YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10234
KARAR NO : 2023/2751
KARAR TARİHİ : 25.04.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir 2. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki şikayet uyuşmazlığından dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin kısmen kabulü ile Balıkesir 1.İcra Müdürlüğü’nün 2021/393 Esas sayılı dosyasında icra emri ile talep edilen asıl alacağa işletilen faizin 5.129,25 TL’yi aşan kısmının, toplam vekalet ücretine işletilen faizin ise 651,33 TL’yi aşan kısmının iptaline, alacaklı tarafından dayanak ilam esas alınarak takip tarihinde talep edilebilecek asıl alacak miktarının 114.928,00 TL ve bu miktara işletilen 5.129,25 TL faiz, 14.594,00 TL toplam vekalet ücreti ile bu miktara işletilen 651,33 TL faiz olmak üzere toplam 135.302,58 TL olduğunun tespiti ile 114.928,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren adi kanuni faiz işletilmesine, icra emrinin bu şekilde düzeltilmesine, fazlaya dair istemin reddine, karar verilmiştir.
Kararın şikayet edilen alacaklı ve katılma yoluyla şikayetçi borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine hükmedilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayet edilen alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. ŞİKAYET
Borçlu şikayet dilekçesinde; davalı alacaklı banka tarafından Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/166 Esas 2015/335 Karar sayılı kararına dayanılarak aleyhine Balıkesir 1. İcra Müdürlüğünün 2021/393 Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını,takipte alacaklı olarak belirtilen T.C. ……., Gaziantep ……, ile ilgisi olmadığını, bu şubeye borcu olmadığını, ayrıca başlatılan takipte işlemiş faizin de talep edildiğini oysaki takibe konu ilamda faize hükmedilmediğini, hükümde yer almayan alacağın icra takibine konu edilmesinin mümkün olmadığını, takibe konu edilen birikmiş faize ilişkin kısmın iptalini, ilama dayalı bir alacak için ilamda faiz oranına hükmedilmediği müddetçe faiz istenilmesinin mümkün olmadığını ancak yasal faiz oranı talep edileceğini, bu nedenle takibe ilişkin işleyecek faiz yönünden avans faizi talebinin iptaline, bununla birlikte kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için faiz talep edilebileceği düşünülse dahi, alacaklı tarafça faiz başlangıcının karar tarihi olan 17.11.2015’den başlatılmasının da hatalı olduğunu, faiz başlangıcının da kararın kesinleşme tarihi olarak alınması gerektiğini ileri sürerek takibin iptaline ve talep edilen avans faiz oranının ve işlemiş faizin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Şikayet edilen alacaklı cevap dilekçesinde; UYAP sisteminden açılan davalarda, icra takiplerinde bankanın Vergi Kimlik Numarası ile giriş yapıldığında sistemsel olarak bankanın şubelerinin isimlerinin taraf olarak eklendiğini, sistemsel durum nedeniyle aynı bankanın farklı şubelerinin taraf olarak görünebildiğini, bu durumun UYAP sisteminden kaynaklı bir durum olduğunu, T.C. … Suburcu Gaziantep Şubesinin gözükmesinin bankanın taraf sıfatına haiz olmadığını göstermediğini, takip dayanağı ilamda faizin başlangıcı konusunda bir hüküm bulunmaması halinde, karar tarihinden itibaren faiz istenebildiğini, davacının iddia ve beyanlarının haksız olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte olduğu taktirde davacının taleplerinin kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, icra müdürlüğü tarafından usulüne uygun olarak görülen takip talebi sonucu tebliğ edilen ödeme emrinin düzenlenmesinde bankanın hiçbir kusuru bulunmadığını, dolayısıyla, şikayetin mahiyeti gereği aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürerek şikayetin reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Balıkesir 1.İcra Müdürlüğü’nün 2021/ 393 Esas sayılı takibe dayanak ilamın 21.07.2020 tarihinde kesinleştiğini, dayanak ilamda tazminat ile vekalet ücretine işletilecek faizin başlangıcı konusunda bir hüküm bulunmadığının görüldüğünü, Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2015/166 Esas 2015/335 Karar sayılı ilamının tazminat ve yargılama giderlerini de içermekte olup kesinleşmeden infaz edilemeyeceğini, ilamın esas hakkındaki hükmünün kesinleşmeden vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin hüküm bölümünün de icra takibine konu edilemeyeceğini (HGK’nun 05.10.2005 tarih ve 12-534, 2005/554 sayılı kararı) bu nedenle, icra emri ile talep edilebilecek faiz başlangıç tarihinin kararın kesinleşme tarihi olan 21.07.2020 tarihi olduğunu, 01.09.2021 havale tarihli bilirkişi raporunda da; karar kesinleşme tarihi ile takip tarihi arasında takibe konu 114.928,00 TL asıl alacak için işlemiş yasal faizin 5.129,25 TL olduğu, aynı tarihler arasında 14.594,00 TL ilam vekalet ücreti için 651,33 TL faiz işletilmesi gerektiğinin belirlendiğini, icra emri ile takibin; talep edilen asıl alacağa işletilen faizin 5.129,25 TL’yi aşan kısmı yönünden, talep edilen vekalet ücretine işletilen faizin ise 651,33 TL’yi aşan kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davacının takibin tümünün iptali istemi de bulunduğundan şikayetin kısmen kabulü ile Balıkesir 1.