Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/11226 E. 2023/396 K. 08.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11226
KARAR NO : 2023/396
KARAR TARİHİ : 08.02.2023

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
TUTUKLU

İNCELENEN KARARIN;
Mahkemesi :Ceza Dairesi
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
Hüküm : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Samsun 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.12.2018 tarihli ve 2017/42 Esas, 2018/733 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesi dokuzuncu fıkrası, 63 ncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 10.10.2019 tarihli ve 2019/291 Esas ve 2019/1670 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik, sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 10.06.2021 tarihli ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; sanığın ByLock programını kullandığına ilişkin herhangi bir içerik, ID tespiti ve delili bulunmadığı, bank …’da hesabının bulunduğu belirtilse de banka hesabı açma eyleminin herhangi bir suç-haksızlık içeriği bulunmadığı, yapılan işlemler incelendiğinde kart borcu ödeme ve eft işlemi olduğu, sanıktan ele geçirilen dijital materyallerin tetkikinden sanığın örgütle iltisaklı internet sitelerini takip ettiği belirtilse de söz konusu eylemin herhangi bir suç teşkil etmediği, sanığın 3 yıl süre ile kademe ilerlemesinin karar verilmesinin bu davada delil olarak kabul edilemeyeceği, usul ve yasaya aykırı karar verildiği, bu nedenle kararın bozulması gerektiğine ve sair sebeplere ilişkindir.
Sanığın temyiz istemi özetle; Samsun 1.Sulh ceza yargıcı olarak hakkında 7 kez karar veren hakimin Samsun 4. Ağır ceza mahkemesi başkanı olarak da verilen karara imza attığını, ByLock kullanmadığı, evinde yapılan aramada suç teşkil eden materyale rastlanmadığı, bankasya hesap hareketlerinin rutin olduğu, hakkında yapılan idari soruşturmadan beraat aldığı, bu nedenle kararın bozulması gerektiğine ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma ve terörizmin finansmanın önlenmesi hakkındaki yasaya muhalefet suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış, iddia, savunma, ByLock tespit değerlendirme tutanağı, diğer tutanaklar ile tüm dosya kapsamından; sanığın Samsun vali yardımcısı iken kamu görevinden uzaklaştırıldığı, sanığın adına kayıtlı ve fiilen kullanımında olduğu tespit edilen 0 505 (…) (…) (…) numaralı GSM hattı üzerinden FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli haberleşme ağı ByLocka dahil olduğu, yerleşik yargı kararlarıyla sabit olduğu üzere sadece bir kısım örgüt yöneticileri ve örgüt mensupları arasında kullanıldığı bilinen ByLock uygulaması üzerinden diğer örgüt mensuplarıyla haberleştiği, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğu ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edildiği, ByLock’a tespit değerlendirme tutanağının henüz dosyaya gelmediği, mevcut deliller göz önüne alındığında tespit değerlendirme tutanağının beklenmesinde zorunluluk bulunmadığı, sanığın örgüte müzahir Bank … isimli bankada bulunan hesabı, dijitallerinde yapılan incelemede örgütün doğrudan ve dolaylı propagandasını yapan site ve hesapları takip etmesi, örgüt liderine ait sohbet ve şiir içerikli mp3 uzantılı ses ve video dosyalarının bulunduğunun tespit edilmesi, 28.04.2016 günlü disiplin raporunda, sanığın vali yardımcısı iken sosyal medya üzerinden ve değişik ortamlarda sergilediği davranış ve fiillerin devlet memuru vakarına yakışmayan hizmet dışında devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte, amirine karşı küçük düşürücü ve aşağılayıcı ifadeler içeren nitelikte davranışlarından dolayı 1700 sayılı Yasanın 22. maddesi gereği kıdem tenzili disiplin cezasıyla cezalandırılması gerektiği görüşüyle İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığına sunulması, İçişleri Bakanlığı … Disiplin Kurulu’nun 29.09.2016 tarihli kararı ile sanığın 3 yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulmasına karar verilmesi hususlarının sanığın örgütle irtibatına delil teşkil ettiği, sanık hakkında tanık