YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/17644
KARAR NO : 2023/813
KARAR TARİHİ : 27.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1298 E., 2020/691K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararının, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.05.2019 tarihli ve 2019/86 Esas, 2019/169 sayılı Kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 inci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve mahsubuna karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 16.06.2020 tarihli ve 2019/1298 Esas ve 2020/691 sayılı Kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “30.01.2019” yerine “2018” olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmekle birlikte, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 21.02.2022 tarihli ve temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz istemleri özet olarak; ilgili dönemde yapılanmanın silahlı terör örgütü niteliğinin bulunmadığına, sanığın sempati ve örgütsel iltisakı boyutunu aşacak düzeyde örgütün niteliğini ve nihai amacını bilerek örgüt üyesi olduğunu kanıtlamaya yeterli delilin bulunmadığına, sanığın telefonuna ByLock’u eniştesi B.U.’nun yüklediğini, uygulama üzerinden yalnızca ablası ve eniştesi ile suç unsuru içermeyecek şekilde haberleştiğini, dini mesajların gönderildiğini beyan etmesi, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağındaki verilerde çelişkiler bulunması ve genel dini içerikli maillerin bulunması değerlendirildiğinde sanığın uygulamayı örgütsel saikle kullanmadığının anlaşıldığına, sanığın yalnızca Bank Asyada hesabının bulunmasının hükme esas alınamayacağına, sanığın örgüt liderinin talimatından önce hesap açtığına ve hesapta günlük basit işlemler yaptığına, sanığın suç teşkil eden herhangi bir faaliyetinin bulunmadığına, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, sanığın kendisine ByLock yükleyen ve sohbet veren şahsa ilişkin anlatımda bulunması nazara alınarak 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine ve sair sebeplere ilişkindir.
Sanığın temyiz aşamasında sunduğu 02.02.2023 tarihli dilekçesi kapsamında; kendisinin ve başka şahısların örgütsel faaliyetlerine ilişkin anlatımlarını sunmak suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Yapılan yargılama ve dosyadaki tüm delillerin değerlendirilmesi neticesinde; sanığın aşamalardaki savunmalarında, ByLock programını kullandığını, bu programı eniştesi B.U.’nun telefonuna yüklediğini, bu programdan sadece eniştesi B.U. ve ablası G.U. ile görüştüğünü beyan ettiği, 15.08.2018 tarihli ByLock hesabına ilişkin ByLock kimlik tespit ve değerlendirme tutanağında, sanığın amcasının oğlu H.T. adına kayıtlı olan ve sanığın kullandığı anlaşılan (…) (…) (25) (34) nolu hat üzerinden … ID numaralı ByLock profili üzerinden “haydarsami” kullanıcı adıyla, “…” şifresi üzerinden ByLock isimli programı kullandığı, sanığın 2015 doğumlu M.S. isimli çocuğunun adıyla ilişkilendirilmek suretiyle kullanıcı adı ve şifresinin oluşturulduğunun anlaşılmakla, sanığın ByLock kullanımı sabit görüldüğü, sanığın Bank Asyada 30.04.2010 tarihinde hesap açtığı, bu hesabı Altın, Euro, TL vadeli mevduat hesapları ile kullandığı, sanığın Altın, Euro ve TL mevduat hesaplarında yapılan inceleme de sanığın savunmaları ile uyumlu olmadığı, diğer TL mevduat hesabının sadece beyanları ile uygun olduğu tespit edilerek mahkemece dosyasına rapor sunulduğu, gerek dosyaya sunulan bilirkişi raporu ve gerekse mahkeme heyetince sanığın hesap hareketlerinin incelenmesinde, sanığın FETÖ/PDY örgüt elebaşısının emir ve talimatı doğrultusunda hareket ettiği, sanığın Bank … hesap hareketleri, sanık bakımından örgüt üyesi olarak verilen talimatları yerine getirdiği ByLock delilinin yanında sanık aleyhine değerlendirildiği, savunmasının ekonomik ve sosyal durumu da göz önüne alındığında itibara elverişli bulunmadığı, Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketi’nin 26.02.2019 tarihli yazısında sanığın aboneliğine ilişkin 14.10.2015 tarihinde “STV GRUP KANALLARININ PLATFORMDAN ÇIKARILMASI GEREKÇESİYLE İPTAL