İcra Müdürlüğü’nün 2021/393 Esas sayılı dosyasında icra emri ile talep edilen asıl alacağa işletilen faizin 5.129,25 TL’yi aşan kısmının, toplam vekalet ücretine işletilen faizin ise 651,33 TL’yi aşan kısmının iptaline, alacaklı tarafından dayanak ilam esas alınarak takip tarihinde talep edilebilecek asıl alacak miktarının 114.928,00 TL ve bu miktara işletilen 5.129,25 TL faiz, 14.594,00 TL toplam vekalet ücreti ile bu miktara işletilen 651,33 TL faiz olmak üzere toplam 135.302,58 TL olduğunun tespiti ile 114.928,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren adi kanuni faiz işletilmesine, icra emrinin bu şekilde düzeltilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayet edilen alacaklı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine şikayetçi borçluda katılma yoluyla istinaf talebinde bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Şikayet edilen alacaklı istinaf dilekçesinde, eksik ve yetersiz bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, ilamda faizin başlangıcı konusunda bir hüküm bulunmaması halinde ,karar tarihinden itibaren faiz istenebileceğini, davacı aleyhine açılan alacak davasında Sındırgı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/73 Esas sayılı dosyasında davanın kabulüne ve faiz yönünden avans faizi işletilmesine karar verildiğini, takibin de tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile açıldığını, davacının zimmete konu tutarı bankaya iade etmediğini, şikayetin tümden reddinin gerektiğini, bu nedenler ile ilk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Borçlu istinaf dilekçesinde; dayanak mahkeme ilamında faize hükmedilmediğini, dava dilekçesindeki beyanlarının takibe karşı itiraz ve şikayet ile birlikte olup fazla talep edilen alacak ve taleplerin de iptalini içerdiğini, faiz alacaklarının iptalinin gerektiğini, vekalet ücreti takdir edilirken de konusu para olan kısım yönünden nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkumiyete ilişkin ceza ilamlarının tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin kısımlarının, (5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 4.maddesi), asıl karar kesinleşmeden icra edilmesinin mümkün olmayacağını,öte yandan; ilamda, faiz ve faizin başlangıcı konusunda bir hüküm bulunmaması halinde karar tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini, ancak, hükmün infazı için kesinleşmesi gereken hallerde, faizin, kararın kesinleşme tarihinden itibaren hesaplanması gerekeceğini, (İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 24.11.1995 tarih, 1994/2 E. – 1995/2 K. sayılı ve HGK’nun 05.04.2000 tarih, 2000/12–739 E. – 2000/746 K. sayılı ilâmları)bu kapsamda, mahkemece, takip dayanağı ceza mahkemesi ilamının kesinleşme tarihinden itibaren yasal faiz oranlarına göre hesaplama yapılan, bu itibarla da hükme esas alınmaya elverişli ve yeterli olduğu kanaatine varılan 01.09.2021 tarihli bilirkişi raporunun 1. ihtimaline itibarla sonuca gidilmesinde isabetsizlik bulunmadığını,icra mahkemelerinde görülen dava ve işlerde istisnai davalar (istihkak davaları ve İİK. ‘nun 89/4. Maddesine istinaden tazminat istemleri) dışında A.A.Ü.T. uyarınca taraflar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceğini, istinaf incelemesine konu şikayet niteliğindeki dava da, yukarıda belirtilen istisnai davalardan olmadığından mahkemece, taraflar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde de hukuka aykırı bir yön olmadığını gerekçe göstererek şikayetçi ve şikayet edilen alacaklı tarafın istinaf başvurularının HMK’nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayet edilen alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Şikayet edilen alacaklı temyiz dilekçesinde;eksik ve yetersiz bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, ilamda faizin başlangıcı konusunda bir hüküm bulunmaması halinde, karar tarihinden itibaren faiz istenebileceğini, davacı aleyhine açılan alacak davasında Sındırgı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/73 Esas sayılı dosyasında davanın kabulüne ve faiz yönünden avans faizi işletilmesine karar verildiğini, takibin de tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile açıldığını, davacının zimmete konu tutarı bankaya iade etmediğini, şikayetin tümden reddinin gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; kesinleşmiş ceza mahkemesi ilamına istinaden başlatılan ilamlı icra takibine yönelik şikayete ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
İİK md 16.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken HMK’nın 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, şikayet edilen alacaklı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,
Harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.