Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/1222 E. 2023/2388 K. 24.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1222
KARAR NO : 2023/2388
KARAR TARİHİ : 24.04.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama, konut dokunulmazlığının ihlali
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında katılan …’ya karşı kasten yaralama ile katılan …’e yönelik neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından hükmolunan cezaların tür ve miktarları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında, katılan …’e karşı, nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.07.2022 Tarihli ve 2022/41 Esas, 2022/335 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında
a.Sanığın katılan …’e karşı nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 inci maddesinin ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (d) bendi ile 35 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
b.Sanığın katılan …’e karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (a) bendi ile beşinci fıkrası uyarınca 6 yıl 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
c.Sanığın katılan …’e karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ıncı maddesinin birinci fıkrası ve 87 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca 4 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
d.Sanığın katılan …’e karşı konut dokunulmazlığının ihlali suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 116 ıncı maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
e.Sanığın katılan …’ya karşı kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun 86 ıncı maddesinin ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (e) bendi uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.

2 İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 01.12.2022 Tarihli ve 2022/3442 Esas, 2022/3555 Karar Sayılı Kararı ile Sanıklar Hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii, katılan … vekili ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık müdafiinin temyiz istemi
Sanığın mağdure Tuğçe’ye yönelik cinsel bir eylemde bulunduğuna dair somut, kesin ve şüpheden uzak delil bulunmadığına, mağdure Tuğçe’nin beyanlarının çelişkili olduğuna, takdiri indirim uygulamadan teşdiden verilen cezanın hakkaniyete ve ceza adaletine ters düştüğüne, ilişkindir.
2.Sanığın temyiz istemi
Eyleminde cinsel amaç olmadığına, söylediği sözlerin 5237 sayılı Kanun’un 106/1 maddesinin birinci fıkrası kapsamında kaldığına ilişkindir.
3.Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi
Sanığın eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs kapsamında kaldığına ilişkindir.

4.Katılan … vekilinin temyiz istemi
Sanığın eyleminin tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs kapsamında kaldığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece ” Mahkememizce usulü işlemler tamamlanarak dava dosyası yeni esas sırasına kaydedilerek, tarafların beyanı alınıp Yargıtay Bozma İlamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Somut olayda ; sanığın, özel bir poliklinikte çalıştığını bildiği katılan …’i evine kadar takip ettiği “poliklinikten geliyorum” şeklinde söyleyerek kapının açılmasını sağladığı ve eve girerek pencereyi kapatıp katılanın saçlarından tutarak duvara çarptığı ve katılanın “niye böyle yapıyorsun ben sana ne yaptım ne olur yapma” şeklindeki sözlerine karşılık “seni burada öldüreceğim, parçalara ayıracağım” şeklinde sözler söylediği, bu sırada katılanın yardım isteme amaçlı pencereye yöneldiği ve hamle yaptığı ancak sanığın elle darp ederek katılanı içeri çektiği katılanın bu kez beraber aynı evde yaşadığı teyzesi katılan …’nın eve gelme saati olması nedeniyle zaman kazanmak için sanığı oyalamaya çalıştığı, sanığın elindeki bıçağı sürekli katılan …’e dokundurup geri çektiği ve “soyun önce senin şu işini bitireceğim, sonra senin leşini burada bulacaklar” şeklinde sözler söylediği, katılanın ceketini çıkarttırdığı, bu sırada Tuğçe Deniz’in teyzesi olan diğer katılan …’nın kapı zilini çaldığı, önce kapının açılmadığı, katılan …’nın içeriden diğer katılan …’in “zorlama yapma polisi arayacağım” şeklindeki seslerini duyduğu bu sırada sanığın tedirgin olarak kapıyı açtığı ve elindeki bıçağı katılan …’ya doğru salladığı, bu sırada fırsatını bulan katılan …’in eline geçirdiği şişeyi sanığa doğru fırlattığı sanığın aldığı isabetle sendelediği, katılan …’in bu durumdan faydalanıp koşarak evden uzaklaşmaya çalıştığı ancak dengesini kaybedip apartman içerisinde yere düştüğü, sanığın bu kez ele geçirdiği şişeyi katılan …’nın kafasına vurduğu ve merdivenlerden ittirmek suretiyle onu yere düşürmesinden sonra, binayı terk ettiği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Bozma sonrası mahkememizce yapılan yargılamada;
Sanık … yönünden “Nitelikli Cinsel Saldırıya Teşebbüs, Yüzde Sabit İze ve Kemik Kırığına Neden Olacak Şekilde Kasten Yaralama, Silahla Basit Yaralama, Cebir Kullanmak Suretiyle Geceleyin Konut Dokunulmazlığını İhlal Etme, Cebir Tehdit veya Hile Kullanarak Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma” suçları yönünden fiillerinin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğine etki edecek şekilde akıl hastalığının bulunup bulunmadığı hususunda rapor aldırılması, Gözlem İhtisas Dairesinin raporu ile 4. İhtisas Kurulunun raporları arasında çelişki mevcut olması halinde, sanığın Adli Tıp Üst Kuruluna gönderilmesi, muayenesi de yapılarak rapor aldırılması yönündeki İstinaf bozma ilamı doğrultusunda mahkememizce rapor istendiği, sanığın ATK İstanbul 4. İhtisas Kuruluna Sevk edildiği, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 25/05/2022 tarihli sağlık kurulu raporunda sanığın 29.12.2017 tarihinde müsnet suçlara karşı cezai sorumluluğunun tam olduğu oy birliği ile mütalaa olunduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
Cinsel Saldırı Suçu Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Sanığın olay esnasında elindeki bıçağı sürekli katılan …’e dokundurup geri çektiği ve “soyun önce senin şu işini bitireceğim, sonra senin leşini burada bulacaklar” şeklinde sözler söylediği, katılanın ceketini çıkarttırdığı anlaşılmakla sanığın katılan …’e yönelik eyleminin, nitelikli cinsel istismarda bulunma amacına yönelik olduğu zira önce niyetini sözle ortaya koyduktan sonra bunu gerçekleştirmek için bıçak kullanarak zorla soyunmasını sağlamak suretiyle icra hareketlerine başladığı ve katılan …’nın olay yerine gelmesi nedeniyle suçu tamamlayamadığı nazara alınarak eyleminin nitelikli cinsel istismara teşebbüs suçunu oluşturduğu anlaşılmakla eylemine uyan TCK’nın 102/2, 102/3-d, 35/2 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki davranışları birlikte değerlendirilerek, hakkında TCK’nın 62/1. maddesinin uygulanmamıştır.
