Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/11508 E. 2023/2235 K. 11.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11508
KARAR NO : 2023/2235
KARAR TARİHİ : 11.04.2023

MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkumiyet

Suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Hükmedilen ceza miktarına göre suça sürüklenen çocuk müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesi uyarınca reddiyle duruşmasız yapılan değerlendirmede gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.09.2013 tarihli ve 2011/372 Esas, 2013/308 Karar sayılı ile suça sürüklenen çocuğun beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 3 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.09.2013 tarihli ve 2011/372 Esas, 2013/308 Karar sayılı kararının suça sürüklenen çocuk müdafii ve katılan mağdur vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 09.10.2019 tarihli ve 2015/8797 Esas, 2019/11541 Karar sayılı kararı ile “Mağdur hakkında Bursa Dörtçelik Çocuk Hastalıkları Hastanesinde görevli pratisyen doktor tarafından düzenlenen 12.09.2011 tarihli ilk raporda yapılan cinsel muayenede anüs etrafının hiperemik bulunduğunun belirtilmesinin ardından Adli Tıp Kurumu Bursa Grup Başkanlığında görevli adli tıp uzmanınca hazırlanan 13.09.2011 tarihli ikinci raporda ise mağdurda akut ya da kronik livata bulgusu saptanmadığının belirtilmesi karşısında, 12.09.2011 tarihli ilk raporu tanzim eden doktorun temin edilerek raporda geçen bulguya ilişkin dinlenmesinden ve aynı zamanda olayın tek tanığı konumunda bulunan mağdurun maddi gerçeğin ortaya çıkartılması açısından, 5271 sayılı CMK’nın 210/1 ve 236/2. maddeleri gereğince temin edilerek beyanının alınmasından sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek suça süreklenen çocuğun hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,” sebebi ile bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bozma kararından sonra Bursa Adliyesi nezdinde Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin faaliyete geçmesi üzerine Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesince dava dosyasının görevsizlik kararı verilerek gönderildiği Bursa Çocuk Ağır Mahkemesinin bozma üzerine verdiği 10.03.2022 gün ve 2019/151 Esas, 2022/71 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuğun çocuğun cinsel istimarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (a) bendi, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 62 nci maddesi uyarınca neticeten 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 03.08.2022 tarihli ve 9-2022/109811 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Dairemize tevdi edilmiştir.

II.TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Mağdur Vekili ve Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemleri
Atılı suça maruz kalan mağdurun uğramış olduğu manevi çöküntünün ağırlığı, suça sürüklenen çocuğun suç kastının yoğunluğu gözetilmek suretiyle hakkındaki temel cezanın en üst miktardan tayini ile suça sürüklenen çocuğun atılı suçu işleyiş biçimi, pişmanlık göstermeyişi nazara alınarak verilecek cezada takdiri indirim uygulanmaması gerekırken aksine uygulamayla suça sürüklenen çocuk hakkında az ceza tayini ve dava konusu olayda organ sokma eylemi gerçekleştiği halde temel cezanın 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre belirlenmesi ile ek olarak katılan Bakanlık vekilince dile getirilmekle duruşmalarda kendisini vekil ile temsil ettiren Bakanlık lehine vekalet ücretine hukmolunmamasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

B. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İstemi
Suça sürüklenen çocuğun atılı suçu işlediğine dair mağdurun aşamalardaki soyut ve çelişkili beyanları haricinde mahkumiyetini gerektirecek yeterli delil olmadığına ve bu nedenle beraatine hükmetmek gerekirken cezalandırılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

C. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi
Suça sürüklenen çocuğun olay tarihinde on iki yaşından küçük tanık … ile birlikte olay tarihinde beş yaşında bulunan mağduru robot gösterme bahanesi ile kandırıp hile ile evlerine götürüp, küçük mağdurun alt kısmını soyarak fiili livatada bulunmaya çalıştıkları eylemi sabit olduğundan suça sürüklenen çocuk …’nin eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (a) bendi, 35 inci ve 31 inci maddelerinin ikinci fıkraları uyarınca cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda mahkemece dava konusu olayın; “Olay günü olan 12/09/2011 tarihinde suça sürüklenen çocuk … ile ceza ehliyeti bulunmadığından dolayı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin Bursa C.Başsavcılığı Çocuk Bürosunun 2011/2181 sayı ile karar verilmiş bulunan tanık … ile birlikte olay tarihinde beş yaşında bulunan katılan mağdur …’i robot göstermek bahanesiyle kandırıp evlerine götürdükleri, mağdurun belden alt kısmını soyup, suça sürüklenen çocuğun mağdurun arka tarafına geçerek cinsel organını katılanın anüsüne sürttüğü” şeklinde gerçekleştiği kabul edilmiş,

2. Mahkemenin bu kabul ve kurulan hükümlere dair; “Tanık beyanları, katılan mağdur …’in aşamalarda anlatımları, dosya kapsamındaki rapor içerikleri dikkate alınarak; suça sürüklenen çocuk her ne kadar üzerine atılı suçlamaları hiç bir şekilde kabul etmemiş ise de; savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilmiş, bu suretle suça sürüklenen çocuğun cinsel organını mağdurun anüsüne sürterek birden fazla kişi ile birlikte sarkıntılık düzeyini aşacak şekilde basit cinsel istismar suçunu işlediği hususunda tam ve net bir vicdani kanaate ulaşılmıştır.” Şeklindeki gerekçesine binaen suça sürüklenen çocuğun bozma üzerine gerçekleştirilen yargılama sonucunda anılan suçtan yukarıda “I.HUKUKÎ SÜREÇ” başlığı altındaki “3 numaralı kısımda” yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Mahkemece, bozma üzerine yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, o yer Cumhuriyet savcısı, suça sürüklenen çocuk müdafii, katılan mağdur vekili ile katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle bozma üzerine Bursa Çocuk Ağır Mahkemesinin verdiği 10.03.2022 gün ve 2019/151 Esas, 2022/71 Karar sayılı kararında o yer Cumhuriyet savcısı, suça sürüklenen çocuk müdafii, katılan mağdur vekili ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet savcısı, suça sürüklenen çocuk müdafii, katılan mağdur vekili ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.04.2023 tarihinde karar verildi.