YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/21920
KARAR NO : 2023/5492
KARAR TARİHİ : 13.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/105 E., 2016/348 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında, … Cumhuriyet Başsavcılığınca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun’la değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir.
2. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine … Cumhuriyet Başsavcılığının 22.01.2016 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
3. … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.05.2016 tarihli ve 2016/105 Esas, 2016/348 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 6545 sayılı Kanun’la değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi ve 51 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna hükmedilerek ceza ertelenmeiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği özetle; hapların sanığa ait olmadığına, hukuka aykırı delil elde edildiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR (İlk Derece Mahkemesinin Kabulüne göre)
Dinlenen zabıt mümzisi Ahmet’in beyanında, sanığı 1517 sokak üzerinde gördüklerinde elinde bir şeyler tuttuğu, şüphelenip ne var diye sorduklarında avucunda hap olduğunu görüp yanında başka birisinin olmadığını hatta şahsın ekip otosuna bindirileceği sırada kaçtığını, kısa bir kovalamaca sonucunda yakaladıklarını, yakalandığında sanığın hapın kendisine ait olmadığı yönünde herhangi bir beyanının olmadığını belirttiğinden sanığın 19.02.2015 tarihinde avcunda yakalanan uyuşturucunun kendisine ait olmadığı, Kamuran isimli kişiye ait olduğu yönündeki beyanına itibar edilmediği, sanığın 19.05.2014 tarihinde… önünde polisler tarafından durdurulduğunda cebinden 3 adet extacy tabir edilen hapla yakalanıp aldırılan ekspertiz raporunda bu maddenin 2313 sayılı Kanun kapsamındaki uyuşturucu maddelerden olduğunun tespit edilip hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine
karar verilip bu kararın sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen denetim süresi içerisinde 09.12.2015 günü saat 13:00 sıralarında Kahramanlar Ege Mah. 1517 Sok No.30 önünde polisler tarafından görülüp elinde bir şey sakladığının tespit edilip şahsın elindeki maddenin bakıldığında sarı renkli extacy tabir edilen hap olduğunun tespit edilmesi şeklinde deneme süresi içerisinde tekrar uyuşturucu madde bulundurmak suçunu işlediği gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Ceza Muhakemesi Hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı Kanun’un 170 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ceza davası, dava açan belge niteliğindeki İcra Ceza Mahkemesine verilen şikâyet dilekçesi, son soruşturmanın açılması kararı gibi istisnai hükümler dışında kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Anılan Kanun’un 170 inci maddesinin dördüncü fıkrasında da; “iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır” düzenlemesine yer verilmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesi uyarınca ise; “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.” Bu madde gereğince hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir.
Anılan kanuni düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açık aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır.
Tüm bu açıklamalar doğrultusunda; iddianame içeriğinde 19.05.2014 tarihli eyleme ilişkin anlatım bulunmadığı, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemlerle sınırlı olduğu da gözetilerek yargılamaya konu eylemle ilgili 5271 sayılı Kanun’un 170 inci maddesine uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı halde yargılamaya devamla mahkûmiyet kararı verilmesi, nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Başkaca yönleri incelenmeyen … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.05.2016 tarihli ve 2016/105 Esas, 2016/348 Karar sayılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.06.2023 tarihinde karar verildi.