V. S.’nin sanığın kendisine 1 dolar verdiği şeklindeki beyanının somut delil değeri taşımadığı, sanığın örgütsel manada 1 dolar taşıdığının ve dağıttığının ispatlanamadığı kanaatiyle sanığın bu yöndeki savunmasına itibar edilerek tanık beyanının hükme esas alınmadığı anlaşılmakla sanığın anlatılan eylemleriyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik bağ kurarak terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil üyesi konumunda olduğu sabit görüldüğünden sanığın örgüt içindeki eylemleri, konumu ve suçun işleniş biçimi nazara alınarak örgüt üyeliği suçundan alt sınırdan cezalandırılmasına, gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin hapis cezasından mahsubuna; her ne kadar sanığın terörizmi finanse ettiği iddia edilmişse de, dosya kapsamından terörizme ne şekilde, hangi eylem ve faaliyetler aracılığıyla fon sağlandığı izah edilerek açıklanmadığından unsurları itibariyle oluşmayan atılı terörizme fon sağlama suçundan sanığın beraatına dair hüküm verilmiştir ve sanık hakkında neticeten 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği tespit edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Dosya kapsamına göre mahkemenin kabulü ile sanığın cezaevindeki telefon tutanaklarındaki sarf ettiği sözler ve daha öncesinde girdiği örgüt hiyerarşisini sürdürüp, kovuşturma aşamasında yurtdışına kaçmaya çalışırken yakalandığı gözetildiğinde, mahkemenin uygulama ve gerekçesi yerinde görüldüğünden, Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
B. Sanığın 28.02.2017 tarihinde tutukluluk halinin devamına karar veren hakim …’ın Samsun 4. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yapması yönünden yapılan itirazın incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nın 23/2 maddesinde yer alan “Aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış bulunan hakim, kovuşturma evresinde görev yapamaz” şeklindeki düzenleme, 5320 sayılı CMK’nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 11. maddesinde sayılı “Ceza Muhakemesi Kanunun 23. maddesinin ikinci fıkrası, Kanunun 163. maddesi hükmü dışındaki hallerde uygulanmaz” şeklindeki belirleme ile sınırlandırılmıştır.
Yine 5271 sayılı CMK’nın 100. maddesinde sayılı “kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir.” denilmekle yargılamanın mevcut durumu itibariyle geçici olan tutuklama kararının verebilmesi için kuvvetli şüphenin ve tutuklama nedenin aranması zorunlu olup, kararda tutuklama nedenlerine yer verilmesi hakimin tarafsızlığını şüpheye düşüren hallerden kabul edilemez.
Somut olayda; soruşturma aşamasında tutukluluk halinin devamına karar veren 101350 sicil nolu Hakim V.A.’nın yargılamaya katılabilecek hakimlerden olup, CMK’nın 163. maddesinde sayılı “suç üstü hali ile geçikmesinde sakıncalı bulunan hallerde, Cumhuriyet Savcısına erişilemiyorsa veya olay genişliği itibarıyla Cumhuriyet Savcısının iş gücünü aşıyorsa, sulh ceza hakimi de bütün soruşturma yapabilir” hükmü dışında kalmakta, CMK’nın 23/2. maddesi kapsamında bulunmadığı anlaşıldığından incelenen hüküm bu yönden hukuka aykırı bulunmamıştır.
C. Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararı ve müstakar kararlarında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkün görüldüğünden, sanık yönünden dosyadaki diğer deliller suçun sübutu için yeterli görülmekle; ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı beklenmeden karar verilmesi sonuca etkili görülmemiştir.
D. BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası AŞ’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında; Bank … nezdindeki hesap hareketlerinin incelenmesi neticesi hazırlanan bilirkişi raporuna göre, sanığın yaptığı işlemlerin örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eder nitelikte olduğu anlaşıldığından, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık ve müdafiinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 10.10.2019 tarihli ve 2019/291 Esas, 2019/1670 sayılı kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Samsun 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.02.2023 tarihinde karar verildi.