Kasten Yaralama suçları yönünden yapılan incelemede;
Sanığın babasına ait kuaför dükkanına gelmesi nedeniyle tanıdığı müşteki Tuğçe’yi olay günü müştekinin çalıştığı polikilinik dışında beklediği, müştekinin işyerinden çıktığını görmesi üzerine onu takip ettiği, müştekinin evine girmesi sonrasında kapısının ziline basarak poliklinikten geldiğini söyleyerek müştekinin kapıyı açmasını sağladığı, dairenin önüne geldiğinde birşey söylemeden doğrudan müştekiye yumrukla vurarak evin içine soktuğu, kapıyı kapattığı, evin içinde de yumrukla vurmaya devam ettiği, sanık yanında getirdiği bıçağı çıkararak müştekiye gösterip “sen bana neler yapmadın ki seni burada öldüreceğim senin leşini burada bulacaklar kaybedecek birşeyim yok” şeklinde sözler söylediği, her ne kadar sanık hakkında birleşen dosyada kasten öldürmeye teşebbüs suçundan dava açılmış ise de istinaf ilamında da belirtildiği üzere; sanığın katılanlara ait eve önce hile kullanarak poliklinikten geldiğini söyleyip kapıyı açtırmak, akabinde de katılan …’i darp edip eve sokarak zorla girmesinden sonra diğer katılan …’nın eve gelip kapıyı çalması anına kadar yeterli vakti bulunmasına ve elindeki bıçağında öldürmeye elverişli olmasına karşın, bıçakla katılan …’e yönelik etkili bir eylemde bulunmamasına, hatta yardım istemek için pencereye yönelen katılan …’i yine elle darp etmesine, elindeki bıçağı katılanın vücuduna değdirip soyun diyerek ceketini çıkarttırmasına ilişkin eylemlerinin de cinsel saldırıya delalet etmesine, katılan … hakkında düzenlenen doktor raporunda, gerek elle darp edilmesine gerekse kaçarken düşmesine bağlı bulgulara yer verilmesine, sanığın yeterli zamanı olmasına rağmen elindeki bıçağı katılan …’in üzerinde suç vasfının öldürmeye teşebbüs olarak kabulünü gerektirecek nitelikte kullanmamasına ve katılanı bu nitelikte bıçakla yaralamamasına, katılanın raporunda bu anlamda kesik vasfında kesici delici alet yarası bulunmamasına göre; sanığın katılan …’e yönelik eylemi ile ortaya çıkan kastının yaralamaya yönelik olduğu bu haliyle sanığın katılana yumruklarla vurmak suretiyle yaraladığı, katılanın yaralanmasına ilişkin doktor raporları incelendiğinde; Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı 22/07/2019 tarihli raporuna göre katılanın yüzünde sabit iz olduğunun belirtildiği, yine katılanın Kuşadası Devlet Hastanesi 04/01/207 tarihli kati raporuna göre hayati fonksiyonlarını hafif derecede etkiler (1.derece) şekilde katılanda kemik kırığının tespit edildiği anlaşılmıştır. Sanık … ‘nin katılan …’yi yaralaması neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak temin edilen raporlarda müştekinin vücudunda hayat fonksiyonlarını hafif (1) derecede etkileyen kemik kırığı ve yüzde sabit iz meydana geldiği gözetilerek, birden fazla nitelikli hal ihlali ile yargılama konusu suçu işleyen sanık hakkında, bu durumun ancak temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma nedeni yapılabileceği, sanığın sadece en ağır sonuç olan yüzde sabit ize neden olacak şekilde yaralama eyleminden sorumlu olacağı, TCK’nin 86/1, 87/1-c maddelerine göre uygulama yapıldıktan sonra TCK’nun 44. maddesi gözetilerek TCK’nin 87/3. maddesi uyarınca ayrıca cezanın artırılamayacağı nazara alınarak temel cezada artırım yapılarak cezalandırılmıştır.
