YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/33819
KARAR NO : 2023/2218
KARAR TARİHİ : 29.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/52 E., 2022/51 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : Mahkumiyet
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.07.2011 tarihli ve 2010/38 Esas, 2011/90 sayılı kararıyla sanık … hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan beraatine, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 13 yıl 6 ay hapis cezası ile mahkumiyetine; sanık …
Sayan hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
2. Hükmün sanıklar müdafileri ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 12.11.2012 tarihli ve 2012/1251 Esas, 2012/12895 sayılı kararı ile sanık …’ün eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü suçu oluşturacağından bahisle hakkında verilen silahlı terör örgütüne üye olma suçunun bozulmasına; sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 220 nci maddesinin yedinci fıkrasında yapılan değişiklik karşısında sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdirinde zorunluluk bulunduğundan bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma kararı üzerine dosyanın gönderildiği Malatya (Kapatılan) 3. Ağır Ceza Mahkemesince (5271 sayılı Kanun’un 250 nci maddesi ile görevli) verilen 13.03.2014 tarihli ve 27-12 sayılı karar ile 6526 sayılı Kanun’un 1 inci maddesiyle 3713 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 14 üncü maddesi uyarınca dava Tunceli Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiştir.
4. Tunceli Ağır Ceza Mahkemesinin 18.07.2014 tarihli ve 2014/27 Esas, 2014/115 sayılı kararı ile sanık … hakkında Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına; sanık … hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5. Hükmün sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 25.05.2015 tarihli ve 2015/1093 Esas, 2015/1439 sayılı kararı ile sanık … hakkında atılı suçun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacağından bahisle devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunun bozulmasına; sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 220 nci maddesinin yedinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan düzenleme uyarınca yapılan indirimin hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun ve orantılı, makul ve makbul bir indirim olması gerekirken yazılı şekilde dosya kapsamına uygun olmayacak biçimde yapılması sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir.
6. Bozma ilamından sonra Tunceli Ağır Ceza Mahkemesinin 04.12.2015 tarihli ve 156-209 sayılı kararı üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 26.11.2015 tarihli ve 11185-16666 sayılı kararına istinaden davanın nakline ve yargılamanın sürdürülmesi için dosyanın Ankara Batı Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
7. Davanın nakledildiği Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.05.2016 tarihli ve 2015/389 Esas, 2016/132 sayılı kararıyla sanık … hakkında Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde direnilmesine, sanık … hakkında bozma ilamına uyularak silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
8. Kararın sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 08.03.2018 tarihli ve 2017/2724 Esas, 2018/913 sayılı kararıyla sanık … hakkında bozma ilamı yerinde görülerek dosyanın Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kuruluna tevdiine, sanık … hakkında verilen hükümde 5237 sayılı Kanun’un 220 nci maddesinin yedinci
fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan düzenleme uyarınca hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun ve gösterilen indirim miktarı ile orantılı makul ve makbul indirim yapılmasının gerektiğinin gözetilmemesi sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir.
9. Direnme kararı üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.06.2021 tarihli ve 2018/16-329 Esas, 2021/264 Karar sayılı ilamıyla direnme kararına konu hükmün, vahim nitelikteki fiilini gerçekleştirildiği 30.06.2006 tarihinde meydana gelen olaya katıldığına ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmayan sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir.
10. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun bozma ilamı üzerine Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.02.2022 tarihli ve 2022/52 Esas, 2022/51 sayılı kararıyla sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine; sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
11. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 06.06.2022 tarihli, ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Özetle; gerekçede teşdidin neye göre uygulandığının belli olmadığına, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin neden uygulanmadığına dair gerekçenin olmadığına ilişkindir.
