YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/27630
KARAR NO : 2023/3492
KARAR TARİHİ : 24.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.03.2017 tarihli ve 2015/132 Esas, 2017/48 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve 43 üncü maddesi uyarınca 27 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 13.12.2017 tarihli ve 2017/2071 Esas, 2017/2287 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi kararının, sanık müdafileri ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 23.10.2019 tarihli ve 2019/2216 Esas, 2019/11926 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince mağduredeki zeka geriliğinin çevresinde yaşayanlar ve kendisini tanıyanlarca bilinip bilinmediği hususunda yeterli sayıda tanık dinlenmesinin ardından dava dosyasıyla birlikte 6. İhtisas Kuruluna sevk edilerek bu hususta açıklayıcı ek rapor da aldırıldıktan sonra sanığın hukuki durumun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması karşısında vaki istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddine karar verilmesinin kanuna aykırı olduğundan bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
4. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.02.2020 tarihli ve 2019/326 Esas, 2020/59 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve 43 üncü maddesi uyarınca 27 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5. … Ağır Ceza Mahkemesi kararının sanık müdafileri tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 31.03.2021 tarihli ve 2020/6186 Esas, 2021/2623 Karar sayılı kararı ile sair temyiz itirazlar reddedilip, her ne kadar gerekçeli kararda suç tarihi 2010 Ekim-2014 Kasım arası olarak yazılı ise de sanığın bu dönemde mağdureyle en son cinsel ilişkiye girdiği tarihin net olarak belirlenememesi nedeniyle son eylemin 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonra gerçekleşip gerçekleşmediği hususu şüphede kalıp, bu durumun sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek 6545 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ile hüküm kurulması yerine yazılı şekilde uygulama yapılması suretiyle fazla ceza tayininin kanuna aykırı olduğundan bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
6. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.09.2021 tarihli ve 2021/160 Esas, 2021/223 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve 43 üncü maddesi uyarınca 15 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık Müdafilerinin Temyiz İstemleri
Sanık ile mağdurenin ailesi arasında husumet olduğuna, mağdurenin aşamalardaki beyanlarının çelişkili olduğuna, mağdure ve vasisi olan ablasının sanıktan şikayetçi olmadığına, sanığın atılı suçu işlediğine dair yeterli delil bulunmadığına, dinlenen tanıkların birçoğunun mağdurenin akrabası olması nedeniyle beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğine, mağdurenin akıl sağlığına yönelik adli tıp raporuna itibar edilmemesi gerektiğine, zincirleme suç yönünden artırım oranının gerekçesinin bulunmadığına, sanık hakkında takdiri indirim uygulanması gerektiğine, 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 2020/6186 Esas, 2021/2623 Karar sayılı bozma ilamına uyulması neticesinde Mahkemece yapılan yargılama sırasında her ne kadar mağdure … ve mağdurenin vasisi olan ablası …’nin sanığın üzerine atılı suçu işlemediğini beyan ederek sanıktan şikayetçi olmadıklarını, sanık … ise mağdure ile cinsel ilişkiye girmediğini beyan ederek üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiş ise de; mağdurenin cinsel istismara uğradığının doğum yapması üzerine ortaya çıktığı, mağdurenin soruşturma aşamasındaki beyanlarının şikayetçi …, tanıklar … ve … tarafından doğrulandığı, sanık …’in eşi olan tanık … ve kızı olan tanık … de soruşturma aşamasındaki ifadelerinde sanık … ile mağdure … arasında uzun süredir cinsel bir birlikteliğin olduğunu beyan ettikleri, sanık … 19.11.2014 tarihinde kollukta alınan ifadesinde ”Ben defalarca … ile rızası ile ilişkiye girdim, kendi evi ile benim evimde ilişkiye girdik, çocuk beden olmuş olabilir” şekilde beyanda bulunduğu, ancak üzerine atılı suçun cezasının alt ve üst sınırı nazara alındığında müdafi olmaksızın kolluk tarafından alınan beyanın hükme esas alınamayacağı, sanığın 22.01.2015 tarihinde savcılıkta ve 23.01.2015 tarihli Sulh Ceza Hakimliğinde alınan ifadesinde de bu beyanından döndüğü, mağdure ve ailesinin kendisine iftira attıklarını beyan ettiği, 23.02.2015 tarihinde tutukluluk halinin gözden geçirilmesi