Sanık …’nin eylemine devam ettiği sırada katılan …’nın eve gelerek kapıyı çalması ve içeride olumsuz birşeyin olduğunu anlaması üzerine polisi çağıracağını söylemesi üzerine sanığın paniğe kapıldığı, kapıyı açtığı ve müşteki Tuğçe’nin bu sanığa şişe atması sonrasında sanığın elinden kurtulduğu, katılanların evden kaçarken sanığın bu kez yerden aldığı şişeyi katılan …’nın ensesine vurduğu, sanığın katılan …’ya yönelik eyleminin silahtan sayılan şişe ile kasten yaralama suçunu oluşturduğu, katılanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı anlaşılmakla TCK’nın 86/2, 3-e maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki davranışları birlikte değerlendirilerek, hakkında TCK’nın 62/1. maddesinin uygulanmamıştır.
Kişiyi Hürriyetinden yoksun bırakma suçu yönünden yapılan değerlendirmede;
Sanığın olay sırasında sanığa bıçak göstererek, evden çıkmasına izin vermeyerek ve onu darp ederek hürriyetinden yoksun bıraktığı ve eylemine uyan TCK’nın 109/2, 3-a maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği ayrıca sanığın katılana bıçak gösterip soyunmasını isteyerek ceketini çıkartırdığı bu haliyle sanığın eylemini cinsel amaçla işlediği anlaşılmış olup TCK 109/5 maddesi uyarınca cezasında artırım yapılmıştır. Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki davranışları birlikte değerlendirilerek, hakkında TCK’nın 62/1. maddesinin uygulanmamıştır.
Konut dokunulmazlığını ihlal suçu yönünden yapılan değerlendirmede;
Sanığın daire kapısı önüne geldiğinde müşteki Tuğçe’ye yumruk vurarak onun içeri düşmesi suretiyle eve girdiği ve evde bulunduğu anlaşılmakla eyleminin cebir kullanılmak suretiyle konut dokunulmazlığını ihlal suçunu oluşturduğu ayrıca sanığın eylemini olay günü saat 19:20’de gerçekleştirdiği, UYAP’tan alınan güneşin doğuş ve batış çizelgesine göre yaz saati uygulaması da dikkate alındığında, suç tarihinde Kuşadası ilçesinde güneşin saat 17:05’de battığı, Bakanlar Kurulu’nun 8 Eylül 2016 tarih ve 29825 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2016/9154 sayılı Kararnamesi ile, gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla bütün yurtta 27 Mart 2016’dan itibaren bir saat ileri alınmak suretiyle başlatılan yaz saati uygulamasının, her yıl, yıl boyu sürdürülmesine karar verilmesi karşısında gece vaktinin tespiti açısından güneşin batış saatine 1 saat ilave edilmesi gerektiği, dolayısıyla güneşin batış saatinin saat 18:05 olacağı, TCK’nun 6/1-e maddesinde “Gece vakti deyiminden; güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman süresi” belirtilmiş olması karşısında güneşin batış saatine 1 saat daha ilave edilmesi gerektiği, böylece saat 19:05’den sonraki zaman diliminin gece vakti sayılacağı, sanığın konut dokunulmazlığını ihlal suçunu 19:20’de gece sayılan zaman dilimi içerisinde gerçekleştirdiği anlaşılmakla TCK’nın 116/4, maddeleri uyarınca cezalandırılmıştır. Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki davranışları birlikte değerlendirilerek, hakkında TCK’nın 62/1. maddesinin uygulanmamıştır.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre mahkememizde oluşan vicdani kanı ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” şeklindeki gerekçeyle kabul edilmiştir
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A.Katılan …’e Karşı Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama ve Konut Dokunulmazlığının İhlali ile Katılan …’ya Karşı Kasten Yaralama Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezaların tür ve miktarları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararları nazara alınarak 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadıkları dikkate alındığında, katılan Bakanlık vekili, katılan … vekili ile sanık ve müdafiin temyiz istemlerinin, aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B.Katılan …’e Karşı Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanık hakkında kurulan hükümlerde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
C.Katılan …’e Karşı Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Oluşa uygun kabule göre sanığın, mağdureye karşı bedensel temasta bulunmaksızın gerçekleşen eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinde düzenlenen cinsel taciz suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A.Katılan …’e Karşı Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama ve Konut Dokunulmazlığının İhlali ile Katılan …’ya Karşı Kasten Yaralama Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekili, katılan … vekili ile sanık ve müdafisinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B.Sanık Hakkında Katılan …’e Karşı Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bendinde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 01.12.2022 tarihli ve 2022/3442 Esas, 2022/3555 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii, katılan … vekili ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
C.Katılan …’e Karşı Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (C) bendinde açıklanan nedenle sanık ve müdafii, katılan … vekili ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 01.12.2022 tarihli ve 2022/3442 Esas, 2022/3555 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.04.2023 tarihinde karar verildi.