B.Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Özetle; sanığın söz konusu iş yerinde ücretli olarak çalışan olduğu ve iş yerinin sanığa ait olmadığı, sanık ile diğer sanık arasında herhangi bir bağlantı kurmadan yaşananların hayatın olağan akışına aykırı olduğu sebebiyle ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, sanığın örgüte yardım diye nitelendirilebilecek bir eyleminin olmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık … yönünden yapılan değerlendirmede; Ceza Genel Kurulunun 2018/16-329 ve 2021/264 Esas sayılı kararı ile de belirtildiği üzere; sanığın, 1999 yılında ailesinin Ankara’daki evinden kaçarak PKK silahlı terör örgütüne katıldığı, “Hevi” kod adını aldığı, Kuzey Irak’ta Kandil
dağında bulunan örgüt kamplarında silahlı ve ideolojik eğitim gördüğü, aynı bölgede örgütsel faaliyetler yürütmeye başladığı, 2003 yılından itibaren Tunceli kırsalında savaşçı olarak yer aldığı ve 06.11.2008 tarihinde kolluğa gelen ihbar üzerine Gündem Gazetesinin Van temsilciliği bürosunda sahte kimlikle yakalandığı sanığın ikrarı, bir kısım tanıkların beyan ve teşhisleri ile tüm dosya kapsamına göre sübut bulmuş ise de 30.06.2006 tarihinde saat 18.00 sıralarında Tunceli Pülümür karayolunda örgüt mensuplarınca gerçekleştirilen ve vahim nitelikteki fiilin işlendiği yol kesme, mağdur, müşteki ve katılanların da içinde olduğu birçok insanı araçlarından zorla indirdikten sonra yol kenarındaki çalılık alana götürerek örgütün propagandasını yapma ve bir kısmının cebir ve tehdit kullanarak parasını alma eylemine katılıp katılmadığı hususunda tanık “…” kod isimli A. İ.’nin özü itibarıyla duyuma dayalı olan beyanının aşamalarda değişiklik gösterdiği, kovuşturmada talimatla alınan beyanında ikinci eylem olarak bahsedip iddianame kapsamındaki olaya ilişkin anlatımda bulunan tanık “…” kod isimli E. K.’nin söz konusu eylemden önce 07.06.2006 tarihinde kolluk kuvvetlerine teslim olması nedeniyle olay günü ve sonrasında tutuklu olduğu, iddianamede yer verilen müştekiler arasında belirtilmemekle birlikte olaya ilişkin bilgi ve görgüleri bulunan kişilerin olayın hemen sonrasında 30.06.2006 tarihinde saat 20.30’da kollukta albüm üzerinde yaptığı teşhiste eyleme katılan bazı örgüt mensuplarını teşhis ettikleri ancak aynı albümün 8 inci sayfasında “Resim 125” olarak fotoğrafı yer alan sanığa yönelik teşhiste bulunmadıkları, mağdur H. Y. ile müşteki A. B.’nin soruşturma aşamasındaki ifadelerinde verdikleri genel nitelikteki eşgalde bayan örgüt mensuplarından birinin şaşı olduğundan bahsetmelerine rağmen sanığın böyle bir özelliğinin dosyaya yansımadığı ve ayrıca bir kısım tanıkların Tunceli kırsalında örgüt içinde faaliyet gösteren “…” kod isimli başka şahısları da anlatıp teşhiste bulundukları nazara alınıp olay tarihinden itibaren geçen zaman dikkate alındığında mağdur, müşteki ve katılanların sağlıklı bir şekilde teşhis yapmalarının artık mümkün olmayacağı gözetildiğinde; sanığın vahim nitelikteki fiilin gerçekleştirildiği 30.06.2006 tarihinde meydana gelen olaya katıldığına ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmaması karşısında Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının sübuta erdiği kabul edilemeyeceğinden atılı suçlardan ayrı ayrı beraat kararı verilmiş ancak sanığın eyleminin bu hali ile TCK’nın 314/2 ncimaddesi kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğu ve atılı suçun sübuta erdiği sabit olduğundan TCK’nın 314/2 nci ve 61 inci maddesi uyarınca suçun işleniş şekli, vahameti, gözetilerek temel cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesine, sanığın iyi hali görülmediğinden hakkında takdiri indirim nedenlerinin uygulanmamasına ve TCK’nın 58/9 uncu maddesi uyarınca mükerrerlere özgü infaz rejimine tabi olmasına karar verilmiş, bu aşamada sanığın tutuklulukta geçirdiği süre ile verilen ceza miktarı dikkate alındığında tutukluluk tedbirinin bu aşamada ölçüsüz olacağı anlaşılmakla hükümle birlikte tahliyesine karar verilmiştir.