için Kumluca Sulh Ceza Hakimliğinde yapılan sorgusunda ”Müşteki ile birlikte olmayan kimse kalmadı, çocuk benden olmuş olabilir” şeklinde beyanda bulunduğu, sanığın bu sorgusunda müdafiinin de hazır olduğu anlaşılmakla sanığın yapılan sorgusunda suçunu tevil yollu ikrar ettiğinin görüldüğü, mağdurenin birden fazla kişi ile cinsel birliktelik yaşaması nedeni ile çocuk doğduğunda çocuğun kimden olduğunu kesin olarak bilememesi nedeni ile cinsel birliktelik yaşadığı sanık …’den olduğu zannı ile soruşturma aşamasında sanık … ile ilgili gerçekleri anlattığı, alınan adli rapor ile çocuğun babasının birleşen dosya sanığı … … olduğunun anlaşılması üzerine sanık …’i suçtan kurtarmak gayesi ile ve yönlendirme ile beyanlarını değiştirdiği kanaatine varıldığı, yine sanığın mağdurede var olan zeka geriliğini bilmediğini savunduğu; ancak Adli Tıp Kurumu Adli Tıp 6. İhtisas Kurulunun 08.01.2020 tarihli raporunda mağdurede saptanan hafif-orta derecede zeka geriliğinin hekim olmayanlarca ilk bakışta anlaşılamayabileceği ancak yakın çevresinde yaşayanlarca ve tekrarlayan görüşmelerle anlaşılabileceğinin belirtildiği, mağdure ve tanık beyanları ile sanığın aynı yöndeki anlatımlarına göre sanık … ile mağdure ve ailesini yaklaşık yirmi yıl gibi uzun bir süredir tanıdığı, sanığın mağdure ve ailesine yardım amaçlı evlerine sık sık gidip geldiği, mağdure ile zaman geçirdiğinin sanığın kızı olan tanık … ve eşi olan tanık …’nin kolluk aşamasında alınan beyanları ile de sabit olduğu, mağdureyi defalarca gören, evine gidip gelen sanığın mağdurede var olan zeka geriliğini bilmediği yönündeki savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, tüm bu hususlar nazara alındığında mağdure ve şikayetçinin sanığın suçtan kurtulmasına yönelik olarak ilk beyanlarından döndüğü, sanık …’in ise aşamalarda alınan savunmalarının gerçeği yansıtmadığı, çelişkili ve suçtan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılmakla, sanık …’in üzerine atılı nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediğinin sabit olduğu kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle sanık …’in mağdureye yönelik birden fazla kez nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediğinin Mahkemece sabit kabul edildiği, sanığın eylemini 2010-2014 yılları arasında gerçekleştirdiği, sanığın bu dönemde mağdure ile en son cinsel ilişkiye girdiği tarihin net olarak belirlenememesi nedeniyle son eylemin 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonra gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda oluşan şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla, sanığın eylemine uyan suç tarihi itibarıyla lehe olan 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğinden önceki 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince aynı Kanun’un 61 inci maddesindeki ilkeler ışığında alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirir bir neden bulunmadığından alt sınırdan cezalandırılmasına, dosyadaki raporlardan anlaşılacağı üzere, sanığın eylemini ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan mağdureye karşı işlediği anlaşıldığından aynı Kanun’un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi gereğince cezasında yarı oranında artırım yapılmasına, sanığın cinsel saldırı eylemini 2010 yılından başlayarak 2014 yılına kadar işlediği dikkate alınarak aynı Kanun’un 43 üncü maddesi gereğince cezasında takdiren 2/4 oranında artırım yapılmasına, dosya arasına alınan adli sicil kaydında sanığın sabıkalı kişiliğe sahip olduğunun anlaşılması, sanığın atılı suçtan pişmanlık duyduğuna dair bir beyanının mevcut olmaması ve takdiri indirimi gerektirir başka bir nedenin bulunmaması nedeniyle sanık hakkında aynı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına dair hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz Sebeplerine Yönelik
Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında kurulan hükümde, temel cezanın alt sınırdan belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanık Müdafilerinin Temyiz Sebeplerine Yönelik
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ve yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, … Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.09.2021 tarihli ve 2021/160 Esas, 2021/223 Karar sayılı kararında sanık müdafileri ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin
birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca … Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.05.2023 tarihinde karar verildi.