgütsel arama kriterlerini taşımadığının değerlendirildiği, sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sübut bulması için aranan, süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk ve diğer suç unsurlarının oluştuğuna dair delil teşkil edemeyeceği, sanığın aşamalarda alınan ve istikrar arzeden savunmalarında suçlamayı kabul etmediği, sanık savunmasının aksinin de ispatlanamadığı, bu haliyle sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiği konusunda kuşku hasıl olduğu ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “kuşkudan sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, bu ilkenin özünün, ceza davasında sanığın cezalandırılması bakımından taşıdığı önemden dolayı, gözönünde tutulması gereken herhangi bir meselede başgösteren kuşkunun, sanığın yararına değerlendirilmesi esasına dayandığı, oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kuralın, bir suçun işlenip işlenmediği veya işlenmiş ise gerçekleştirilme biçimi konusunda kuşku belirmesi halinde uygulanabileceği, şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddialar, sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemeyeceği, ceza mahkûmiyetinin bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmasının ve bu ispatın, teorik de olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemesinin gerektiği, yüksek de olsa bir varsayıma dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan maddi gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek olacağı hususlarının izahtan vareste olduğu, ceza yargılamasında mahkûmiyet kararının bir varsayıma değil, kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanması halinde verilebileceği, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre de, sanığın atılı suçtan cezalandırılmasını gerektirir kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği kanaatine varılarak ilk derece mahkemesince CMK’nun 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli delillere, mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü Üyesi olduğunu veya yardım ettiğini ortaya koyacak her türlü şüpheden uzak, kesin – inandırıcı delil ve emare elde edilemediğinden “şüphe sanık lehine yorumlanır” şeklindeki Ceza Hukuku Genel Prensibi de gözetildiğinde verilen beraat kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, Cumhuriyet Savcısının istinaf talebi yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Ayrıntıları (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere: Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir(Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır(… özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280).
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
Nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, bilirkişi raporlarına, tanık anlatımlarına, sanık savunmasına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın savunmasının aksine örgüt üyeliğine yahut yardım eden sıfatına delalet edecek delil bulunmaması ve tanık beyanının sanık savunmasını doğrular nitelikte olması karşısında, Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, sanığın delil yetersizliğinden beraatine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı eleştiri konusu dışında mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 14.09.2021 tarihli ve 2020/912 Esas, 2021/1475 Karar sayılı kararında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.02.2023 tarihinde karar verildi.