EDİLMİŞTİR. SÖZ KONUSU KANALLARIN 08.10.2015 tarihinde platformdan çıkarıldığı”nın bildirilmiş olması, diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde bu hususunda sanığın örgüt üyeliğini destekler mahiyette bir delil olduğu kanaatine ulaşıldığı, sanığın anılan silahlı terör örgütünün kurgusuna dahil olma konusundaki iradesinin, terör örgütü bilinç ve iradesini kapsamakla birlikte TCK’nın 30 uncu maddesinde belirtilen hata hükümlerinin ve hukuka uygunluk nedenlerinin somut olayda uygulamasına mahal bulunmadığı ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine karar verildiği belirtilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “30.01.2019” yerine “2018” olarak yazılması şeklindeki mahallinde düzeltilebilir maddi hata dışında bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1. Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY’nin cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütü niteliğinde olduğu, söz konusu kararda; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği,
ByLock sorgu tutanakları, CGNAT kayıtları ve sanığın kişisel bilgileri ile uyumlu içerikteki ByLock tespit ve değerlendirme tutanağına göre, sanığın amcasının oğlunun adına kayıtlı olan ancak kendisinin kullandığını kabul ettiği (…) (…) (25) (34) numaralı GSM hattı üzerinden … ID numaralı ByLock kullanıcısı olduğu ve ByLock uygulamasını gizliliğe riayet ederek örgütsel haberleşme amacıyla kullandığının sabit olduğu,
2. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF’ye devredilen ve 22.07.2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 107 inci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş’de (Bank …) gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği,
Bank … kayıtları ve hesap hareketlerine ilişkin bilirkişi raporu itibarıyla, sanığın örgüt liderinin talimat vermesinden sonra, önceki bankacılık işlemleri ile benzerlik göstermeyen şekilde katılım hesabı açma ve hurda altın alımı gibi işlemler yaparak bakiye artırımında bulunmak suretiyle örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eder nitelikte eylemlerde bulunduğu,
3. Örgüt üyesi olan sanığın, deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde örgütün hiyerarşik yapısı içinde yer aldığını gösterir nitelikteki Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketi’nin yazısının, diğer delillerle birlikte hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
4. Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, sanığın süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylemler yürüterek örgütle organik bağ kurmak suretiyle örgüt üyesi olduğuna dair kabulde ve gerekçede bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
5.Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla, sanık müdafinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
a) Sanığın temyiz aşamasında sunduğu 02.02.2023 tarihli dilekçesi itibarıyla, kendisinin örgütsel faaliyetlerine ve yargılama aşamasında bildirmediği birtakım örgüt mensuplarına ilişkin bilgiler vererek etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak ve bildiklerini anlatmak istediğini belirtmesi karşısında, hükmün kesinleşmesine kadar etkin pişmanlıkta bulunma imkanı da gözetilerek öncelikle sanığın duruşmada hazır edilerek ayrıntılı bir şekilde beyanlarının alınması, daha sonra vermiş olduğu bilgilerin, sanığın örgüt içerisindeki kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve konumuna uygun doğruluk ve faydalılık durumunun ilgili birimlerden sorulması ile sonucuna göre sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılarak bir karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
b) Kabule göre de,
Mahkeme gerekçesinde zuhulen yazıldığı anlaşılan ve sanık ile ilgisi bulunmayan F.D. isimli şahsın ad soyad bilgilerine yer verilmesi, bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde yer alan nedenlerle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 16.06.2020 tarihli ve 2019/1298 Esas, 2020/691 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.02.2013 tarihinde karar verildi.