YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4157
KARAR NO : 2023/2397
KARAR TARİHİ : 24.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Beraat
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Aksaray Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.09.2014 tarihli, 2011/63 Esas, 2014/225 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fırkasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.01.2018 tarihli onama istemli Tebliğnamesi ile daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan … Vekilinin Temyiz İstemi
Atılı suçların sabit olmasına, mağdurenin beyanından cinsel saldırı suçunun oluştuğunun anlaşıldığına, tanıkların doğrudan görgüye sahip olmalarının suç tipine göre mümkün olmadığına, mağdure beyanlarını destekleyen tanık anlatımlarına itibar edilmesi gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer sebeplere yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece sanığın, 2009 yılı Mart ayı içerisinde suç tarihi itibari ile henüz on beş yaşını tamamlamamış olan mağdureyi evine çağırıp kaçmaması amacıyla kapıyı kilitlediği, tamamen soyunduktan ve mağdurenin göğüslerini açtıktan sonra mağdureye cinsel organını tutturduğu, mağdurenin göğüslerini okşayıp öptüğü, dört – beş dakika devam ettiği eylemlerini kimseye söylememesini tembihlediği mağdureye bir miktar para verip dışarıda kimse olup olmadığını kontrol ettikten sonra mağdureyi gizlice evden gönderdiği, sanığın aynı eylemleri iki – üç gün aralıklarla dört – beş defa tekrar ettiği, ancak olayın üzerinden uzunca bir zaman geçmiş olması ve suç tarihi itibari ile mağdurenin yaşı dikkate alındığında sanığın eylemlerinin sayısının kesin olarak tespit edilemediği, ancak sanığın aynı eylemleri birden fazla kez yaptığının sabit olduğu, sanığın son olarak mağdureyi eve aldığı tarihte, sanığın kapı komşuları olan tanıklar …. ve ….’nin mağdurenin gizlice sanığın evine girdiğini, on beş – yirmi dakika sonra ise sanık tarafından dışarıda kimse olup olmadığı kontrol edildikten sonra mağdurenin üzerinde bulunan kıyafetleri düzelterek evden çıktığını gördükleri, bu şekilde sanığın üzerine atılı mağdurun beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçu ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmışsa da; mağdurenin aşamalarda alınan beyanlarında, eylemlerin sayısı ve şekli başta olmak üzere farklı ifadelerde bulunması, olayın suç tarihinden yaklaşık 2 yıl sonra adli makamlara intikal ettirilmesi, iddianamede adı geçen tanıkların yargılama aşamasında net olmayan beyanda bulunmaları, sanık savunmaları, sanık savunması ile uyumlu tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, sanığın üzerine atılı suçları işlediğine ilişkin mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı delillerin bulunmadığı, kaldı ki mağdurun Adli Tıp Kurumu’nun 28.04.2014 tarihli raporuna göre, suç tarihinde on altı yaş içerisinde olduğunun tespit edildiği, buna göre sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fırkasının (b) bendi kapsamında değerlendirilebileceği, sanığın mağdureye karşı gerçekleştirdiği iddia edilen eylemlerin belirtilen şekilde ”cebir, tehdit hile veya iradeyi etkileyen başka bir davranışla” gerçekleştirildiğine dair mağdurun aşamalarda birbiriyle örtüşmeyen ve olayın gerçekleştiği iddia edilen tarihten yaklaşık iki yıl geçtikten sonra alınan beyanı dışında herhangi bir delilin de bulunmadığı, dosya içerisinde bulunan rapor içeriğine göre mağdurun hafif zeka geriliğinin de bulunduğu, iddianamede belirtilen tanıkların sanığın mağdura bu şekildeki davranışlarla cinsel istismarda bulunduğuna ilişkin bir tanıklıklarının olmadığı, eğer eylem gerçekleşmiş ise dahi eylemin rıza dahilinde de gerçekleşebileceği, hürriyetin kısıtlanması açısından da on altı yaş içerisinde olan mağdurun rızasının geçerli olduğu, kaldı ki kısmen sanık aleyhine beyanda bulunan tanıkların mağdurenin yakın akrabaları olan yengeleri olması nedeniyle tarafsız kalamayabilecekleri düşüncesiyle beyanlarına itibar olunamayacağı birlikte değerlendirilerek sanığın üzerine atılı suç sabit görülmediğinden beraatine karar verildiği görülmüştür.
IV. GEREKÇE
1. Olayın intikal şekli, mağdurenin aşamalardaki özü itibariyle değişmeyen samimi beyanları, mağdurenin beyanlarına ana hatları ile itibar edilebileceği kanaatini içeren doktor raporları ile mağdurenin beyanlarını destekleyen tanıklar …. ile ….’nin ifadeleri, sanığın savunması ve tüm dosya içeriği nazara alındığında sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda olay tarihinde kayden on bir yaşında olan, alınan raporlara göre hafif mental olup olayın hukuki anlam ve sonuçlarının anlayamayacak durumda bulunan mağdureyi iki üç gün aralıkla toplamda dört-beş defa gizlice evine alıp mağdurenin kıyafetlerini çıkararak göğüslerine dokunduğu, cinsel organının mağdureye tutturduğu, bu suretle cinsel istismarda bulunduğu anlaşıldığından, sanığın belirlenecek lehe kanuna göre zincirleme olarak çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi,
2. Dosya kapsamına mağdurenin olaydan kaynaklanan ruh sağlığının bozulup bozulmadığına dair aldırılan ve mağdurenin davaya konu cinsel istismar eylemi nedeniyle ruh ve beden sağlığının bozulduğuna dair ek raporda, mağdurenin olaydan kaynaklanan ruh sağlığındaki bozulmanın on iki yaşını bitirmemiş çocuklar bakımından geçerli olması ancak yargılamanın devamında yaşa dair alınan raporda ise mağdurenin suç tarihinde on altı yaşını bitirmiş olduğunun anlaşılması karşısında, raporlar arasındaki çelişkiler giderilerek mağdurenin gerçek yaşının tespit edilip tashihe konu edilecek yaşına göre yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3. Sanık hakkında ancak 5271 sayılı Kanun’un 218 inci maddesine göre yapılacak yaş tashihi veya tespitten sonra mağdurun kayıtlı yaşından büyük olduğu kabul edilerek suçun vasıflandırmasına ve sübuta dair değerlendirme yapılabileceğinin göz ardı edilmesi hukuka aykırı görülmüş, açıklanan nedenlerle Tebliğnamedeki Onama düşüncesine iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle nedenlerle Aksaray Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.09.2014 tarihli 2011/63 Esas 2014/225 Karar sayılı kararına yönelik katılan … vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.04.2023 tarihinde karar verildi.