Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/712 E. 2023/3080 K. 15.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/712
KARAR NO : 2023/3080
KARAR TARİHİ : 15.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Cinsel saldırı
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Sanıklar hakkında bozma üzerine verilen kararların, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilerek gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.02.2020 tarihli ve 2019/318 Esas, 2020/63 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (d) bendi, 62 nci maddesi uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Kararın sanıklar müdafilerinin istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 08.09.2020 tarihli ve 2020/948 Esas, 2020/1015 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar karar verilmiştir.

3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin kararının sanıklar müdafilerince temyizi üzerine Dairemizin 28.06.2022 tarihli ve 2021/16886 Esas, 2022/6730 sayılı kararı ile “Mağdurun aşamalardaki anlatımları, bilirkişi raporları, savunmalar ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanıkların mağdura yönelik cinsel istismar eylemini sair cisim sokmak suretiyle gerçekleştirdiklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle sübuta eren eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 102/1-1. cümle maddesinde düzenlenen cinsel saldırı suçunu oluşturduğu gözetilerek mahkumiyetlerine karar verilmesi gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek nitelikli cinsel saldırı suçundan hüküm kurulması karşısında söz konusu karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi” nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

4. İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.11.2022 tarihli ve 2022/376 Esas, 2022/430 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (d) bendi, 62 nci maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.01.2023 tarihli tebliğnamesinde sanıklar hakkındaki hükümlerin “Mağdurun, olay öncesi bir tarihte sanıklara ait iş yerinden araç kiralaması nedeniyle sanıklarla arasında alacak verecek meselesi olduğu, suç tarihinde ise sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek mağduru zorla evlerine götürüp, ellerinden kelepçeleyip darp ettikleri, çıplak resimlerini çektikleri ve plastik bir kola şişesine oturur vaziyette videosunu çekerek borcunu ödemesi yönünde mağdura şantaj uyguladıkları olayda, adresi tespit edilemediğinden kovuşturma aşamasında dinlenemeyen mağdurun, soruşturma aşamasında alınan beyanında plastik kola şişesinin anüsüne çok az girdiğini söylemesine karşın yapılan anal muayenede fiili livatanın bulgularına rastlanılmadığının saptanması, mağdurun şişenin makatına sanıklar tarafından zorla sokulduğuna dair bir beyanının bulunmaması, yalnızca şişenin üzerine oturtulduğunu beyan etmesi, mağdurun “çok az girdi” şeklindeki beyanının ise müphem olması nedeniyle vücuda cisim ithal edildiğine ilişkin kesin delil bulunmadığı, kaldı ki sanıkların kastının cinsel arzularını tatmin etmek olmayıp, çektikleri video ile sanığı toplum içinde küçük düşürmekle tehdit edip alacaklarını tahsil etmek olduğunun anlaşılması karşısında, sanıkların eylemlerinin basit cinsel saldırı suçunu da oluşturmayacağı, ancak mağduru aşağılama ve küçük düşürme kastıyla hareket etmeleri nedeniyle eylemlerinin hakaret suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde nitelikli cinsel saldırı suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi,” gerekçesiyle “bozulması” yönünde görüş bildirilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … Müdafiinin Temyiz İsteği
Sanıkta cinsel arzuları tatmin kastının olmamasına, suçun unsurları oluşmadığından ve şikayet yokluğu nedeniyle beraat kararı verilmesi ile dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.

B. Sanık Mohammad Müdafiinin Temyiz İsteği
Sanıkta cinsel arzuları tatmin kastının olmamasına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği ile dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Sanıklar her ne kadar aşamalarda suçlamayı inkar etmişlerse de; şikayetçinin sanıkların kendisini döverek Kağıthane’deki adrese götürdüklerini, burada ellerini kelepçeleyip dövdüklerini, şişeye oturttuklarını ve kendisinden para istediklerini beyan ettiği, şikayetçinin beyanına uyumlu şekilde sanık …’in cep telefonu üzerinde yapılan incelemede şikayetçinin elleri kelepçeli halde fotoğraflarının bulunduğu gibi, şişeye otururken çekilen görüntülerinin olduğu ve yine kendisine telefon verilerek bir yerleri aranmasının istendiğine ilişkin görüntülerin de bulunduğu, ayrıca tüm görüntülerin şikayetçinin beyanında bahsettiği adreste 29.11.2018 tarihinde kayıt altına alındığının tespit edildiği, bahse konu adresin şikayetçi tarafından yer gösterme suretiyle tespit edildiği, adreste sanıkların yakalandığı, hakkında beraat kararı verilen dosya dışı sanıkların da kısmen şikayetçi beyanlarını doğruladığı, şikayetçinin olayları zaman ve mekan sıralaması içinde uyumlu bir şekilde anlattığı, şikayetçi beyanının dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu raporu ile uyumlu olduğu, Adli Tıp Kurumu raporunda, fiili livataya maruz kaldığına dair tıbbi delillerin bulunmadığının bildirildiği, sanıkların aynı fikir ve irade iş birliği içinde hareket ederek, şikayetçiden olan alacaklarını almak amacıyla, rızası dışında Zeytinburnu’ndaki adrese götürdükleri buradan da döverek getirdikleri Kağıthane’deki adreste ellerini kelepçeleyip zorla 30.11.2018 tarihine kadar hürriyetinden alıkoydukları, bu süre zarfında ilk getirdikleri gün şikayetçiyi parayı ödemesi için dövdükleri başka bir günde şişeye oturtarak bu durumu kayda aldıktan sonra annesinden para istedikleri, daha sonra şikayetçiyi borcunu ödemediği takdirde ellerindeki görüntüleri yaymakla tehdit ederek cep telefonunu da alıp serbest bıraktıkları Mahkemece maddi vakıa olarak kabul edilmiş olup, bu oluş ve kabule göre; sanıkların şikayetçiye yönelik cinsel istismar eylemini sair cisim sokmak suretiyle gerçekleştirdiklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, mevcut haliyle sübuta eren eylemlerinin cinsel saldırı suçunu oluşturduğu ve sanıkların atılı suçu birden fazla kişi ile birlikte gerçekleştirdiklerinin kabul edildiği görülmüştür.

IV. GEREKÇE
Mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, şikayetçinin soyularak şişeye oturtulur vaziyette fotoğrafının çekilmesi şeklinde gerçekleşen eylemde, şikayetçi anüsünün cinsel bölgeler arasında yer alması, sanıkların eylemlerinin şikayetçinin anüsüne, dolayısı ile beden ve cinsel bütünlüğüne yönelik olması dikkate alındığında eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiş, açıklanan nedenle tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar hakkında cinsel saldırı suçundan kurulan İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.11.2022 tarihli ve 2022/376 Esas, 2022/430 Karar sayılı kararında sanıklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.05.2023 tarihinde karar verildi.