Sanık … yönünden yapılan değerlendirmede ise; PKK terör örgütü üyesi olan sanık …’ün örgüt adına Van’da eylem yapacağı hususunda istihbari bilgiler üzerine takibinin yapılarak Van’a gittiğinin tespit edildiği, sanık …’ın Van’da Gündem Gazetesinin sorumlusu olup, örgüt üyesi … (K) …’e yardımda bulunup, sahibi olduğu büroda gizlediği, sanık … yapılan operasyonda gizlendiği gazete bürosunda yakalandığı, sanık …’ın temsilciliğini yaptığı gazetede yapılan aramada, toplatılmasına karar verilen çok sayıda örgütsel kitap ve gazete ele geçirildiği, sanığa ait harddisk ve 15 adet disketin incelenmesinde, içeriklerinde PKK / KONGRA – GEL terör örgütü elebaşısı … ve örgüt üyelerinin fotoğraflarının bulunuduğu resim ve dosyalarının, örgütsel içerikli yazılarının, örgütün propagandasının yapıldığı video dosyalarının tespit edildiği, özellikle Diyarbakır E Tipi Cezaevi Kurumunda tutuklu olduğu
sırada, TBMM İnsan Hakları Komisyonuna gönderdiği dilekçesinde …’ın cezaevi koşullarına dikkat çekmek, koşullarının acilen iyileştirilmesi ve bağımsız bir insan hakları heyetinin cezaevine inceleme yapılması amacıyla açlık grevine gideceğini belirttiği, sanık …’ın da PKK terör örgütüne yabancı bir insan olmadığı, örgüt üyesi olduğunu bildiği …’ün gazete bürosunda saklanmasına yardım ettiği, daha önceden tanımadığı ya da geleceğinden haberi olmayan bir insanı gazete bürosuna götürerek yiyecek ve dinlenme imkanı vermesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı anlaşılmakla sanığın eyleminin sabit olduğu tespit edilerek sanık …’ın silahlı örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediği, sanığın suçu işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, sanığın güttüğü amaç ve saiki birlikte değerlendirildiğinde sanığın TCK’nın 314/2 nci maddesi gereğince taktiren alt sınırdan hapis cezası ile cezalandırılmasına, (bu aşamada sanık hakkında atılı suçun asgari haddinden hüküm kurulmasına rağmen, hüküm fıkrasında sehven ” …ve alt sınırdan uzaklaşılarak 4 yıl..” ibaresinin yer alması nedeni ile kanunun temel ceza için belirlediği alt sınırın altına düşülerek indirim ve artırım maddesinin de bu miktar üzerinden uygulandığı görülmüştür) sanığın terör örgütüne yaptığı yardımın niteliği dikkate alınarak verilen cezasından TCK’nın 220/7 uyarınca taktiren 1/3 oranında indirim yapılmasına, sanığın eyleminin 3713 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi kapsamında yer alan terör suçu olması dikkate alınarak cezasının 3713 sayılı Kanun’un 5/1 inci bendi gereğince yarı oranında artırılmasına, sanığın sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ile verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak sanığa verilen cezadan TCK’nın 62/1 inci maddesi gereğince taktiren 1/6 oranında indirim yapılması ile sanık hakkında TCK’nın 220/7 nci maddesi uygulandığından tekerrür hükümlerinin uygulanmamasına karar verilerek hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, sanık hakkında tayin edilen temel cezadan teşdiden artırımın neden uygulandığı ve takdiri indirim sebeplerinin neden uygulanmadığının gerekçelendirildiği, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet kararına ilişkin vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılarak verilen hüküm hukuka aykırı bulunmamıştır.
B. Sanık … Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-) Hükmün gerekçesinde sanığın silahlı örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediği kabul edilmişse de hüküm fıkrasında sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme olduğu kabul edilerek 5237 sayılı TCK’nın 314/3 ve 220/6 ncı maddeleri yollamasıyla TCK’nın 314/2 nci maddesi gereğince temel ceza tayin edilerek gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılması,
2-) Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükümde cezanın alt sınırının “5 yıl” olmasına rağmen yazılı şekilde uygulanması,
3-) Bozma kararına uyulmasına rağmen bozmayı etkisiz kılacak şekilde fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.02.2022 tarihli ve 2022/52 Esas 2022/51 sayılı kararında sanık … müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.02.2022 tarihli ve 2022/52 Esas 2022/51 sayılı kararına yönelik sanık … müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 1412 sayılı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca hükmolunan sonuç ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
Dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.03.2023 tarihinde karar verildi.